Türkiye uzunca bir süredir ekonomik sorunlarla boğuşurken, gündemin başlıca konuları, “Zamlar, fahiş fiyatlar, enflasyon ve hayat pahalılığı” olarak dikkati çekiyor. Zamlardan bunalmayan kaldı mı? Hayat pahalılığından şikayeti olmayan var mı? Dövizin yükselişi hız kesmeden devam ediyor.
Özetle, Türkiye’de her kesim ekonomik verilerden dertli mi dertli… Muhalefet partileri, bugünlerde, iktidarın en zayıf yanı olarak keşfettikleri hayat pahalılığı üzerinden hamle üstüne hamle yapıyor. İktidarın gardı düşmüş durumda. Savunmaları akıl alır gibi değil. Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ı uzun süredir ekranlarda ve medyada görmüyoruz, sesini duymuyoruz.
İktidarı savunmak adına konuşanlar ise her söyledikleriyle sanki başka bir Türkiye’de yaşarmış gibi izlenim bırakıyorlar. Öyle çoklar ki. İşte bunlardan biri: AK Parti’nin eski Konya Milletvekili Dr. Hüsnüye Erdoğan.
Hüsnüye Erdoğan, “Zam gelmiştir ama mini mini gelmiştir” sözüyle gündem oldu. Milletvekili olduğu dönemde bile adını kimsenin duymadığı Erdoğan, “mini mini” derken, pencerenin kenarına konan kuşu tanımlamıyor. Doğal gaza gelen zamdan söz ediyor. Her şeyi toz pembe göstermek isteyenlere Karadenizli Temel’in fıkrasını hatırlatırım:
Temel hastalanmış… Ama hastalığına kimseyi inandıramamış… Temel de vasiyet etmiş… “Ölünce mezar taşıma şöyle yazılsın” diye.
Ve Temel ölmüş… Mezar taşında şöyle yazılıymış:
“Hastayım dedum dedum inanmadınız.”
Ahmet Tek