Karaman’ın En Kostak Adamı Yeniden Kürsüde Bu Cuma Herkes Araboğlu’na…

Yaşlı jokey, yol arkadaşına, “hipodromun yanından geçerken kostak kostak yürüyorum. Hipodrom geride kalınca yeniden hımbıllaşıyorum” demiş.
Arkadaşı merakla yüzüne bakınca yaşlı jokey devam etmiş:

“Ben bu hipodromda yüzlerce yarış kazandım, madalyalar, kupalar, ödüller ve alkış aldım. O günleri hatırlayınca bana bir canlılık, bir dirilik geliyor. Hımbıllığımdan eser kalmıyor.”

Bu fıkrayı anlatan kişi, Karaman’ın en kostak (çalımlı, zarif, kibar) adamı. Hımbıllık (uyuşukluk, tembellik) ondan çok uzak. Bu kişi kim, bu fıkrayı neden anlattı?

Geçenlerde “Karaman’ın Hazinesi: Yaşlılığını Nakavt Eden Efsane Hoca” başlığıyla Karasakal lakaplı, Mehmet Ali Kırboğa’yı hatırlattım. Karasakal Hoca’nın 88 yaşında olmasına rağmen bedeninin ve aklının zindeliğinden söz ettim. Dilinin kıvraklığını, ağzından bal damladığını söylemeyi unutmuşum.

Karaman’ın hazinesi, irfan sahibi, en nüktedan (ince anlamlı, düşündürücü, hoş sözler söyleyen) güzel adamlarından Karasakal Hoca’nın “Karaman’da vaaz etmediğim cami kalmadı. Televizyonda da 20 sene konuştum. Ama daha içim dökülmedi. Öylece kabre gidecek” diyerek, vaaz edememekten kaynaklanan üzüntüsünü belirtmiştim.

“Biz değerlerimizi, hazinelerimizi diri diri gömeriz. Onların kıymetini bilmeyiz. Vefasızlıkta üstümüze yoktur” diye saydırmayanımız var mı? Bu yakınmaları dile getirirken haksız da değiliz.

Bu sözleri yalatacak, gönlümü çiçek açtıran bir güzel haber aldım. Karaman’dan bir dost aradı. Müjdeyi verirken hem sevinçli hem heyecanlıydı. “Karasakal Hoca yeniden vaaza başladı” dedi.

Çocukluğumun en güzel anıları arasında yer alan, taş ve ahşabın birlikte kullanıldığı mimarisi ile Karamanoğulları mirası Araboğlu Camisi’nin kürsüsüne yeniden Karasakal Hoca buyur edilmiş.

Karasakal Hoca, muhteşem tasarımı ile bilinen 1374 yılında inşa edilen Araboğlu Camisi’nde her cuma namazdan önce yarım saat vaaz veriyormuş.

Hocanın kürsüye çıkmasının zor olacağını düşünen zarif insanlar bunun da çaresini bulmuşlar. Hoca için kürsü ile mihrabın ortasına konulmak üzere bir masa yaptırmışlar. Böylece hocanın kürsüye çıkmak yerine oturduğu yerden cemaate seslenmesi sağlanmış. Hocanın konuşması bitince masa ve sandalye kaldırılıyormuş.Karasakal Hoca, yanında refakatçi olmadan evinden çıkıp camiye geliyormuş. Evle cami arası uzak değil. Araboğlu Camisi, 649 yıllık tarihinde belki de ilk kez 88 yaşındaki bir hocanın vaaz vermesine tanıklık ediyordur.

Karaman’ın hiperaktif imamı, hizmet yarışının öncüsü İskender Kayhan hocaya da bin selam olsun. İskender Hoca, insanın hasını tanır, hürmette kusur etmeyenlerdendir. Karasakal Hoca’yı baş tacı etmiştir. Bir camide iki ağır top.

Karasakal Hoca’yı dinlemedim, onu tanımıyorum diyen gençler; bu fırsatı kaçırmayın. Cumaları Araboğlu Camisi’nde buluşmak üzere program yapmanızı öneririm. Karasakal Hoca’nın yeniden vaaz vermesine kapı aralayan, şehrin bilgesini yeniden cemaatle buluşturmayı akleden güzel insanlara binlerce teşekkür.

Yaşlı jokey fıkrası cuk oturmamış mı? Karasakal Hoca’nın kostak kostak yürüdüğü, tanıyanlarca malum. Söyleyenlerden aktarıyorum, hocanın yürüyüşü daha bir kostaklaşmış, neşesi yerine gelmiş. Pırıl pırıl beyaz gömleğiyle, siyah takım elbisesiyle yine ortalığı yakıyormuş.

Karasakal Hoca’dan yıllar önce not aldığım aşağıdaki cümleler, bu yazının hediyesi olsun:

-Cinayet işletmek, kitap okutmaktan daha kolay.
-Yaşlanmak olgunluk vermez insana, yaşlanmak insanı yalnızca ihtiyarlatır.
-Öğrenmek, uzun ve zahmetli bir yoldur.

Karaman güzel şehir. Böyle renkli ve değerli insanların yaşadığı bir yer nasıl güzel olmaz?

Şems-i Tebrîzî, “Çaresizlik nedir bilir misin?” diye sorar ve yanıtını da şöyle verir: Kalbin kanatlanıp gittiği yere, bedenin gidememesidir.

Çare bulan, çare üreten, yüreğinin kanatlanıp uçtuğu yere, bedenini taşımakta zorlananların yardımına koşanlara ne mutlu!

AHMET TEK