“Geçmiş zamanlar uçucudur, açık bir şişedeki parfüm gibi buharlaşırlar. Ama eğer burnun varsa kokusundan her zaman birazcık yakalayabilirsin.”
(G. Gospodinov/Zaman Sığınağı)
Sadelik ve doğallıkla dokunmuş bir ömrün son durağına yaklaşmanın olgunluğunu özümsemiş, zarafet abidesi, asil, güngörmüş, dünyalar güzeli bir kadınla Karaman’da buluştum.
Aylardan mayıstı ve onunla sohbetimiz kucağıma düşüveren rengârenk bahar çiçeklerinden farksızdı. Tanıklarımız vardı: Kızı, kız torunu, kız torununun kocası, kız torununun iki güzel çocuğu ve bir gazeteci.
Geçmiş zamanları açık bir şişedeki parfüme benzeten, kitaplarını hayranlıkla okuduğum gözde yazarlarımdan Georgi Gospodino’nun ifade ettiği gibi, burnum varmış ki, parfüm kokusundan birazını yakalayabildim.
Karaman’da buluştuğum zarafet timsali kadın, Karaman’ın ilk kadın gazetecisi, çarşıda bir dükkânda çalışan ilk kadın, Karaman’ın ilk kadın kitapçısı. Dahası var: İstanbul Çamlıca Kız Lisesi mezunu, Ankara Hukuk Fakültesi’ne kayıt yaptıran Karaman’ın ilk genç kızı.
Öyle çok ilkleri var ki, ben şaşırdım, okurken sizler de hayret edeceksiniz. En çok sevindiğim, 98 yaşında bir meslektaşımla tanışıp sohbet etmemiz oldu. Her kelimesi bir inci tanesi.
Karaman’ın ilk kadın gazetecisi 98 yaşında ve müthiş bir hafızaya sahip. Benim onda gördüğüm ve dikkatimi çeken yanı, zarafetiydi. Konuşması, jest ve mimikleri, el ve kol hareketleri, bakışları, her tavrı, her davranışı zarifti.
Zarafet, bir insanı diğer binlerce hemcinsinden ayıran ışık hüzmesidir. Ne alınır ne satılır. Kişiye özgüdür. Herkes taşıyamaz.
Sözlükler, zarafeti “kibarlık, incelik ve hoşluk” diye tanımlar. Konuşma, duruş, tavır ve hareketlerdeki estetik uyumu, görgü kurallarına uygunluğu ve başkalarına karşı gösterilen nazik tutumu ifade eder. Zarafet, hayata karşı takınılan tavır ve klas duruştur.
Güngörmüş, bilge meslektaşımın adı Muhterem; Bu sözcük, “saygıdeğer” ve “saygıya layık” anlamlarına gelir. Toplumda değer verilen, hürmet edilen veya hitap edilen kişilere duyulan saygıyı ifade etmek için kullanılır.
Yani, adıyla müsemma birini ziyaret ettim. Randevuma tam vaktinde gittim, ne bir dakika erken ne bir dakika geç.
Bana, zarif ve asil hanımefendinin, meslektaşımın, Muhterem Andaç’ın evinin kapısını açtıran kişi Mehmet Oltan oldu.
2026’nın ilk günleriydi. Karaman Arşiv adlı sosyal medya grubunda sevgili Mehmet Oltan’ın bir paylaşımını gördüm. Birkaç fotoğraf karesi eşliğinde, bir hanımefendiyi anlatıyordu. Yazı dikkatimi çekmekle kalmadı, beni 1970’li yıllara götürdü.
Sevgili Oltan’dan rica ettim, “Muhterem Hanım’la mutlaka görüşmeliyim. Bağlantı kuracağım bir isim, bir numara istiyorum” dedim.
Sonrası kolay oldu. Karaman’a gider gitmez, Muhterem Hanım’la görüşmek için kızı Günay Hanım’ı aradım. Saati kararlaştırdık ve Karamandan.com’un sahibi, gazeteci Adem Kocatürk’le birlikte Muhterem Hanım’ın yaşadığı eve vardık.
Muhterem Hanım, kızı, torunu, torununun kızları ve torununun kocasının bulunduğu salonda bizi güler yüzle karşıladı.
Ne iyi etmişim, Muhterem Hanım’la görüşmekle. Sadece nezaket ve zarafet timsali değil, bir derya. Dipdiri bir hafıza. Mükemmel bir Türkçe. Tatlı sert bir yanı da var.
