Karaman’da Bir Numara Kim?

Karaman’da etkili, yetkili ve birçok alanda sorumluluğu olan bir zatı muhterem soruyormuş? Bana soracak hali yok ya? Çalışma arkadaşlarına soruyormuş. İster güvenlikçi, ister idari personel… Rutine bağlamış. Her sabah aynı soru, karşısına kim çıkarsa: Söyle bakalım bir numara kim?

Hangi birime, hangi bölüme gitse, kimi görse ilk sorusu; Söyle bakalım, bir numara kim? Sizsiniz cevabını alıp keyifli keyifli sırıtan bir adam. Yakıtını bu soruyla dolduran biri. Ebeveyn oyunu gibi; Küçükleri sıkıntıya soktuğunu bilmeden “En çok kimi seviyorsun” sorusunun “makamsal” versiyonu.

Bu oyunu çok sevdiğini söylüyorlar. “Bir numara sensin” cevabını duydukça numara ipini her yere dolayan biri.

Ekmeğinin derdinde bir personel anlatıyor.

“Sabah geldi boş binaya. Benden başka kimse yok. Yanında bekliyorum. Küt diye sormaz mı? “Söyle bakalım, bir numara kim?”

Abi adam ne numara anlayamadım. Bana soruyor “bir numara kim?” diye. “Bir numara benim diyecek halim yok ya. Mecburen kıvırıyoruz. Beklediği cevabı veriyoruz. Sensin, diyoruz. Öyle demesek ne mi olur? Bilmem. Bugüne kadar farklı cevap veren veya soruyu cevapsız bırakan olmadı ki. Günaha giriyor muyuz abi? Mecburuz yani.”

Bana yabancı gelmedi “bir numara” hikayesi. Daha önce duymuşluğum, duyup şaşırmışlığım vardır. Çalıştığım kuruma yeni müdür atanmış, kendine yeni bir ekip kurmuştu. Kurum kültüründen, işleyişinden habersizdi. Başta çalışanlar, kırıp dökmediği şey kalmadı.

O ve beraberinde getirdiklerinin dilleri, tarzları, ilişki biçimleri tanık olmadığım şeylerdi. Görevi neydi unuttum, getir götürden her tür işe koşturan bir “telaşa müdürü” getirmişti.

Telaşa müdürü, elinde telefon, “Bir numara geliyor, bir numara giriş yapmak üzere, bir numara için asansörleri tutun, bir numara on dakika sonra giriş yapıyor.” talimatları yağdırıyor güvenlikçilere, idari personele. Bir numara, bir numara!

Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık veya Genelkurmay Başkanlığı değil. Kırk yıl medyada çalıştım, kimse numaralı değildi. Ertuğrul Özkök’ün bile numarası yoktu.

İki, üç, dört, beş.. numara da yoktu. Başka numaranın olmadığı yerde bir numara olmak nasıl bir duygudur, nasıl bir ruh halidir?

Bir numaranın ömrü uzun sürmedi, bir numarayla gönderildi. Şimdi kaç numara olduğunu bilmiyorum. Numarayı kendi mi verdi, telaşa müdürü mü uydurdu, bilmiyorum. Hiç itiraz etmedi. Öyle olduğuna inanıyordu.

“Gururlanma padişahım, senden büyük Allah var.” Osmanlı hayranı olduğunu öne sür, hünkarım iltifatına bayıl, bu sözü bilme. Bilmediğini de bilme, merak etme. Ne ala memleket!

“Gururlanma padişahım, senden büyük Allah var” deyimi için rivayet çeşitli. Ben en kısa olanını anlatıyım.

Osmanlı’da padişah Cuma selamlığında camiye girerken özel görevlendirilmiş bir yeniçeri söylermiş. Tebaanın söyleyebileceği şey mi sandınız? Kolay mı, kelle gider? Bu sözü paşalar bile söyleyemezmiş. Yine de boynu vurulan paşaların sayısı bile tutulamamış.

Kontrol mekanizmasi örneği olarak anlatılır. Halifelik unvanı taşıyan bir padişah Kur’an-ı Kerim’deki konuyla ilgili onlarca ayeti kerimeden etkilenmeyecek, bir kulun söylediği gururlanma sözüyle kendine gelecek?

Süper iş, süper mantık. O yeniçeri, arkadaşlarına nasıl hava atmıştır! Ben padişahın yüzüne laf söyleyen adamım! Haksız mı? Kim padişahın yüzüne karşı böyle konuşabilir.

Karaman’daki bir numaraya biri “Gururlanma” desin de görün başına ne çoraplar örülür.

Karaman’da bir numara olmak mı, bir numara olduğuna inanmak mı önemli, cevabını bulamıyorum. Rahmetli Kemal Sunal ve Oya Aydoğan’ın oynadığı 100 Numaralı Adam filmi vardı. İzleyen varsa, 1 Numaralı Adam’la ortak yanını bulabilecek mi, akrabalık bağı olup olmadığını fark edecek mi merak ediyorum.

İsra Suresi’nde şu uyarı vardır: Allah övünen ve kuruntu edenlerin hiçbirini sevmez. Allah büyüklük taslayanları sevmez. (Nahl Suresi)
Allah, sevmediklerini kuluna mı sevdirecek? Ah liyakat, vah edep. Siz gittiniz ya bu diyardan, daha neler duyacağız, neler…

Bir Soru: Cumhurbaşkanı Erdoğan Konya-Karaman hızlı treninin açılışı için Karaman’a geldiğinde, Cumhurbaşkanlığı otobüsüne binen Karaman’daki bir Türk Büyüğünü korumalar karga tulumba indirmişler. Doğru olabilir mi? Kim olduğunu bilen var mı? Bir şehir efsanesi mi?

Ahmet Tek