İsveç’in Stokholm kentinde, 1972 yılında yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda, 5 Haziran günü, Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi.
Karaman’da, bir süre önce, bir gezi sırasında çektiğim fotoğrafları Dünya Çevre Günü nedeniyle paylaşıyorum. Fotoğrafları inceledikten sonra görgünüze, bilginize ve vicdanınıza danışıp siz de not verebilirsiniz.
“Temizlik, imanın yarısıdır” sözüyle büyüyen bir nesilden geliyorum. Buradaki temizlik sadece manevî değil, maddî anlam da içerir. Maddî temizlik; eşyayı, mekânı, giysileri, bedeni, evi, işyerini, mabet ve yaşadığımız çevreyi kapsar.
Çevre temizliği; cadde, sokak ve parkların, orman ve piknik alanlarının, deniz, göl, baraj ve ırmakların temiz tutulmasıdır. Buraların her türlü pislik, atık ve çöplerden korunması, hava kirliliğinin önlenmesi temel ilkedir.
Çevrenin, Allah’ın bize bir lütfu, ihsanı ve emaneti olduğunu unuttuk mu? Çevreyi kirletmek nimete nankörlük ve emanete kötülük etmektir.
Maalesef, çevremizi utanmadan kirletiyoruz. En çok kirlettiğimiz yerler, en çok kullandığımız yerler oluyor. Piknik alanlarına, parklara, cadde ve sokaklara bakar mısınız? Atıklardan, sigara izmaritlerinden, çekirdek kabuklarından, naylon poşetlerden ve çöplerden geçilmiyor. Barajlar, ırmaklar başta olmak üzere sularımızın ve havamızın kirliliğini söylemeye gerek var mı?
Karaman’ın katı atıklarının nereye, nasıl döküldüğünü biliyor musunuz? Bu atıkların doğaya ve çevreye verdiği zarardan kimin haberi var? Benim gördüğüm, katı atıklar arasında yok yok: Cam kırıklarından kimyasal maddelere, poliüretan köpükten beton ve fayans parçalarına, PVC’den ahşaba kadar yüzlerce atık.
Urgan Boğazı, meralar poşet istilasında. Ağaçlar, bitkiler boğazlarına poşet geçirilmiş, can çekişiyor. Rüzgârın savurduğu atıklar tarlaları, bahçeleri ve yerleşim birimlerini tehdit eder halde.
Karaman için bir büyük tehlike de tarımsal mücadelede kullanılan zehirli ilaçların şişe ve bidonlarının gelişigüzel çevreye atılmış olması. Tarımsal ürünlerdeki pestisit oranlarını bir tüketici olarak bilmemiz mümkün değil. Ancak çevredeki atıkları görünce ürktüğümü söyleyebilirim.
Kılbasan Muhtarlığı tarımsal ilaç kutularının çevre kirliliği oluşturmaması için çözüm üretmiş. Bir çöp konteyneri yaptırmış. İnşallah kullanılıyordur, göstermelik değildir. Benzerlerinin diğer köylerde de yaptırılması yararlı olabilir. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü veya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile İl Özel İdaresi bu işi üstlenebilir.
Doğa katillerine fırsat verirsek onların suç ortağı oluruz. Elimizden ne gelir diyen dostlar! Dilimizden, içimizden şu sözleri söylemek de zor değil:
-Her tür atığı hiçbir önlem almadan toprak ananın koynuna istediğin gibi dök, sonra arkana bakmadan defolup git!
-Bağını, bahçesini, tarlanı, ekinini ilaçla, sonra zehirli atıklarını rastgele saç!
-Sigaranı tüttüre tüttüre yürü, sonra izmaritini atıp yoluna devam et!
-Bunca saygısızlık yapacaksın, ardından yüzün kızarmadan vatan sevgisinden, kul hakkından, bereketten söz edeceksin.
-Utanmaz adam, hadi oradan!
-Kalbinle dilin, dilinle eylemin aynı ritimde çalmıyor.
-Senden çıkan ezgi kulağımı tırmalıyor.
-Sizler bu ülkenin arsızları, utanmazları, yüz karalarısınız.
-Sizin yüreğinizde insan, hayvan, doğa ve vatan sevgisinin zerresi yok.
Dünya Çevre Günü’nde gönlüm isterdi ki, memleketimin görüntüsü, Cahit Sıtkı Tarancı’nın şu dizelerindeki gibi olsun:
“Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.”