Olacağı Buydu; Karıncanın içeceği su bile yok!

Dere kurudu. Baraj suyunu çekti. Balıklar telef oldu. Karıncanın içeceği su bile yok. Yakında bahçeler de kurursa kimse şaşırmasın. Nereden söz ediyorum; Yeşildere’nin deresinden ve İbrala Barajı’ndan.

Barajda ne kadar su kaldığını bilen, merak eden var mı? Yeşildere’nin deresi gitmiş, yeşili de gitmek üzere. Ya Sudurağı? Su kalmamış ki, durağı olsun.

Yeşildere; Karaman’ın ismi güzel, insanı güzel, toprağı güzel köylerinden. Tarihi bir köy. Hitit, Roma ve Bizans dönemi yerleşimlerinden. Yeşildere adı 1957 yılında İçişleri Bakanlığı tarafından verilmiş. Bu ismi alma nedeni, ortasından akan dere ve bol yeşilliğe sahip olmasıymış. Köyün eski adı “İbrala”. Yeşildere köyü 1928 yılına kadar Ereğli ilçesine bağlı iken bu tarihte Karaman’a bağlanmış. 1930 yılında bucak teşkilatı haline getirilmiş, 1954’te belediye olmuş. Taşkale, Güçler, Çimenkuyu, Üçbaş, Sarıkaya, Barutkavuran, Ağılönü ve Sudurağı ile komşu.

Yeşildere belediyelikten çıkarıldı, köye dönüştü. Köyde nüfus azaldı, evler boşaldı, birçok bina kaderine terk edildi. TOKİ konutları ve İbrala Barajı ile yeniden canlanır gibi oldu. Meşhur sözdür: Eski hâl muhal. (Bilenler, bilmeyenlere anlatsın) Beklentiler boşa çıktı. İmkânı olan Karaman’a kaçtı.

Baraj bölgeye hayat verecekti. Karaman’ın içme suyu ile civar köylerdeki tarım alanlarının su ihtiyacı karşılanacaktı. Ne yazık ki olmadı. Daha önceki yazılarımda bu konuları genişçe işledim. Baraj havzasına bile kaçak ekim yapılıp tarımsal ilaçlar kullanıldığına dikkat çektim. Arıtma sorununu gündeme getirdim. Bir Allah’ın kulu sahiplenmedi. Baraj havzasında ekim yapıldı, hasat yapıldı, harman kuruldu. Bunlara başta Yeşildereliler olmak üzere herkes seyirci kaldı veya görmezden geldi.

Karaman, sorunlarının dile getirilmesinden rahatsız olan bir şehir. Vatandaşlar sorun duymak istemiyor. Yöneticiler de öyle. Halk, sorunların çözümü için girişimde bulunmuyor. Basit ve sığ bir düşünceyle, “Milletvekillerimiz, yöneticilerimiz ne yapıyor?” diyerek, sorumluluktan kaçınıyor. Milletvekillerinin elinde sihirli değnek olduğuna inanıyorlar. Onlar sihirli değneğe bir dokunsalar, ülke uçacak, sorun morun kalmayacak(!) Sorunları dile getirenleri linç etmek isteyenler bile çıkıyor.

Karaman bu yıl hububatta hayal kırıklığı yaşadı. Buğdayda rekolte dekar başına 150 kilogram olmuş. Trakya’da dekar başına ortalama 400 kilogram buğday alındı. 2,5 kat fazla.

Karaman’da tarımsal üretim için, ovanın zeminindeki 5 veya 7 milyon yıllık stoklanmış fosil su tüketildi. Gelecek kuşakların hakkı gasp edildi. Köylü günü kurtarmanın peşinde. Bürokrat ve siyasetçi farklı mı? Karaman’da kaç kaçak kuyu var? Bunlara yaptırım uygulanıyor mu? Kapatılan kuyu haberi duydunuz mu? 50 yıldır vahşi sulamanın önüne geçilemedi. Bol su isteyen ürün ekimine fırsat verildi.

Karaman’ın suyu tükendi ya, şimdi birileri gözünü Göksu’ya dikti. Göksu Karaman’a akmalıymış. Olur, siz istediniz de olmaz mı?

Göksu’yu bağına, bahçesine, tarlasına bekleyenler var. Şehrinin içme suyunun kalitesinden haberi yok ama gözü Göksu’da. Göksu’nun önüne iki kürek toprak atacaksın, kazma kürekle bir de ark açtın mı, gürül gürül Karaman’a akacak (!)

KOP yatırımları bile yıllardır tamamlanamadı. Göksu’nun Karaman Ovası’na akması için kaç bin fırın ekmeğe ihtiyaç var dersiniz? Bu güzel düşü, inşallah torunlarımız gerçekleştirir.

Yeşildere’nin son Belediye Başkanı, Karaman aşığı İbrahim Koçak, Yeşildere’nin mesire yeri, en güzel mekânı olarak tanıtılan Akköprü’den bir fotoğraf gönderdi. Sonra telefonla arayıp “Kıymetli dostum, bu yaşıma kadar böylesini görmemiştim” dedi.

