Cömertlik, eli açıklık demektir. Sahip olunanı, ondan mahrum olana ikram etmektir. Kendi kazancından, herhangi bir karşılık almadan ve beklemeden başkası için harcamaktır.
“Cömertlik, dalları dünyaya uzanan cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Kim onun dallarından birine tutunursa, bu onu cennete götürür. Cimrilik ise, dalları dünyaya uzanmış cehennem ağaçlarından bir ağaçtır. Kim de, onun dallarından birine tutunursa, bu da onu cehenneme çekip sürükler!..” Hz. Muhammet (sav)
Cömert ve delikanlı aynı köktendir. (Cömard-cevanmard) Farsçadan almışız. Kürtçede kıro, Yunancada efe kelimesi delikanlı ile eş anlamlıdır. Yıldız Tilbe bir şarkısında “Bu kadar kolay sanma delikanlım” demiş. İmam Gazali ise şöyle buyurmuş: “Cimrilik dünyaya bağlanmanın, cömertlik ise dünyaya kıymet vermemenin meyvesidir.”
Hediye vermek, ikram etmek ve cömert olmak kişiyi başkalarının karşısında sevimli kılan özelliklerdir. Bunlar birbirine yakın akrabadır. Cömertlik, insanın en güzel ahlaki vasıflarındandır.
Karaman’da özel hediyeler yaptırılıp dağıtıldığını okudum. Hediyeleşmek sünnettir. Hediyeyi veren kişi, parasını yöneticisi olduğu kurumdan almadığı sürece sorun yok. Dilediği kişiye dilediği hediyeyi verir, misafirlerine mükellef ziyafet çekebilir. Parasını kendi kesesinden ödediği sürece sorun yok.
Yıllarca tanık oldum; özellikle yılbaşı ve benzeri özel günlerde promosyon adı altında hediyeler dağıtılır. Kurumun kasasından alınan paralarla dağıtılan bu promosyonları hediye olarak adlandırmak doğru mu? Temsil ve ikram giderleri için sınır söz konusu değil mi?
Kamuda çalışıp ikramını kendi kesesinden yapan ve hediyelerini kendi bütçesinden karşılayan biriyle karşılaşmadım. Kendi kesesinden cömertlik yapan yönetici de tanımadım. El kesesinden yiyip içmek, makam imkanlarını fırsat bilerek hediyeleşmek kimsenin tepkisini çekmiyor. Adeta kanıksanmış.
Kendisini şirin göstermek isteyen ve ilişkide olduğu kişilere yaranma peşinde koşanların hediyesini almak, ikramını kabul etmek o kişiyle işbirliği yapmaktır, o işte ortak olmaktır.
Büyük bir pişkinlikle, kendisine emanet edilmiş imkanlarla eli açıklık yaptığını zanneden kişiler, kendi mallarına cimri olurmuş. Karaman’da bir et lokantası varmış. Buranın bir gözde müşterisi varmış. Haftanın üç beş günü burada yemek yermiş. Rivayet odur ki, bugüne kadar kendi cebinden hiç hesap ödememiş. Gut olduğunu duyarsanız şaşırmayın.
Mevlana, “Tuzağa saçtığın taneler cömertlik sayılmaz” demiş. Üstelik o avcı tuzağa saçacağı tanelerin parasını kendi kesesinden ödemiş.
Günümüzün tuzakçıları, yem parasını bile bizden topluyor. Cömertlikle delikanlılık aynı kökten demiştik. Cömertlik yoksa delikanlılık olmaz, delikanlılık yoksa cömertlik olmaz. Allah cömerttir, cömert olanı sever.
Silifke’nin meşhur “Keklik” türküsüyle veda edelim:
Buyrun arkadaşlar davetim var benim. Herkes kesesinden yesin içsin saltanatım var benim.
Hesabımı da siz ödeyin, cebimde akrep var
benim.
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’ndeki havuz problemiyle ilgili soru soran okuyuculara önemli not:
Karaman’daki havuz problemi benim çözebileceğim kadar kolay değil. Havuz Karaman’da ama suyu Kanada’dan gelmiş. Problem Türkiye’de çözülmezse, Kanada’dan destek istenecekmiş. Şimdilik bu kadar. Bekleyip göreceğiz.
Üç aylar güzelliklere, iyiliklere, hayırlara vesile olsun. Kandilinizi tebrik ederim. Allah’a rağbet edenlerden olalım. Dosdoğru olalım. Biz, Allah’tan gayrı sahibi olmayanlarız. Her nerede olursak olalım; Rahman’ın has kullarından olalım.