Karaman’da Bir Dönemin Perde Arkasını Merak Edenler, Bu Makale Sizler İçin.Partisinin Adayına Destek Yerine Köstek Olmak Nasıl Bir Duygudur?
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Karaman’ı Sana Emanet Ediyoruz” Dediği Kişi Kimdi?
Edirne’den Selam
“Bir payitaht daima payitahttır.” Benim okumalara doyamadığım en kıymetli yazarım Ahmet Hamdi Tanpınar, böyle söylemiş. Bu veciz sözü Beş Şehir adlı kitabında Konya’yı anlatırken kullanmış. Tanpınar, Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul’u anlattığı deneme türündeki klasik eserinde tamı tamına şöyle yazmış: “Bir payitaht (başkent) daima payitahttır (başkenttir). Ne kadar susturulursa susturulsun yine konuşur.”
Kurbanlık Boğa Kuyuya Düştü
Bu yazı, “yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar” paradoksunun bir benzeri olacak. Yani köken ve ilk neden problemini hatırlatacak. “Okur mu yazarı bulur, yazar mı okuru” sorusuna yanıt aramaya çalışacağım.
Minarede Hayalet Var!
Gurbetçi vatandaş, Hollanda’da yaşıyor. Adı, Ali Yağcı. Kırk yıl önceden tanıyorum. Karaman’ın nezaketli ve meraklı gençlerinden biri olarak hatırlıyorum. Daha sonra yurtdışına gitmiş. Birkaç yıl önce karşılaştık. Kendini geliştirmiş, hobiler edinmiş. Mayası ve kültürü sağlam olduğu için yıllar ona değer katmış. Yine nezaketli, yine saygılı, yine meraklı ve Karaman sevdalısı…
Karaman’ın Gazetecileri
“ Karaman’ın Adını Lekeletmeyin” başlıklı makalemde, Belediye Meclisi toplantısını izleyen üç gazeteciye yapılan saldırıyı konu edinmiştim. Gazeteci değil, kime yapılırsa yapılsın, şiddet gösterisi hiçbir şekilde kabul edilemez.
Karaman’ın Adını Lekeletmeyin
“Kapat gözlerini kimse görmesin.”
KARAMAN'IN ACI KAYBI
Amansız hastalığı yenen İhsan Üstbaş, koronavirüsten hayatını kaybetti
Yalancı Çoban ve Hızlı Tren
18 Haziran 2021’de “ Karaman’a Kara Haber” başlıklı makalem yayınlandı. Şöyle yazmıştım:
Karaman’ın En Cömert İnsanını Hatırlamak
O Bir Çınardı, Yaratılışında Gölgesini ve Serinliğini Esirgememek Vardı.Hal ve Hareketleriyle Şeffaftı, Eli Açıklıkta Tam Bir Kara Kutuydu.
İyi ki Kitaplar Çığlık Atmıyor
Okuduğum kitaplara, bir kuyumcu ustasının değerli mücevhere gösterdiği özeni gösterenlerden değilim. Belki kasabın kestiği hayvanın her parçasını değerlendirdiği gibi ben de okuduğum kitaplara aynı işlemi uygularım. Kitapların çığlık atma yetenekleri olsa, oturduğum semtin sakinleri beni Ankara’da işlenen cinayetlerin tek ve gerçek müsebbibi olarak, tereddüt etmeden, içlerinde şüpheye yer bırakmadan polise ihbar ederlerdi. Öyle ki teşhis etmeye bile gerek duymazlardı. Hatta seri cinayetler işleyen bir katil olarak anlatmaktan çekinmezler, katilin ben olduğum konusunda anlaşırlardı.