Bu Ağaçları Görenler Çok Şanslı

Rahmetli Sezai Karakoç’un Mona Roza’sının benim şiir dünyamdaki yeri bir başkadır.

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller.

Bir kara sevdanın, bir gizli aşkın öyküsüdür Mona Roza. Gökkuşağından toplanmış yaldızlı sözcüklerden yapılmış ve edebiyat dünyasına armağan edilmiş bir altın taçtır. Mona Roza’daki Geyvenin gülleri, kanadı kırık kuş, aya karşı uluyan çakallar, ürkek ürkek dağa bakan tavşanlar, zeytin ağaçları, söğüt gölgesi, zambaklar, gururlu vahşi çiçekler, nar çiçekleri, turnalar, incir kuşları, başaklar, sabırla olgunlaşmış meyveler her gezide karşıma çıkar ve Mona Roza peşime takılır.

Karaman gezimde de aynı güzelliği yaşadım. Geyve’nin güllerinin yerine Karaman’ın ağaçlarını seyretmeyi seçtim. Karaman’ın, Torosların bereketinden nasiplenen Ermenek ve Sarıveliler ilçelerinin orman zenginliğini görüp hayran kalmayan bir kişi bile tanımadım. Hele o sedirler ve Zeyve’nin yaşları 700-800 arasında değişen 12 adet Doğu çınarı. Onlar, Dünya’yı renklendirmek için cennetten yer yüzüne gönderilmiş güzelliklerden başka ne olabilir?

Türkiye’de anıt ağaç sayısı 10 bini geçmiş. Karaman’da ise sadece 32 anıt ağacımız var. Bu durumu Karaman’da ağaç varlığının zayıflığından değil, anıt ağaç çalışmalarına değer verilmemesinden kaynaklı bir sorun olarak düşünüyorum.

Karaman merkeze bağlı köylerde bazı ağaçlar gördüm ve her birine hayran kaldım. Seyirlik ağaçlar, sadece anıt ağaç etiketiyle ödüllendirilmeyi bekleyen tabiatın sessiz güzellikleri.

Aşağıda bazı fotoğraflar göreceksiniz. O fotoğrafları Madenşehir, Gökçe, Yeşildere ve Boyalı’da çektim. Madenşehir’in mezarlık tarafında bir tarlada gördüğüm tek yumurta ikizleri gibi, aynı kökten ayrılıp iki ayrı ağaca dönüşen çitlembik veya Portekiz Meşesi anıt ağaç olabilir. Sadece yer, cins, ve yaş ölçümü yeterli. Madenşehir’in simgesi olacak nitelikte bir seyirlik ağaç.

Yeşildere’de Yunus Emre Meşeleri olarak bilinen bölgede bir yıllık uğraş sonucu anıt ağaç olarak tescilletmeyi başardığımız 3 adet saçlı meşenin de bulunduğu bölgede bir yalağın suyundan beslenen salkım söğüt altında soluklanmak ne büyük nimet.

Salkım söğütlerde tuhaf bir cazibe ve tarifsiz bir güzellik görürüm. Salkım söğüdün yeşili kendine özgüdür, o renk bir başka bitkide, ağaçta, yaprakta yoktur. Yeşildere’nin bu salkım söğüdü acilen tescillenmelidir.

Gökçe Köyü Karaman’ın çamlığıdır. Ama ben orada bir Anadolu akasyası gördüm ki, çamları unuttum, onlardan özür dilemek bile aklıma gelmedi. Gökçe’de yeni bir köy kurulmuş. Karaman’dan birçok kişi bölgede ev yapmış. Ne evler, ne evlere yapılan mimari eklentiler dikkatimi çekti. Akasyanın formu, rengi ve yalnızlığında ruhum uzun bir yolculuğa çıktı. İnşallah başına bir dert gelmez, kırılıp yok olmaz.

Boyalı Köyü yakınlarındaki ardıçlar asla ihmal edilmemeli. Alibeke yatırının gözcüleri adeta o asırlık ağaçlar. Yol arkadaşlarım, üçü ellerini birleştirip ağacı kucaklamak istediler. Kucaklayamadılar, üç kişi daha olsa ancak sarılabileceklerdi. Bu bölgenin öyküsünü ayrıca anlatacağım. Ama Alibeke tepesinde anıt ağaç olmayı bekleyen emanetlerimiz var. Ne olur, ihmal etmeyin.

Bunlar benim gözüme ilişen ağaçlarımız. Belki beni Karaman’a onlar davet etti. Gel, gör bizi, anıt ağaç olmak için neyimiz eksik bir bak, demek istemiş olabilirler. Karaman’da 32 olan anıt ağaç sayısı, ciddi bir çalışma yapılırsa 100’ü aşar. Anıt ağaç, coğrafi işaret kadar önemli.

Sezai Karakoç’un söğüt gölgesinden Nazım Hikmet’in salkım söğüdüne geçelim.

Ağlama salkımsöğüt
ağlama
Kara suyun aynasında el bağlama
el bağlama,
ağlama.
Gecikirsek çok ağlarız.

Ekli Dosyalar

  • pc (1).png( PNG )