Ramazan Yılbaşıyla Buluşunca Neler Olmuştu?

Dünya dönüyor da biz duruyor muyuz? Yaratıcı, her yarattığının özüne bir çekirdek yerleştirmiş. Öyle bir çekirdek ki, deposu olmayan bitmez tükenmez bir kaynak. Hem hareket ettiren hem kendi hareketiyle şarj olan bir çekirdek.

Evrende her şey hareket halinde; akıyor, geçiyor, kayıyor, dönüyor. Dünya’nın kendi etrafında dönüş hızı saatte 1.670 kilometredir. Güneşin etrafındaki dönüş hızı ise saatte yaklaşık olarak 107 bin kilometre olarak hesaplanmış. Dünyamız bir yılda yaklaşık 940 milyon kilometre yol kat ediyor. Nasıl bir hız? Düşüncelerimizin akış hızından yüksek.

Zaman da akıyor. Bir bilinmeze mi dökülüyor? Suların çağlayan olup aktığı gibi evrenin bir yanında “zaman şelalesi” olabilir mi? Ahmet Hamdi Tanpınar, bu müthiş bilinmezliği “NE İÇİNDEYİM ZAMANIN” adlı şiirinde şöyle ifade etmiş:

“Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare, geniş bir ânın
Parçalanmaz akışında.”

Kainatta donukluktan, hareketsizlikten söz edilemez. İnsan da hareketin ve hızın parçasıdır. Özel günler ve özel aylarda zaman kavramı üzerine düşüncelerim yoğunlaşır. İşte Ramazan ayı geldi. Ne çok Ramazanlar yaşadım, şükürler olsun.

25 Yıl Önceki Ramazan

Bundan 25 yıl önce öyle ilginç bir olaya denk geldik ki, bu denk düşüş günlerce konuşuldu, yazıldı, tartışıldı. Belli bir yaşın üzerinde olanlar elbette hatırlayacaktır. 1997’de Ramazan, yeni yılla birlikte geldi. Yani Ramazan’ın ilk günü, aynı zamanda yılbaşıydı. 30 Aralık’ta ilk teravih kılınmış, 31 Aralık’ta ilk oruç tutulmuştu. ilk oruçlar açıldıktan birkaç saat sonra yılbaşı kutlanmıştı.

Bir gazetecinin o güne ait aklında ne kalır? O gecenin yansımaları ve tabi ki haberler…

Hatırladığım kadarıyla en çok kullanılan haber, teravihe gidenlerle yılbaşını kutlayanların sokaklarda karşılaşmaları ve birbirlerine iyi dileklerde bulunmalarını anlatan hoşgörü temalı olanlardı.

Çam ağacı süsleyip, teravih namazına yetişmek için koşturan insanların haberleri de eksik değildi. Kış aylarının Ramazan oruçlarının süresi kısadır. O yıl Ankara için iftar saati 16.40 imiş. Bu yıl ilk iftarın saati 19.20 olacak. Neredeyse üç saatlik fark…

Kim Ne Demiş?

Milliyet gazetesi bir derleme haber yapmış. O günlerin nabzını tutan görüşler var. “Yılbaşının Ramazan ayının başlangıcıyla aynı güne denk gelmesi tartışma yarattı.” cümlesiyle başlayan haberin bir bölümü şöyle:

• Diyanet İşleri Başkanlığı: “Bizim bir takvimimiz var. Dünyaca belli rasathanelerin hesaplamalarını baz alarak tespit ediyoruz. Buna göre ayın dünya etrafındaki dönüşünü tespit ederek takvimlerimizde bayram günlerimizi belirtiyoruz. 30 Aralık’ı 31 Aralık’a bağlayan gece sahura kalkılacak. 31 Aralık’ta oruçlu olacağız. Bu yıl, yılbaşı Ramazan’a denk geliyor. Önümüzdeki yıl Ramazan 20 Aralık’ta başlıyor. 1999’un Ramazan’ı ise 1998’de 10 Aralık’ta başlayacak. 2000’i 2001’e bağlayan gece ise bayrama denk geliyor. Yılbaşı ve bayram çakışıyor. Ama dört yılbaşında oruç tutacağız.”