Muhterem Hanım, 9 Eylül 1928 tarihinde Karaman’da dünyaya gelmiş. Annesi Ayşe evhanımı, babası Musa ise müderris. “Gara Gara” lakaplı, Müderris Musa Efendi, annesi Muhterem’e hamileyken vefat etmiş.
Muhterem Hanım, babasını hiç tanımamış. Yetim büyümüş. İki ağabeyi varmış. Soyadı Kanunu çıktığında aile Müderrisoğlu soyadını almış.
Musa Efendi, bir müderris çocuğuymuş. Babası Hacı Hafız Ağa, Ağaoğlu Medresesinde görev yapmış. Ailenin ilimle uğraşan bir silsileye sahip oldukları belli.
Karaman’ın değerli araştırmacısı ve “Hatırat-ı Karaman” sitesinin kurucusu Uğur Erkan’ın tespitlerine göre, Müderris Musa Efendi, “münzevi, mütevazı ve müttaki, anlayarak okuyan, ince ve etraflıca düşünen” biri.
Muhterem Hanım ilkokulu Karaman’da, Gazi Mustafa Kemal İlkokulu’nda tamamlamış. Ortaokulun son sınıfında iken ağabeyi Dr. Baha Müderrisoğlu’nun görevi nedeniyle Bafra’ya gitmiş ve eğitimine burada devam etmiş. Daha sonra İstanbul Çamlıca Kız Lisesi’nde yatılı okumuş ve buradan mezun olmuş. Lise eğitiminin ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine başlamış. Eğitimini sürdürürken Karaman’a dönmek zorunda kalmış.
O dönemde Karaman’da çalışıp belirli zamanlarda Ankara’ya giderek sınavlarını verebileceğini düşünmüş. Ancak o yılların ulaşım ve yaşam koşulları nedeniyle Karaman ile Ankara arasında düzenli gidip gelmek ne mümkün. Bu nedenle hukuk eğitimini tamamlayamamış.
Muhterem Hanım, bir dönem siyasetle de ilgilenmiş. Bir bakıma ilgilenmek zorunda kalmış. Ağabeyi Baha Müderrisoğlu, Demokrat Parti’nin Karaman’daki gözde ismi. Karaman Devlet Hastanesi baştabibi. 1969-1973 yılları arasında 14. Dönem Adalet Partisi Konya Milletvekili.
Muhterem Hanım, ağabeyinin seçim çalışmalarına destek olmuş. 1954 yılında, Demokrat Parti döneminde “Demokrat Karaman” adıyla bir gazete kurulmuş. Gazetenin kurucuları ve yazarları arasında Muhterem Hanım da var.
Demokrat Karaman gazetesi, 29 Nisan 1960’a kadar toplam 244 sayı çıkarılmış. Muhterem Hanım, o dönem Ankara’dan kendisine gazeteci olduğunu belirten bir kimlik gönderildiğini söyledi. (Basın-Yayın Genel Müdürlüğünden Muhterem Müderrisoğlu adına basın kartı düzenlenmiş olabilir.)
Muhterem Hanım daha sonra bir başka gazetede yine görev yapmış, yazılar yazmış. (Dr. Baha Müderrisoğlu’nun Sorumlu Müdürlüğünü yaptığı 1969’ın ikinci yarısında çıkan ‘Hakikat Karaman‘ adlı gazete)
Gazetecilik günlerinden hatırladığı, Karaman’da sosyal ve ticari hayatın gelişmesi ve kız çocuklarının okula gönderilmesine yönelik faaliyetlere ilişkin yazılar yazdığı. (Maalesef bu yıllara ait gazeteler ellerinde yok. Karaman’ın basın tarihini araştırmak isteyenler, Muhterem Hanım’ın adını bir kenara not etsinler.)
Muhterem Hanım, 1959 yılında Cevat Andaç ile evlenmiş. Bu evlilikten bir kız ve iki oğul olmak üzere üç çocuk sahibi olmuş.
1964 yılında, eşi Cevat Andaç ile birlikte Karaman’da Cumhuriyet Parkı’nın karşısında Andaç Kitabevi’ni açmışlar. Kitabevinde Cevat beyle birlikte çalışmışlar. Özellikle okul kitapları ile kırtasiye ürünleri satmışlar.
Ben kitabevini, Muhterem Hanım’ı ve Cevat Andaç’ı hatırlıyorum. Öğrenciliğim döneminde alışveriş yaptığım kitapçılardan biriydi. Cevat Amca’yı okulların açıldığı dönemde, beyaz gömleğinin kolları dirseklerine kadar sıvalı, kıvrık saçları başının iki yanında, telaşlı biri olarak anımsıyorum. Allah rahmet eylesin.