Gönderdiği fotoğraflar, Akköprü’nün altından gürül gürül akan derenin kuruduğunu gösteriyor. Bu yaşına kadar bu derenin susuz kaldığını görmemiş. Hayret, üzüntü ve çaresizlik içeren ses tonunun sebebi ortada. Fotoğraflara baktığıma pişman oldum. Bakmaz olaydım. Bildiğim, gördüğüm, oturduğum yerler.

Tatildeyim, önüm deniz, arkam orman. Çevre kaynak suyu zengini. Adeta cennetten bir köşe. Baktığım fotoğraflar ise tam tersi. Karaman’a en yakın mesire yeri suya hasret kalmış. Kurbağa sesleri kesilmiş, kuşlar ötmez olmuş. Ağustos böceklerinin sesi bile işitilmiyormuş.

Su biterse hayat kalmaz. Kur’an-ı Kerim’in Enbiyâ Suresi, 30. ayetinin Türkçe meali şöyle: “İnkâr edenler, gökler ve yer bitişik iken onları ayırdığımızı ve her canlıyı sudan yarattığımızı görmezler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?”Nur Suresi, 45. ayetin meali de şöyle: “Allah her canlıyı sudan yarattı. Kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayak üstünde yürür, kimi dört ayak üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.”

Kutsal kitaba göre her canlı sudan yaratılmış. Evrimsel biyoloji de aynı şeyleri söyler. Su biterse can gider, canlı kalmaz.

Karaman’da İbrala deresinin kurumasını, Akköprü’nün durumunu dert eden, soruna dikkat çeken oldu mu? Ardından balık ölümleri gelmiş. Yetkililerden ses sada yok. Karınca, arı, kelebek başta olmak üzere binlerce canlı susuzluktan telef olmuş. Milyarlarca imdat çığlığını duyan olmamış.

Su krizi yaşanırken Karaman’da yerel yönetim “ Türkiye’nin en ucuz suyunu biz satıyoruz” diye övündü. “Gittiği yere kadar” mantığı. Her yerden su kaynasa, pınarlar aksa yine bir işletme maliyeti vardır. Vatandaş suya az para ödesin ama ucuz tarife israf sebebi değil midir? Vatandaş arabasını yıkarken, bahçesini sularken Karaman’daki su sorununu dikkate alır mı?

Toroslar Anadolu’nun bereketi; ormanı, bitki örtüsü ve en çok da su kaynakları açısından. İbrala deresinin suyu da Toros dağlarından. İbrala Barajı’na su, Toroslar’dan, Ayrancı İlçesi sınırlarındaki Hışılayık tünelinden gelir. İlkbaharda saniyede yaklaşık 3.5 metreküp debisi var. Bu suyun bir kısmı Ayrancı Barajı’na beton kanalla taşınır. Artan su ise doğal olarak İbrala Barajı’na gelir.

İbrala Vadisi, dereyle birlikte Toros dağlarının kuzey eteklerinden başlar. Dere boyunca bitki toplulukları, kavaklıklar ve tarım alanları vardır. Derenin en önemli özelliği, ‘dünyada sadece burada bulunan bir balık türüne’ ev sahipliği yapması.

Bu önemli doğa alanında “Gobio hettitorum” adlı içsu balığı yaşar. Daha yakınlarda susuzluktan telef olan ve yerel medyanın bir bölümünde haber olarak değerlendirilen balıklar bu tür olabilir mi?

Bugüne kadar bu konuda bir açıklama yapılmadı. Çevrecilerden, üniversiteden, yetkililerden konuyu dillendiren olmadı. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü veya Tarım Orman İl Müdürlüğü bir çalışma yapmış mıdır?

“Karaman hiçbir sorununu dillendirmeyen ve çözümü için mücadele vermeyen bir şehirdir” iddiasının boş olmadığına bundan güzel sıcak örnek olur mu?

Doğa Derneği, yıllar önce bölgeyi ve dere güzergâhını “Önemli Doğa Alanı” (ÖDA) olarak açıklamış. Önemli Doğa Alanları kitabında “Yeşildere (İbrala Deresi) başlığı altında yer verilmiş.

Buna göre, ÖDA üzerindeki en ciddi tehdit İbrala Barajı imiş. Ayrıca şunlar özellikle vurgulanmış: “Baraj, 8 bin 700 hektar alanı sulamayı ve içme suyu temin etmeyi hedeflemekte. Baraj yapımı sona erdiğinde deredeki endemik içsu balık türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelebilir. Alanda bilinen belirli bir koruma çalışması yok.”

Önemli Doğa Alanı olarak belirlenen bölgeden kimin haberi var? Konu üzerinde bilgi toplamaya çalışırken karşıma çıktı. Kim ilgileniyor, kimin vicdanı sızlıyor, kimin yüreği yanıyor? Bunlar ince işler. İncelikleri görmeye hiçbirimizin vakti yok.

