Bisküvili Rekorun Ardından

“İki kardeş üç gündür ormandaydı ve açlıktan bayılmak üzereydiler. Güçlükle adım atıyorlardı. Eve yaklaştıklarında duvarların ekmek hamurundan yapıldığını ve üzerine kurabiyeler yapıştırılı olduğunu gördüler. Evin pencereleri şeker ve çikolatadan, damı ise pastadandı. Kardeşlerden erkek olanı dama çıkıp pastayı yerken, küçüğü duvarlardaki kurabiyeleri ısırmaya başladı.”

Alman Grimm Kardeşler’in ‘Hansel ve Gretel’ adlı masalından bir bölüm okudunuz. O korkunç ve üzücü masaldan aklımda kalan en belirgin sahne, ormanın kuytu köşesinde yaşayan cadının pasta, kurabiye, şeker ve çikolatadan yapılmış evidir. Böyle bir evi çocuk zihni unutmaz. Ben de unutmamışım. Hanscık ve Gretacık beni çok üzmüştü.

Hansel ve Gretel bir masaldı ve bu masalı hatırlamama vesile olan şey, Karaman’da gerçekleştirilen bir rekor denemesiydi. Rekor kırıldı ve tescillendi. Bisküvi kokulu şehrin gündeminde geçen hafta buğdayın hikâyesi ve dev bisküvi vardı.

Şeytan ayrıntıda gizlidir. Detayları görmemek başarılı bir işi sıradanlaştırır. Alkışladığımız, beğendiğimiz veya hayranlık duyduğumuz birçok mükemmel işin püf noktası, gözümüzden kaçırdığımız ayrıntılardır. Buğday başağı motifli mozaik bisküvi rekorunun ayrıntılarını merak ettim. Bulabildiğim detaylar bu işin hiç de kolay olmadığını, arkasında tahmin edilenden daha fazla emek, efor, zaman, para ve zihinsel faaliyet bulunduğunu ortaya koydu.

Karaman’ın 10 bin yıl önce başlayan hikâyesinin günümüze ait bir kesiti vitrine çıkarıldı. Buğdayın “Bisküvi” halinin sergilenmesine ilişkin notları özetleyerek paylaşmak istiyorum:

1- Proje KARTAP’a aittir.
2- ‘Buğdayın Hikâyesi’ ortak çalışmanın ürünüdür.
3- Etkinliğin mimarı İ. Ethem Büyükköse’dir. Buğday başağı figürü, mozaik bisküvi motifi başta olmak üzere, görsel ve metin içerikleri Büyükköse’nin emeğinin ürünüdür.
4- Projeye Karaman Valiliği, Karaman Belediyesi, KMÜ, Aldiva, Anı, Bifa, Saray, Şimşek fabrikaları ile Türkiye Aşçılar ve Şefler Federasyonu destek oldu.
5- Rekor denemesi KMÜ Taha Akgül Spor Salonu’nda gerçekleştirildi.
6-Mozaiğin büyüklüğü 800 metrekare olarak ölçüldü.
7- Mozaik, heykeltıraş Necati Şenok’un refakatinde 22 kişiden oluşan ekip tarafından 12 günde tamamlandı. Ekipte KMÜ Gastronomi Bölümü öğrencileri çoğunluktaydı.
8- Mozaik yapımında 300 bin adet, toplamda 3 ton bisküvi kullanıldı.
9- Rekor denemesinde özel üretilen 5 bin paket bisküvi, davetlilere ikram edildi.
10- İkramlık bisküvi paketinin üstünde Karaman’a ait 9 simge yer aldı. (Ferman, İmaret, Canhasan’da bulunan 10 bin yıllık buğday taneleri, Karaman’ın koyunu, Taşkale halısındaki bereket -eli belinde- motifi, elma, Yunus Emre’nin sevgi ve hoşgörüsüne işaret eden güvercin, ekşikara üzümü, Karaman bisküvisi)
11- Bisküviler, projede yer alan 5 firma tarafından eşit miktarda üretildi.
12- Mozaiği ilk gören kişiler, Vali Tuncay Akkoyun, Belediye Başkanı Savaş Kalaycı, destek veren firmaların temsilcileri, eski Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan, eski Devlet Bakanı Işın Çelebi, STK ve kurum yöneticileri oldu. Bu kişiler aynı zamanda son parçaları koyarak mozaiği tamamladılar.
13- Ölçümlerden sonra Rekor Kırma Sertifikası düzenlendi. Sertifikayı Türkiye Aşçılar ve Şefler Federasyonu Başkanı Bayram Özrek imzaladı.
14- Programın sona ermesinin ardından salon Yunus Emre Vakfı’na devredildi.
15- Yunus Emre Vakfı’nca görevlendirilen 7 işçi, spor salonunun zeminini temizleyip mozaiği kaldırdılar.
16- 300 bin adet bisküviden hiçbir kayıp ve israf olmadan mozaik bozularak, malzeme yem katkı maddesi olmak üzere taşındı.
17- Etkinlik nedeniyle hatıra pulu ve ilk gün zarfı hazırlatıldı. Pulların üzerinde buğday başağı figürlü mozaik bisküvi görseli var.
18- Türkiye Aşçılar ve Şefler Federasyonu bisküvi hamurundan Yunus Emre ve Karamanoğlu Mehmet Bey’in mini heykellerini yaptı ve bunları Karaman’a hediye etti.
19- Karaman’da bir bisküvi müzesi kurulacağı duyuruldu. (Kim, nerede, ne zaman, nasıl yapacak bilmiyorum)
20- Bisküvi Müzesi’nin ilk objeleri şimdiden belli oldu: Buğdayın Hikâyesi için yapılan afiş, broşür, totem benzeri görseller, bisküvi hamurundan yapılmış Yunus Emre ve Karamanoğlu Mehmet Bey heykelcikleri, ilk gün posta pulu ve zarfı, etkinlik süresince çekilen film, fotoğraf ve ses kayıtları, Rekor Kırma Sertifikası, konuklara ikram için üretilen ve ambalajında Karaman’ın 9 adet sembolünü taşıyan bisküvi paketi.Kentler Etkinliklerle Canlanır

