“Aktekke’de Şükür Namazı Kılacağım” Diyen Milletvekili Adayı

Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu, sadece akademisyen ve psikolog değil, aynı zamanda zarif bir gönül adamıydı. Çok kişinin yüreğine dokundu, talip olana bir söz emanet ederek terki diyar etti. Cüceloğlu’nu, yıllar önce bir tv programında dinlerken bir cümlesini not almıştım; “Zenginler mutlu mu? En asık suratlılar zenginler. Çünkü şükür duyguları yok” diyordu. Bu sözü, seçim öncesi, bir Karaman milletvekili adayının hatırlatacağı aklıma gelmezdi.

Şükür duygusu olmayan insanda, başka insani duygu aramayın. Şükür yoksa, gerisi boş. Şükür, karnını doyurduktan sonra, yarım ağızla söylenen “şükür, doyduk” cümlesi değil. Şükür, kavram olarak herhangi bir nimetten dolayı nimeti verene karşı söz, eylem veya kalp ile gösterilen saygı, kıymetini bilme, nimet ve iyiliği anıp sahibini övme anlamına gelir.

Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’ne göre, Kur’ân-ı Kerîm’de şükür kelimesi ve türevleri yetmiş beş yerde geçiyor. Bunların çoğunda Allah’ın nimetleri ve ihsanlarından söz ediliyor. İnsanların Allah’a şükretmesi gerektiği bildiriliyor ve şükredenlere verilecek mükâfatlar anlatılıyor.

Karaman’da yaşamadığım için bir sebep olmaksızın yeni birini tanıma fırsatım olmuyor. Karaman’da milletvekili adaylarına ait bilgi almak istediğim bir arkadaştan duydum Yusuf Baştuğ’un adını ilk kez. CHP’nin liste başı milletvekili adayı İsmail Atakan Ünver’i seçildiği vakitler görmüştüm. Ama listesinin ikinci sırasındaki Yusuf Baştuğ’u tanımıyordum.

Yusuf Baştuğ’u bana tanıtan arkadaş, onun dost canlısı, samimi ve farklı biri olduğunu ifade ederken, bir olay anlattı. Yusuf Baştuğ’a, aralarında medya mensuplarının da bulunduğu bir grup arkadaşı “milletvekili seçildiğin vakit bize bir rakı masası kurarsın değil mi?” demiş. Yusuf Baştuğ’un yanıtı şöyle olmuş: “Ben o sırada Aktekke’de şükür namazı kılıyor olacağım.”

CHP liderine seccade üzerinden hücum edilirken, Karaman’dan bir adayın bu sözü bana çok anlamlı geldi. Dini, inancı, samimiyeti bir grubun, bir zümrenin tekelinde görenlerden oldum olası rahatsızlık duyarım. Yusuf Baştuğ’la tanışmak istedim. Yüz yüze görüşme fırsatımız olmadı. Telefonda sohbet ettik. Yusuf Baştuğ, kırk yıldır tanıdığım bir arkadaşım kadar cana yakın ve içtendi.

Kendi kendime, “Keşke CHP’nin liste başı adayı olsaymış” diye birkaç kez tekrarladım. Özgeçmişine bakınca, önümüzdeki yıllarda Karaman siyasetinin baş aktörlerinden olacağına kanaat getirdim. Yusuf Baştuğ’u herkesin tanımasını istedim.

Yusuf Baştuğ, henüz 32 yaşında. 01.07.1991 tarihinde Karaman’da doğmuş. İlköğrenimini Karaman İbrahim Bey İlköğretim Okulunda, Lise öğrenimini Karaman Lisesinde tamamladıktan sonra, 2015 yılında Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Bölümünden, 2020 yılında da Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden mezun olmuş. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakultesi Adalet Bölümüne devam ediyormuş. Gençlerin çoklu diploma sevdasına aklım ermiyor ama onlara gıpta ediyorum.

Yusuf Baştuğ, siyasete lise yıllarında Cumhuriyet Halk Partisi’nde başlamış. 2008-2009’da CHP Karaman Lise Komisyonunu kurmuş ve başkanlığını yapmış. 2009-2010 yılında Gençlik Kolları İl Yöneticisi olmuş. 2010’da Karaman Gençlik Kolları Merkez İlçe Başkanlığı görevine atanmış. 2011-2014 yılları arasında Bilişimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyeliği görevinde bulunmuş. Parti içinde hep yönetici olarak görev almış.