İbrala Deresi, Divaz, Koraş, Taşkale Ağını ve Taşkale köylerine ait vadilerin su kaynaklarıyla zenginleşiyor. Bu zengin kaynağın son durağı İbrala Barajı. Bu yıl mayıs ayından itibaren baraja su gelmemiş. Kar yağışı yetersiz olduğu için kaynaklar ve kaynaklardan beslenen dere kurumuş.

Karaman’dan.com için en çok yazdığım konulardan biri İbrala Barajı oldu. Baraj, 134 milyon metreküp kapasiteli. Yüzde 36’sı Karaman’ın içme suyu ihtiyacı, yüzde 64’ü 8 köyün tarım arazilerinin sulanması için yapıldı.

İbrala Barajı dört yıl önce tam doldu. Tahliye kanalından taşan su barajdan dereye verildi. O sene çiftçiler rahat sulama yaptı. İsteyen çiftçilere fazladan o yılın ekim ayına, sulama mevsimi bitene kadar bol bol su verildi. Çünkü İbrala Barajı yapımında bir kusur veya imalat hatası olduğu fark edildi. Baraj gövdesinin güçlendirilmesine karar verildi. Bu konuda da yeterli bilgi paylaşımı yapılmadı.

Barajın suyu boşaltıldı. Tonlarca su günlerce dere yatağına akıtıldı. Suyun tahliyesi kış ortasına kadar devam etti. Akçaşehir’e kadar boşuna aktı. Barajın güçlendirme çalışmasına başlandı. Bu nedenle barajda su tutulamadı. Baraj boşalmıştı. Baraj sularının aktığı belde ve köylerde çiftçiler “yer altı kuyularımızın suyu artacak” düşüncesiyle, ne olup bittiğini sorgulamadı. Su boşa akıyormuş, tasası onlara mı kalmış?

Barajın güçlendirilmesi sona erdi ama yağışlar azaldı. Baraj bir daha dolmadı. Baraj gövdesinin gücü de henüz test edilmedi. Bölge halkından duyarlı kişilerin ifadesine göre, baraj tabanında 20 dönümlük bir havzada kapasitenin yüzde birinden az su kaldı. Barajdan yararlanacağı belirtilen belde ve köylerdeki tarım alanlarına hakları olan yüzde 64 oranındaki su payları hiçbir zaman verilmedi.

Baraj sadece yerel seçimlerde gündeme geldi. Karaman’ın içme suyu yönünden tartışma konusu oldu. Arıtma ve havza koruması üzerine kısa paylaşımlar yapıldı. Karaman’a verilen suyun kalitesizliği, abonelerden tahsil edilen su parasının elektrik faturalarını karşılamadığı iddia edildi. Ak Parti ve CHP’nin belediye başkan adaylarının açıklamalarına kulak verilmedi. Seçim bitti, İbrala Barajı gündemden düştü.

Şimdi Yeşildere için sırada ne var diye sorarsanız; Mevcut bağ ve bahçelerin susuzluktan kuruyacağını söyleyebilirim. Baraj yapımından önce İbrala deresinden yararlanan Yeşildere ve Ağılönü köylerine ait, yer altı su kuyusu olmayan üreticilerin bahçeleri kurumaya başlamış.

Sulanamayan bahçelerde elmalar ceviz kadarmış. Kayısı ve kirazlardan da istenilen verim alınamamış. En çok etkilenen bölge, Yeşildere sınırları içindeki demiryolundan Ereğli yolu üstündeki alanla, baraj yakınındaki yerler olmuş. Buna rağmen mısır ve pancar ekimi yapılıyormuş.

Yeşildere’nin son Belediye Başkanı İbrahim Koçak, “Emek verdiğim bahçemdeki yüzlerce ağaç susuz kaldı. Mayıs yağmurlarından beri bahçe su görmedi. Ağaçlar kurumaya başladı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bahçede yetişen meyveleri, isteyen toplayıp yesin düşüncesiyle ağaçlara üzerinde ‘HELÂL” yazılı kartonlar astım. Ağaçlarımız kurursa bu işte vebali olanları hayırla anmayacağımızı unutmasınlar” dedi.

Akköprü çevresindeki küçük aile işletmeleri zor durumda olmalı. Suyun olmadığı yerde piknik mi olur, balık mı yenir, çay mı içilir? Ya onlar derenin kurulduğundan habersiz ya da dertlerini yazacak birileri bölgeye gelmemiş. İnşallah bu yıl sonbahar yağışları iyi olur ve herkesin yüzü güler. Yağmur rahmet, su hayat. Bu sözün ilahi bir yanı var. Karaman ovasında bir damla su israfına izin verilmemeli. Pancar ve mısır gibi bol suya ihtiyaç duyan tarımsal ürünlerin ekimi yasaklanmalı.