Kentler etkinliklerle canlanır. Kentlerin uyuşukluğunu gidermenin yolu, ortak paydalarda buluşturan etkinliklerdir. Bu nedenle bisküvi üzerine kurgulanan rekor denemesini ve bu kapsamda gerçekleştirilen programı ‘Buğdayın Hikâyesi’nin ilk adımı olarak görmek daha sağlıklı olur. Buğdayın yolculuğunun devamı gelecektir.

Program sanki mozaik bisküvi ile sona ermiş gibi bir izlenim edindim. Ulusal basının uzak durması anlaşılabilir ama yerel medyada Aktekke’deki etkinliklere ilişkin haber azlığına üzüldüm. Oysa halkın en çok ilgi göstereceğini tahmin ettiğim bölüm, ‘Buğdaydan Bisküviye Lezzet Şöleni, Söyleşiler, Yemek Sunumları ve Tadım Etkinlikleri” olmuştur.

Karaman’a hangi aşçılar, yazarlar, gazeteciler geldi, öğrenemedim. Ulusal basının önde gelen gazete ve dergileri ile hafta sonu eklerinde haber, fotoğraf görmedim, makale, izlenim veya röportaj okumadım. Etkinliğin gücü, medyada görünürlüktür. Bu alanda boşluk bırakılmış, belli ki davet konusunda zafiyet yaşanmış.

Mozaik bisküvinin bozulup, spor salonundan götürülmesi görüntülerinin çekilmemesi bir eksikliktir. Bu tür etkinliklerde önemli olan süreçtir. Etkinliğin bir anını öne çıkarıp bütününü görmemek emek israfıdır. Bisküvinin yem fabrikasına nakline kadar süren yolculuğu da kayıt altına alınmalıydı.

Rekorlar Kitabına Ne Oldu?

Ayrıca buğday başağı figürlü mozaik bisküvinin Guinness Rekorlar Kitabı’na gireceği duyurulmuştu. Guinness’e ne oldu? Rekoru tescil etmedi mi, temsilci göndermedi mi? Mozaik bisküvi 2022 yılı Guinness Rekorlar Kitabı’nda yer alacak mı? Bu konu askıda kaldı. Bir açıklama yapılması için vakit hâlâ geçmiş değil. Prof. Dr. Orhan Kural’ın ölümünden sonra Guinness’in Türkiye temsilciliğini kimin yaptığını bilmiyorum.Karaman, tarihinde bir ilki gerçekleştirdi. Maalesef yerel basında hiçbir köşede bu etkinliği anlatan, kritik eden, gözlemlerini okuyucuyla paylaşan yazı yoktu. İnşallah sektör dergileri ile bu açık kapanır. Gazeteci ve yazarlara davetiye gitmedi mi? Yoksa yazılmaya değer mi bulmadılar.

