Uçan Halı Efsanesi

Vay, siz misiniz Binbir Gece Masalları’nın uçan halısına inanmayan. Meğer bir küçük vilayette uçan halı görmüşler. Görgü tanıkları hâlâ hayatta, onlardan dinledim. Halıyı gören bir iki kişi değil, daha çok. 10-20 belki daha fazla…Yani hayal ürünü değil. Öyle hızlı uçmuş ki gözden kaybolmuş, nereye gittiğini hâlâ kimse bilmiyor.

Şimdilerde UFO’lar ve uzaylılar yeniden gündeme geldi ya, gözler, kulaklar dikkat kesildi. ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), tarihinde ilk kez “tanımlanamayan hava olayları” olarak adlandırılan ve genellikle UFO olarak bilinen nesneler üzerine, halka açık basın toplantısı düzenledi. ABD Temsilciler Meclisi de aynı konuda, Temmuz ayı sonunda oturum yaparak, UFO iddialarını dinledi.

Hayatım dünya telaşıyla geçiyor. Uzaylılarla, UFO’larla alıp veremediğim yok. Dünyamız hem kalabalık hem karışık. Bu hengâmenin içinde ne işleri var! Gelirlerse kendilerine yazık ederler. Onlara gidecek yer mi yok! Benim imkânım olsa başka yerlere bakardım.

UFO haberleri, Orta Anadolu’nun adı az bilinen bir şehrinde onlarca kişinin gördüğü, birbirine anlattığı ama yerel medyanın yazmaya dermanının olmadığı ‘uçan halı’ hikâyesini anımsattı. Uçan halı ve halıyı uçuran bir “Hamzade”…

Yazmak için not almıştım. Sonra hem halı hem halıyı uçuran “Hamzade” uçmuş gitmiş. Onları bir daha gören olmamış. Ben de hikâyeyi yazmayı unutmuşum. Efsane değil, birkaç yıl öncenin olayı. ABD’den esen UFO rüzgârı, uçan halı hikâyesini yazmam için bir mesaj oldu.

Ham, Olmamışlık Halidir

Söz konusu şehre bir vakitler bir “Hamzade” geldiydi. Ham diyerek, anlamına vakıf olmadan üstüne basıp geçmeyin. Ham, birçok anlamda kullanılır. Ham, meyvenin yenecek kadar olgunlaşmamışı, maddenin işlenmemişi ve insan oğlunun idmansız halidir. Ham, her nesne için bir tür olmamışlıktır. Bir de mecazi anlamda kullanılır ki, benim “ham” yaftası vurduğum “Hamzade”yi buraya alabiliriz. Ham, kaba, toplum kurallarını bilmeyen, incelmemiş demektir.

İşte bu Hamzade, bir gün müdürlük yaptığı yerde bir tezgahta dokunan halıyı görür. Rengârenk, ışıl ışıl parıldayan, yününün sıcaklığı yüze vuran el emeği, göz nuru bir halıdır.

Binbir Gece Masalları’ndaki Hint Sultanı’nın büyük oğlu Prens Hüseyin’in Hindistan’daki Bisnagar şehrinde satın aldığı sihirli uçan halının çağdaş modeli veya modifiye edilmişi gibidir.

Ben görmedim. Anlatılanları aktarıyorum. Öyle anlatanların yalancısı filan değilim, olamam da. Görgü tanıkları hayatta. Onlardan dinledim.

Hamzade Efendi o vakitler ağzına geleni de, aklına eseni de söylemekte, kafasına göre takılmaktadır. Güç ondadır, dediği dediktir. O, doğuştan yöneticidir. Allah’ın sevdiği mübarek kullarındandır. CV’si süperdir. Bir düdük çalmadığı kalmıştır. Zira düdüğünü çalan dalkavuklarından ona sıra gelmemiştir. Rüzgâr gülleri etrafında fır dönmektedir.

Atalarımız, tamahkâr ile sahtekâr birbirini çabuk bulur demişler. Hamzade tamahkârmış. Gözü hep başkalarının cüzdanındaymış. Çünkü kendi cebinde akrep varmış. Bu konuda öyle çok hikâye dinledim ki, Binbir Gece Masalları’nın başka sayfaları için sırada bekliyor. Bugünkü mevzu, uçan halı. Dönelim halımıza…

Hamzade Hazretleri tezgahta halıyı gördüydü ya, hemen talimat vermiş, “Bitince haber verin, onu filan yere hediye edeceğim.” Halının tezgahtaki işi bitmiş. Hamzade Hazretleri’ne haber etmişler. Zaten eli boş, vakti bolmuş. Seğirterek tezgahların olduğu bölüme gitmiş. Halıyı sardırmış, paketlemiş, doğru şehrin yöneticisinin makamının kapısına dayanmış.

