Kocamış Konağın Eşiğindeki Tarihi Taş, Karaman Müzesi’ne Kaldırılacak
“Hollanda’dan Ali Yağcı aramasaydı, bir tarihi değerin merdivenin ilk basamağında işkence çektiğinden haberim olmayacaktı. Bu yazı da yazılmayacaktı.
Daha ilk adımda kapının basamaklarında bir cevher, boydan boya önümde yatıyordu. Kurtarılmayı bekleyen bir hazine. Üstelik kırılmış. İki parça halinde merdiven basamağı olmuş, bir sanat eseri ve tarihi miras olan büyük bir taş parçasıydı gördüğüm.
Hangi hoyrat el, onu nereden söküp getirdi? Hangi hoyrat ayaklar, o nakışları çamura buladı? Fotoğrafı çektiğim sırada, güneş bulutların ardından sıyrılıp, süslü, nakışlı taşı ışıl ışıl aydınlattı. Taş hem güneşe hem bana gülümsedi. Belki eşikten kurtulma umuduna kapıldı. Ait olduğu yere dönme hayaliyle yanıp tutuştuğu belliydi. Betona bile bulamışlar. Ama o iffetini korumuş.
Taşın bezemeleri, işlemeleri Hatuniye’yi hatırlattı. Sanki oraya aitti. Bunun yanıtını ben değil uzmanlar verecektir. Ama önce taşın eşikten, merdiven basamağı olmaktan kurtarılması gerekir. Bu güzelliğe taş dediğim için özür dilerim.”
Bu paragrafların yer aldığı “Kocamış Evin Girişindeki Hazine” başlıklı yazım Karaman sevdalılarınca okundu, paylaşıldı. Kimi okur şehrin sahipsiz olduğundan yakındı, kimi eski günlerin nostaljisine takıldı. Kocamış konağı ve onun ayakucunda nöbet tutması için tutsak edilmiş nakışlı taşı hatırlatmış olmak bile benim için şerefti.
Yazının çıktığı gün, Karaman Kültür ve Turizm İl Müdürü Murat Pekergil aradı, yazıyı ihbar kabul ettiklerini belirterek, Müze Müdürlüğü ile görüştüklerini, gereğinin yapılacağını söyledi. Söyledikleri sözde kalmadı. Kayserilioğlu Ailesi tarafından yaptırılan evin eşiğinde, merdiven basamağı olarak kullanılan tarihi taşı incelemek üzere bir uzman görevlendirildi.
Uzman, nakışlı taşın, Hatuniye Medresesi ile aynı dönem eseri olduğunu tespit etmiş. Ancak hangi esere ait olduğunu bilmek mümkün değilmiş. Karaman’da yüzlerce eser kaybolup gitmedi mi? Bir taş diyerek geçip gitmek olur mu? Adını bile bilmediğimiz bir değerli eserimizi bize hatırlatacak bir kalıntı olması yetmez mi? Bu ülkenin taşının toprağının kıymetini bilmek demek, bu eserlere sahip çıkmak, mevcutları korumak demektir. Bunlar kadim kültürümüzün, köklü medeniyetimizin miraslarıdır.
Kültür ve Turizm İl Müdürü Murat Pekergil, taşın yerinden sökülerek müzede korumaya alınacağını söyledi. Hiçbir işi küçümsemem. Bugün bir taş kurtarılırsa yarın kocamış konağın kurtarılma umudu doğar. “Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır” atasözünü unutmayalım. Herhangi bir olayı, bir işi küçümsemeyelim. Çinli bilge Lao Tzu “Binlerce kilometrelik bir yolculuk, tek bir adımla başlar”. demiş.
Belki bir gün “kocamış konağa sahip çıkılıyor” başlıklı bir yazı yazmak nasip olur. Kim bilir?