İlan panolarında “Karaman’da bu hikâye 10 bin yıl önce başladı. Kasım ayını bekleyin” yazılı, buğday başağı figürlü afişler bile yerel medyanın dikkatini çekmeyi başaramadı. Oysa dikkat çekme ve farkındalık oluşturmak için tasarlanmış harika çalışmalardan biriydi. Okullarda öğrencilere konuyla ilgili kompozisyon yazdırmayı gerektirecek kadar da Karaman için önemli bir görsel sunumdu.

Bisküvi İşçileri ve Çocuklar Yoktu

Onca uğraş ve emek verilmiş güzellikler sosyal medyanın fırtınalı denizine terk edildi. Sosyal medyanın bilindik yüzleri yine işi sulandırmanın bir yolunu buldu. Türkiye’nin tanınmış yazar ve gazetecilerinin katılmadığı etkinliklerin getirisi az olur. Karaman bu gerçeğin farkına varmalı. Bu etkinliğe sadece iki eski bakanımız katıldı. İki yeni bakanı ve bürokratlarımızı ağırlamak bu kadar zor muydu? Etkinliğe destek veren markalardan herhangi birinin sahibinin özel davetine bile katılım daha çeşitli ve kalabalık olurdu. Türkiye’nin renkli ve popüler kişilerinden birkaçı davet edilseydi, fabrika işçisi kadınları temsilen bir grup çağrılsaydı…

Bir sonraki etkinliğin, Canhasan Höyüğü kazılarında bulunduğu belirtilen ve 10 bin yıl öncesine tarihlenen buğday tanelerine ilişkin sempozyum olmasını öneririm. Kalıcı olan bilimsel verilerdir, bilim insanlarının açıklamalarıdır. Karaman 10 bin yıllık buğdayının öyküsünü dünyaya anlatmakla yükümlüdür.

Rekor denemesinde ve davetliler arasında yine erkek saltanatı göze çarptı. Kadınlar yine yoktu. Bisküvi üretiminde kadın işgücü ağırlığı olduğunu sanıyordum.

Etkinlik süresince hiç çocuk görmedim. Bisküvi=Çocuk demektir. Mozaik bisküvinin etrafında çocuklar hatıra fotoğraflar çektirebilirler, halk oyunları gösterileri yapabilirlerdi.

Türkiye’nin reklamcılık tarihinin klasiği “Önce güneş, hava, su, sonra bol gıda gelir. Unutma babacığım akşama…getir” sözünü unutmuş olabilir misiniz! Etkinliği bilimsel toplantı veya sempozyum havasına sokmanın gereği yoktu. Keşke şenliğe dönüştürülseydi. Lütfen baylar, biraz geride durmayı öğrenin. Ya da gittiğiniz yere eşinizi, çocuklarınızı, torunlarınızı da götürün ve ön saflarda onlara yer verin.

Bisküvi Yazarını Unutmak

Karaman’da bisküvi konusunda yazı yazan, bisküvi fabrikalarını, işçileri, servisleri, üretim sürecini ve sosyal travmaları anlatan tek kişi vardır; Nurten Kılıç. Karamandan.com’da bisküvi üzerine 100’ü aşkın yazısı vardır. Kendi okuyucu kitlesini oluşturmayı başarmıştır. Onu tanımayanlar veya yorum adı altında çirkinliklerini sunan tipler, Nurten Kılıç’ı, bisküvi fabrikalarının parayla yazı yazan işçisi olarak yaftalamışlardır. Davet edilmesi gereken ilk isimdi. Unutulmuş.

Karaman’ı bisküvi ile ilk tanıştıran isimlere bir selam gönderilmeliydi. Rahmetli Yılmaz Babaoğlu ve yol arkadaşlarına vefa ödülleri yakışırdı. Unutulmuş.

Başka unutulan konular da var. Bu kadarla yetinelim. Bazı kusurları görmezden gelmek gerekir. Atalarımız, bu kadar kusur kadı kızında da bulunur, demiş. Karaman’da bir güzellik, bir ilk yaşandı. Şehri kokusuyla ve ekonomisiyle kuşatan bisküviye selam verildi. Şehir kısa süreliğine şenlendi, renklendi.

Bu işin heyecanıyla yanıp tutuşanlara, katkı sağlayanlara, katılımcılara, emeği geçenlere Trakya’dan selamlarımı iletiyorum. Şehrin üzerinde hakkınız çok, destek olamayanlara, kıymetinizi bilmeyenlere, takdir ve teşekkürden korkanlara hakkınızı helal edin.

Not: Bu yazının hazırlanmasında İ. Ethem Büyükköse’nin büyük emeği vardır. Görsellerin tamamını edindiğim kişi yine İ. Ethem Büyükköse’dir. Minnettarım.Günün Sözü: Buğday ile koyun, gerisi oyun.

AHMET TEK