Bazen bir bakış, bir tebessüm, bir kelime, bir selam, bazen bir küçücük adım, sevgiyle uzanan bir el bizi sevindirmeye, mutlu etmeye yeter.
Mutluluğu göklerde arayanlardan değilim. Sevindirik de olmadım. Mutluluğun aranarak bulunmayacağını ise çoktan öğrendim.
Mutluluk beklemediğiniz anda kapımızı çalar. O bir davetsiz misafirdir, geçerken uğrayıverir. İçimizde bir sevinç rüzgarı estirir.
Karaman’dan bir fotoğraf iletisi aldım. İçimde sevinç rüzgârları estirdi. Nasıl sevindim, nasıl duygulandım bir bilseniz!
12 Kasım’da, “Ağlayan Ağaç” başlıklı bir yazı ile Yunus Emre Camisi yakınındaki bir çınar ağacını anlatmış, bir de fotoğraf paylaşmıştım. Şu cümleler o yazının girişiydi:
“Karaman’da ağlayan ağaç gördüm.
Koskocaman bir çınardı.
Koca çınar ağlıyordu.
Gözyaşından üstü başı ıslanmış, yapış yapıştı.
Kimse çınara derdin nedir, diye sormamış.
Kimse gözyaşını silmemiş.”
Bu haberi kaçırmayın Ağlayan Ağaç Devamını Oku
Yazıda, “Koca Çınarın ümüğü sıkılmış, nefesi kesilmiş. Koca çınara bukağı vurulmuş. Pranga mahkûmu gibi. Bir ağaca bu işkence niye yapılır ki? Kimse görmez mi? Görüp ses vermez mi? Yunus Emre Camisi’nin bir imamı, bir görevlisi yok mu? Cami çevresini görmezler mi?” diye yakınmıştım.
Yazımı okuyan merhametli yüreklerden hangi eldir bilmem; çınarı prangadan kurtarmış. Çınarın çevresini açmış, ona soluk aldıracak bir alan oluşturmuş. Bir ağacın gözyaşının dindirilmesi beni mutlu edip sevindirmeye yetti.
Mutluluk göklerde değil yerdeymiş. Mutluluk ve sevinç, bir çınarın kök saldığı topraktaymış.
Aynı yazıda, “Yunus Emre Camisi ile Yunus Emre Parkı’nın yanından bir başka kare ise çevreyi kirletmekten utanmayan arsızlar soyunun tükenmediğini gösteriyor.” diye başlıyor ve yaşadığı şehri kirletmekten çekinmeyen, insan olma eşiğine geçememiş çirkin yaratıklara yaptırım uygulanmasını önermiştim.
Bir el çınarın dibini açıyor, temizliyor, ağaca nefes aldırıyor. Bir el aynı ağacın dibine, içtiği zıkkımın izmaritini atıyor.
Allah insanlara el vermiş; kimi el güzelleştirir, kimi el ise çirkinleştirir. İğrenç insanlar dün de vardı, bugün de var, yarın da olacaklar.
Biz ağacın gözyaşını görenlerden, gözyaşını silenlerden olalım. Onlarla saf tutalım. Mutluluk için büyük büyük işlerin olmasını beklemeyelim.
Çınarın dibi açılmış, yağmurlar da başlamış. Sevinmeyelim mi?