• İstanbul Müftüsü Selahattin Kaya: “30 Aralık’ı 31 Aralık’a bağlayan gece sahura kalkacağız. Müslümanız. Oruç da Allah’ın koyduğu bir farzdır. Oruç tutan insanlar Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçınır. Yılbaşında içki içen günah işleyecektir.”

• Mehmet Şevket Eygi (İslamcı yazar): “Oruç tutanlar ve içki içenler arasında her zaman ayrım var. Bu 600 yılda bir olan bir birleşme oldu. Ramazan geldiği zaman kimisi orucunu tutar, kimisi de içkisini içer. Bu sefer daha belirgin olacak. Daha iyi. Herkes kendini bilecek. Ramazan günü bir Müslüman, oruç tutmaz, içki içer, eğlenir, yılbaşı çılgınlıkları yaparsa günah olmaz mı? Müslümanlar bu konuda ödün veremez. Bir insan, `Artık bu devirde içki içilmez mi, eski kurallar’ diyorsa Müslümanlık’tan dışarı çıkmış demektir.”

• Abdurrahman Dilipak (İslamcı yazar): “Allah herkesin kendi kararını vermesi için ayırıyor. Herkes ne olduğuna karar verecek, oyunu kullanacak. Sarhoş olarak ibadet olmaz. Böyle bir çelişki daha fazla sürdürülemez. Allah bizi seçmeye mecbur ediyor. Bu bir zihinsel şoktur. Allah, bütün Türk toplumunu ve Müslümanları zihinsel bir şoka tabi tutuyor. İnsanlar karar verip ne yaptıklarını sorgulayacak.”

Haberde, beş yıldızlı otellerin hem orucunu tutan hem de yılbaşını kutlamak isteyen müşterilerini mutlu etmek için kolları sıvadıkları belirtilerek, bazı otellerden örnekler verilmiş.

Ekşili Bir Köşe Yazısı

Uzun yıllar çalıştığım Hürriyet gazetesinin o dönemlerdeki başyazarı Oktay Ekşi, köşesinde şöyle yazmış:

“Yaşıyorsanız görmeye mecbur olduğunuz şeylerden biri yılbaşı… Her dördüncü yılda kuyruğuna bir gün eklemiş olarak gelse de biliyoruz ki 365’inci günün sonunda onunla yine bir aradayız.Yalnız bu sene yılbaşı, bir günlük ek yerine bir aylık ramazanla birlikte geldi.Ve bize, biri Hıristiyan, öteki İslam dünyası kökenli iki anlayışı aynı coğrafya üzerinde yaşatmak mümkün mü değil mi göstermek olanağını verdi.Nitekim sizin bu satırları okuduğunuz dakikalarda bir milyarı aşkın Müslüman dünyasının pek çok mensubu ‘‘oruçlu’’ olacak. Ama aynı insanlar ramazan ayının ilk gününü yeni bir yılı kutlayarak geçirecekler.”

Ramazan’ın yılbaşıyla buluşması Ramazan’ın bereketini azaltmadı, yeni yılın eğlencesinin önüne geçmedi. Herkes meşrebine uygun olanı yaptı. Ramazan yılbaşıyla buluşunca kıyamet kopmadı, insanlar birbirinin yakasına yapışmadı. Herkes, her zaman olduğu gibi kendi menziline kendi yolundan gitti.

2006 yılında ise Kurban Bayramı‘nın ilk günü 31 Aralık Pazar günü kutlandı. O yıl hacca gitmiştim ve yol arkadaşım yazar Ali Bulaç’la birlikte yeni yıla Kabe’de girmiştik. Sabah namazını Kabe’de kıldıktan sonra Cidde’de konakladığımız otele dönmüştük.

