En Ucuz 300 Lira
Kiraz, Gel Bize Biraz
Bu yıl Trakya yolculuğum sarktı. Hâlâ Ankara’dayım. Tekirdağ Kiraz Festivali’ne de gidemedim. Haziran, ülkemizde kiraz mevsimidir. Bu yıl don yüzünden kiraz rekoltesi çok düşükmüş. Kirazın fiyatı da yanına yaklaşılır gibi değil. Ankara’da en ucuz kirazın kilosu 300 lira. Bir avuç kiraz 100 lira. Ankara’nın meşhur türkülerinden birinin nakaratıdır: Dalları bastı kiraz / Gel bize biraz biraz.
Türkiye’de gelir düzeyiyle fiyatlar arasında uçurum var. Fiyatlar akıl alır gibi değil. Kişi başına düşen milli gelirde bizi 5 veya 6’ya katlayan ülkelerde bile birçok ürünün fiyatı bizdekilerden çok düşük. Ekonomimiz felç geçirmiş kimse gibi; el hareket etse dil dönmüyor, göz görse ayak gitmiyor. Eskilerin ifadesiyle, piyasayı şeytan çarpmış, adeta ağzı, yüzü yamuk.
Ekonomik serzenişim bu kadarla kalsın. Bu konuları uzmanlarına bırakalım. Biz dönelim kiraza, kirazlı günlere.
Allah, ‘sicili temizdir’ belgesini alan, hakkın ve erdemin yanında olan kullarına cennet sözü veriyor. Rahman, “Girin cennetime” dediği kullarına ikram edeceği sayısız nimetlerinin bazılarını Kur’an-ı Kerim’de menü halinde gösteriyor.
İşte ‘Cennet Menüsü’nden bir bölüm:
1- Dalbastı kiraz ve meyve yüklü muz ağaçları arasında,
2- Kesintisiz gölgeler altında,
3 – Çağlayanların kenarında,
4- Bitip tükenmeyen ve yasaklanmayan meyveler arasında,
5- Kabartılmış döşekler üzerinde olacaklar.(Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an-ı Kerim Meali, cennetten tasvirlere yer veren ‘Vakıa Suresi’nden.)
Haziran ayı, bahara mı yaza mı ait karar veremesek de, ülkemizde kiraz dönemidir. Haziran’ın üç haftası “Kiraz Mevsimi” olarak adlandırılır.
Türkiye, dünyanın en çok kiraz üreten ülkesi. Sınırlarımız içinde kiraz yetişmeyen yerleşim birimi yok. Kirazın meyvesi minik bir kalp gibi. Daldan toplandığında minik kalpler iki ayrı sapta bir çift yürek oluşturur, aşk meyvesidir.
Kirazın meyveleri; ateş kırmızısı, koyu kırmızı, çürük kırmızı, açık kırmızı, turuncu, açık sarı, koyu sarı, kirli sarı, bal rengi, benekli ve birbirine karışmış kırmızı-beyaz-sarı-turuncu olmak üzere cinslerine göre binbir renkte arz-ı endam ederler.
Kirazlar, cins ve renklerine göre, ipekli, saten, şifon ve bürümcük giysiler giymiş Uzak Doğu’nun çekil gözlü, Slavların ışıltılı tenli, Afrika’nın pürüzsüz cilde sahip dilberlerine benzer.
Misket büyüklüğünü geçmeyen kiraz, ağza girdiğinde pimi çekilmiş lezzet bombası olarak patlar ve damakta derin haz çukurları açar.
Ülkemizde yüze yakın il, ilçe ve beldede kiraz festivali veya kiraz şenlikleri yapılır. En coşkulu, en renkli ve katılımı en yüksek olan festival Tekirdağ’da kutlanandır. Tekirdağ Kiraz Festivali’nin avantajı, Trakya halkının eğlence tutkusunun ve İstanbul’a yakın olmasının sonucudur.
“Kirazın doğduğu topraklar” ve “Adını kirazdan alan şehir” olarak adlandırılan Giresun ve Konya’nın Ereğli ilçesinde de kiraz festivalleri coşkuludur.
Toros dağlarının eteklerinde binlerce dönümde kiraz üretimi yapılır. Karaman’a bağlı Ermenek, Sarıveliler ilçeleri ve buralara bağlı yerleşimler için haziran kirazlı günlerdir. Konya’nın Akşehir ilçesi ile Burdur, Isparta, Afyon Göller Bölgesi’nin tamamı Türkiye’nin kiraz üçgenidir. Sultandağı ve Bolvadin’in kirazlarını tek geçerim. Bu bölgenin nimetlerinden öyle çok yararlandım ki, ata toprağımın bile bu ilçelerin yanında lafı olmaz.
Binlerce üretici kirazdan önemli kazanç sağlar.
Bugünlerde kirazın rengine ve cinsine bakmazdım. Her gün bir avuç kirazı yavaş yavaş, afiyetle, tadına vara vara yerdim. Bu yıl mümkün olmadı. Avucum pek büyük sayılmaz, on kirazdan fazlasını almaz. Birkaç avuç kirazla sezonu kapatacak gibiyim.