Makam sahibi kibar, edepli, dürüst, görgülü, vakur, karakterli bir zatmış. Görmüş geçirmiş biriymiş. Şehirde onun nezaketine söz söyleyecek bir Allah’ın kulu yokmuş. Hamzade Hazretleri, daha önce onun sinirlerini bile zıplatacak hünerler sergilemişmiş. Bu nedenle Hamzade’nin nasıl bir tıynette olduğunu çok iyi bilmekteymiş. Ondan uzak durmak için başvurmadığı yol kalmamışmış. Ortak hiçbir yanları yokmuş. Ayrı dünyaların insanlarıymış.

Makam sahibi, Hamzade’nin elinde abıhayat olsa içmeye tenezzül etmeyecek kadar dik duruşluymuş. Kendisine hediye edilmek istenen halıyı kabul etmemiş. Kibarca reddetmiş. Hamzade pişkinmiş, halıyı vermek için çırpınmış, didinmiş, diller dökmüş. Kibar yönetici, el bile sürmediği halı için talimat vermiş: filan yere götürün.

Aradan birkaç gün geçmiş, Hamzade yine makamın kapısında gözükmüş. Bu kez hediye diye getirdiği halıyı geri istemek için gelmişmiş. Makam sahibi hayatında böyle bir olaya ilk kez tanık oluyormuş. Sanki başına geleceği tahmin etmiş. Bu da onun tecrübesinden ve adamı gözünden tanımasındanmış.

Makam sahibi yine talimat vermiş: Halıyı götürdüğünüz yerden alın, nereye istiyorsa oraya bırakın.

Halı, Hamzade’nin makam aracının bagajında gitmiş. Gidiş o gidiş. Hızla gözden kaybolmuş. Uçmuş. Şehir bir süre uçan halı hikâyesiyle çalkalanmış. İşin içyüzü daha sonra ortaya çıkmış. Meğer halıyı ilk gören kişi Hamzade’nin hanımıymış ve çok beğenmişmiş. Halıcılara sıkı sıkı tembih etmiş, “Bittiğinde haber verin. Onu ta nerelere hediye edeceğim” demişmiş.

Bir gün atölyeye uğrayınca halının yerinde yeller estiğini görmesin mi! Beyninden vurulmuşa dönmüş. Öfkelenmiş, “Halı uçtu mu?” diye bağırmış. Halıyı Hamzade Efendi’nin götürdüğünü söylemişler. İşte dananın kuyruğu o vakit kopmuş. Hamzade Efendi’ye bağırmış, çağırmış. “O halı buraya gelecek” diye ferman buyurmuş. Az kalsın aile faciası yaşanacakmış.

Hamzade Efendi ne yapsın, emir büyük yerden… O halı, öyle veya böyle gelecek. Nasıl hediye edildiyse o şekilde geri alınabilir. Almış da. Halı ilk göz koyan kişiye teslim edilmiş. Halı buradan ta oraya mı gitmiş yoksa bir başka yere mi, kimse işin aslını öğrenememiş. Olayı anlatanlara halının akıbetini sordum. Aldığım cevap “Öyle hızlı uçtu ki, nereye gittiğini takip edemedik” şeklinde oldu.

E, halı şimdi nerelerde uçuyor diye merak edenlerden biri de benim. Öğrenirsem söylerim. Binbir Gece Masalları gibi, bu uçan halı öyküsü de + 18 içindir. Çocukların ve ergenlerin izlemesi uygun olmayan içeriklere sahip filmlerden daha olumsuz mesajlar içerdiğini düşünüyorum.

(Bir gün eşraftan birisi Şair Eşref’e, “İnsanoğlu çamurdan yaratılmış, peki saman da karıştırılmış mı acaba?” diye bir soru sorar. Eşref de cevaben bir dörtlük patlatır. Şiiri buraya alamıyorum. Meraklı okur arayıp bulsun.)