Andaç Ailesi, ne çok yoksul öğrencinin duasını almıştır. Şehir merkezindeki okullarla köy okullarına çokça kitap ve kırtasiye malzemesi yardımı yaptıklarını duyardık.
Cevat Andaç, yaptıkları yardımları en yakınıyla bile paylaşmazmış. Yardımın duyurulmaması gerektiğine inanırmış. Muhterem Hanım da öyle. Bir müderris kızı, bir müderris torunu, görgülü ve asil; yardımseverliğin sözle, anlatmakla özünü kaybedeceğini erken yaşta öğrenmiş. “Bir elin verdiğini, diğer el görmemeli” ilkesine sadık kalmış.
alt=”Muhterem Anne: Karaman’ın İlk Kadın Gazetecisi, İlk Kadın Kitapçısı”>
Karaman’da 1964 yılına kadar çarşıda çalışan kadın yokmuş. Esnafın tamamı erkekmiş. Muhterem Hanım, Karaman’ın, çarşıda bir dükkân işleten ve çalışan ilk kadını olmuş. Birçok kişinin kitapçının önüne gelip kendisine merakla baktığını unutmamış.
Andaç çifti, Andaç Kitabevi’ni 2010 yılına kadar işletmiş. Sonra içindeki malzemeleri bir kuruma bağışlayıp ticari faaliyetlerine son vermişler.
Muhterem Hanım’ın hayat arkadaşı, altmış yıl aynı yastığa baş koyduğu, üç çocuğunun babası, binlerce öğrencinin Cevat Amcası 2019 yılında vefat etmiş.
Muhterem Hanım, Selim İleri’nin roman kahramanlarından biri gibi. Hayatın her yüzünü her rengini görmüş. Türkiye’deki değişimin ve gelişimin gözlemcisi olmuş. Nehir söyleşi yapılsa, Karaman’ın toplumsal ve duygusal hafızasına çok kıymetli bir eser kazandırılmış olur.
Ağabeyi Baha Müderrisoğlu’nun eşi Günay Hanım yakın arkadaşıymış. Ağabeyi ile evlenmesine vesile olmuş. Hem Baha Beyi hem Günay Müderrisoğlu’nu çok sevmiş. Günay Müderrisoğlu ile çok iyi anlaşırlarmış. Kız çocuklarının eğitimi için, özellikle Kız Meslek Lisesinin açıldığı ilk yıllarda, kapı kapı dolaşıp, okula öğrenci yazdırmak için uğraşmışlar. Ağabeyinin karısı Günay Hanım’ın adını biricik kızına vermiş.
Dr. Baha Müderrisoğlu ile eşi Günay Hanımı bir başka yazıda uzun uzun anlatmak isterim. Baha Müderrisoğlu, Karaman’ın değerli evlatlarından. Eşi Günay Hanım’ın Karaman’da eğitime ve sosyal etkinliklere desteği unutulacak gibi değil.
Muhterem Hanım, Karaman’ın şimdiki durumuna çok üzülüyor.
“Bu şehir eskiden daha iyiydi. İnsanlar çok değişti, şehir değişti. Ama bu değişiklik iyi yönde olmadı. Şehrin eski huzuru yok, eski güzel insanlar da yok“
diyor.
Muhterem Hanım’la sohbet, öylesine, sıradan bir konuşma değil, bir asrın özeti. O, Karaman’ın yüz yıllık geçmişinin tanığı. Uzun hayat yolculuğundan parıltılar saçıyor. Bezgin, bıkkın, küskün biri değil. Yaşam enerjisi dolu.
Bir gerçek Karaman hanımefendisi ile tanışmak beni çok mutlu etti. Bizim için hazırladıkları ikramları keyifle yedik. Birlikte fotoğraf çektirdik.
Onun şefkatli bakışında, incecik parmaklarında, nurlu yüzünde annemden izler gördüm. Annem de hayat doluydu, hafızası müthişti. Ankara’da 2016 yılının 7 Haziran’ında,
“Ben bu gece öleceğim. Hakkınızı helal edin“
diye, bizlerle vedalaştı ve gece yarısı vefat etti. Onu kaybettiğimizde tam 100 yaşındaydı. Karaman’ın Muhterem Annesine sağlıklı nice yıllar dilerim. İnşallah, 99. ve 100. yaş gününü birlikte kutlarız.