Ülkemizde kiraz sezonu yaz yağmuruna benzer. Hızlı gelir, hızlı gider. Ama ben peşini bırakmam. Havalar soğumaya başladı mı, sıra kirazın kavurmasına gelir. Kimi reçelini, kimi kompostosunu sever. Ben, mevsiminde kirazın diri ve tazesini, kışın kavurmasını tercih ederim. Giresun tedarik yerimdi.
Hz. Havva’nın Hz. Adem’e yedirdiği yasak meyvenin ne olduğu Kur’an’da belirtilmemiş. Cennetten yeryüzüne sürgünümüz, “sınırsız nimetler arasında yaklaşmayın buyruğu verilen bir ağaç.”
Batı’daki “cennetten sürgün” tasvirlerinde genellikle elma resmedilmiş. Bu resimlere bakarken, “Elma için değer miydi?” diye kendi kendime konuştuğum çok oldu. Zihnim, o tasvirlerden elmayı siler, yerine kirazı yerleştirir. Hz. Adem’e yakıştırdığım meyve kiraz olur.
Kiraz, seyirlik yönüyle de tercih edilen bir ağaç. Uzak Doğu kültüründe çok önemli. Japonya’da kiraz, meyve olarak değil, çiçek olarak sevilir.
Bizde kiraz mevsimi, Japonya’da sakura günleri vardır. Sakura, meyve vermeyen kiraz ağaçlarının çiçeği demektir. Sakura sadece baharın müjdecisi değil, bundan fazlasıdır. Gökyüzünün maviliği, kiraz çiçekleriyle bütünleşip yeryüzü cenneti oluşturur. Sakura döneminde kiraz çiçekleri sadece ağacın süsü olmayıp, rüzgâr varsa havada uçuşur, toprak, çim ve berrak suların üzerinde çarşaf misali serilidir.
Bizde lale ve gül ne ise, Japonya’da kiraz çiçekleri biraz daha fazlasıdır. Kimonolarda, ipekli kumaş ve aksesuarlarda, tablolarda, seramiklerde hep kiraz çiçeği desenleri öne çıkar.
Kiraz ağacından yapılmış her tür malzeme bir sanat eseridir. Vişne çürüğü veya koyu kırmızı rengiyle dikkati çeken kiraz ağacı kullanılarak yapılan el işi ürünler, galerilerde sergilenen nadide eserlerden ayırt edilmez.
Japonya’da parklar, bizim ulu çınarlarımız kadar boylu kiraz ağaçlarıyla dolu. Her bir park, saltanat bahçelerini anımsatır. Japonya’da sadece kiraz ağaçlarının bakımını yapan kişiler var. Bizim bahçıvan olarak adlandırdığımız bu kişilere “sakurameri” deniliyor. Bu iş kolu önemli meslekler arasında yer alıyor. Sakurameri’nin Türkçe karşılığı ise kiraz ağacı doktoru.
Kiraz çiçekleri festivalleri “Hanomi” olarak adlandırılıyor. Bu günlerde eşler, sevgililer, arkadaşlar parklara akın ediyor. Bir kiraz ağacının altına veya ağacın izlenebileceği banklara oturuluyor. Adeta vecd içinde yüzlerce, binlerce Japon gözlerini ayırmadan kiraz çiçeklerini seyrediyor.
Kiraz ağacı çayı da var, kiraz ağacı yaprağına sarılmış tatlılar da. Çayı keyifle yudumladım ama tatlıyı ağzıma aldığıma pişman oldum. Benim gibi tatlı sevmeyenlerin genellikle adını hatırlayamadığım bu tatlının tadına varamadığını söylediler.
Ankara Dikmen Vadisi’nde de sakura ağaçları var, hem de yüzlerce. Bu yıl don onları da etkiledi. Kiraz çiçekleri bir gecede karardı. Fotoğraf çekmeye gittiğimde ağaçtakilerden çok yerde kiraz çiçekleri gördüm. Dikmen Vadisi müdavimleri akın akın gelmişlerdi ama hayal kırıklığı yaşadılar. Hüzünlü bir gündü.
Toroslar’ın eteğindeki Güneyyurt’ta vadiler arasındaki bahçelerin lezzetli kirazlarının tadına bakmak veya Japonya’da kiraz çiçekleri şöleninde hülyalara dalmak. Her ikisi de insan için, bizim için. Nasip meselesi, şükür meselesi.
Kirazın meyvesi ile beden şifalanırken, çiçekleri ruha huzur veriyor. Çiçek dönemini kaçırdığınıza üzülmeyin. Kiraz, içinde çiçeğinin kokusunu taşır. Bir kâse dolusu kirazla Haziran’ı uğurlayın. Cennet menüsündeki nimetlerin farkına ve tadına varmak nasip işi.
“Biz çocuklarla büyükler arasındaki fark; Bir yanda şehir bir yanda kiraz bahçeleri.” (Sezai Karakoç)
Çocuklar, “Kulağınıza kiraz takıp küpe yapmadan büyümeyin.” Anne-babalar, çocuklarınızı cennetten dünyaya uzanan kiraz ağacının dalına elletin. Bir kez bile olsa çocuklarınıza dalından koparıp kiraz yeme zevkini tattırın.
Kirazdan söz edince, çocukluğumun o hoş saba türküsünü; “Bir Dalda İki Kiraz”ı dinlemeden geçmeyin derim. Safiye Ayla’dan dinlemenizi öneririm.