Bugün Doğum Günüm

Ramazan’la Ramazan Bayramı’yla ve Kurban Bayramı’yla yeni yılın birlikte kutlandığı yıllara tanıklık ettim. Bu yıl Ramazan’ın ilk günü benim kişisel tarihimle birlikte başlıyor. 2022’nin ilk teravih namazı 1 Nisan’da kılınacak ve ilk oruç için o gece niyet edeceğiz. Ki, o tarih benim doğum günümdür. Yeni yaşıma Ramazan ayı ile merhaba deme bahtiyarlığına ereceğim.

Yaşayan görüyor, inananlar inançlarının gereğini yerine getirmeye gayret ediyor. Ramazan ayı huzur ayıdır. Bereketli aydır. İnşallah bu yıl yine huzur ve bereket getirir.

Bereket, Allah’ın ikramı, bereketsizlik Allah’ın ikazıdır. Bereket, dünyada cennetin kokusunu almaktır, imkanların mutluluğa açtığı kapıdır. Bereket, azın çoğalması, bereketsizlik çoğun azalmasıdır. Bereket, manevi bolluktur. Paylaşmak, kanaat, şükür, doğruluk ve tevazu bereketi artırır.

Orta Yolu Bir Bulabilsek!

Bu yazıyı yazdığım güne kadar Karaman Müftülüğü’nün resmî web sitesinde Ramazan ayı ile ilgili bir haber yoktu. Camilerdeki hazırlıklar konusunda da tek kelime göremedim.

Bir önceki Karaman Müftüsü Lütfü KETENCİ sosyal ve aktifti. Karaman’ın “Suskunlar” ekibi, Müftü Faruk GÜRBÜZ’ü aralarına almışlar galiba. Gürbüz, Karaman’a geleli bir yılı geçti ama şehirde adını duyan, bilen yok. Ben de Google baktım, öyle öğrendim.

İnternette yaptığım aramada Müftü Gürbüz’le ilgili tek haber gördüm. Üniversite öğrencileriyle buluşmuş. Haber kısacık ve içeriği zayıftı. Faruk Gürbüz’ün Berat Kandili mesajını da okudum. Dikbasan Camisi’ndeki Çanakkale Şehitlerine Vefa Buluşması gibi çok çok özel bir program, medyada kendine yer bulamadı. Demek ki bir iletişim sorunu var.

Gözden ve medyadan uzak kalmak elbette tercihtir. Ama bu benim gibi yurttaşlar için geçerli hüküm cümlesidir. Bir din adamı için bu yönde bir tercih hakkı olduğunu düşünmüyorum. Belki Diyanet, müftülerden gözden ırak olmalarını istemiş olabilir.

İslam orta yoldur. Hz. Muhammed (SAS) “işlerin en hayırlısı orta olanıdır” buyurmuş. Bütün işlerde aşırılıktan uzak durulması emredilmiş. Bilmediğimiz şey değil. Ah ahh! Bir de uygulayabilsek. Bütün mesele orta yolu bulmakta. Çok konuşanla hiç konuşmayan aynı değil elbette. Ama ikisi de orta yol değil.

Ömür geçiyor, zaman akıyor, dünya dönüyor. Kainat akışta, düşüncelerimiz gibi. Hiçbir insan dünkü insan değil. Hiçbirimiz dünkü biz değiliz. Her an, her şey yeniden yaratılıyor.

“Allah her an yaratma halindedir.” ( Rahman Suresi, Ayet: 29)

Nice ramazanlar gelip geçti. Bize düşen yeni geleni hoşça karşılamak. Ona hürmet etmek. Hz. Mevlana’ya kulak verelim:

“Dün, dünde kaldı cancağızım. Bugün yeni şeyler söylemek lazım.”

Hoş geldin kutlu ay! Ramazanımız mübarek olsun.

Not: Diyanet İşleri Başkanlığı, 2022 yılı Ramazan ayının temasını “Ramazan ve Doğruluk” olarak belirledi. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “İnsanın yeryüzündeki en kapsamlı ve en büyük sorumluluğu doğruluktur” dedi. İnşallah “Doğruluk Testi”nden çakan veya ikmale kalan kullardan olmayız.