Baştuğ, 2015 yılında Karaman Belediyesi Kent Konseyi Başkanlığı tarafından Gençlik Meclisine davet edilmiş ve başkan yardımcılığı görevine getirilmiş. 2018 yılına kadar bu görevde bulunmuş. Bir koltukta on karpuz taşıyanlardan. Karaman Gündem gazetesinde ve OMEDYAM.COM internet haber sitesinde köşe yazarlığı bile var. 7 Kasım 2021 tarihinde gerçekleşen CHP’nin 16. Olağan Gençlik Kolları Kurultayında Merkez Yürütme Kuruluna seçilmiş. MYK’da İç Anadolu Bölge Sorumlusu görevini sürdürmekteymiş. 24 Haziran 2018 genel seçimlerinde Karaman 3. sıra milletvekili adayı olmuş. Yusuf Baştuğ’un özgeçmişi, CHP’nin gerçek neferlerinden olduğunu gösteriyor.

Yusuf Baştuğ’a şükran borçluyum. Çünkü uzun süredir yazmak istediğim, nedense ertelediğim şükür konusunu seçim arifesinde bana hatırlattı. İnşallah kendisine Aktekke’de şükür namazı kılmak nasip olur.

Bilim insanlarına göre, şükretmek duygusal, fiziksel ve zihinsel sağlımızı önemli ölçüde etkiliyor. Duke Üniversitesi Tıp Merkezi Biyolojik Psikoloji Bölümü Başkanı Dr. P. Murali Doraiswamy şükran duygusunun ilaç formu olabilseydi, dünyanın en çok kullanılan ilaç olabileceği görüşünü dile getirmiş. Doraiswamy şükretmenin insan üzerindeki etkilerini anlatırken “Eğer ‘şükran’ bir ilaç olsaydı, vücudun bütün sistemlerinin sağlığını koruyan, dünyanın en çok satan ilacı olurdu. Çalışmalar, şükran duygusunu ifade etmenin, çeşitli vücut ve beyin sistemleri üzerinde ölçülebilir etkileri olduğunu gösteriyor” demiş.

Psychological Science dergisi de bir araştırmaya yer vermiş. Bir grup denek sırasıyla nötr, mutlu ve minnet duyguları içine sokulmuş. Sonra deneklere teklifte bulunarak 54 dolar alıp buradan gidebilecekleri ya da 30 gün bekleyip 80 dolar alabilecekleri söylenmiş. Nötr ve mutlu olan denekler 54 doları alıp gitmişler. Minnet ve şükür duygusu hissettirilen denekler ise 30 gün beklemeyi tercih etmişler. Araştırma bulgularına göre, şükran duygusu kişide sabırlı olmayı, öz denetimli ve pozitife yönelmeyi geliştiriyormuş. Özellikle oksitosin (bağlanma hormonu), dopamin, seratonin, testosteron, bağışıklık sistemi ve en önemlisi stres hormonlarında önemli oranda etkisi olduğu görülüyormuş.

Şükran duygusuna sahip kişilerin yaşamlarında daha mutlu, sakin, kaygıdan uzak ve fiziksel yönden daha sağlıklı bireyler oldukları kanıtlanmış.

Teşekkürü bilmeyen, şükretmeyen insanları sevmiyorum ve onlarla arama mesafe koyuyorum. Şükür duygusundan uzak ve teşekküre dili dönmeyenlerin “ezikler”, “nezaketsizler” “cahiller” ve “aşağılık kompleksli” kişiler olduğu dikkatinizi çekmiştir. Onlar, bir nevi bir kayanın altında zehirli böcek misali yaşadıklarının farkına varamayan zavallılar. Zehirleri de “Hak ettim”, “Ben buraya emek vererek geldim”, “Dişimle tırnağımla kazandım”, “Kimseye minnet borcum yok”, “Teşekkür de ne imiş!”, “Ben yaptım”, “Ben ettim” şeklindeki sözcüklerdir. Bu kelimeler zehirlidir; yavöldürür ya sakat bırakır, ya da hassas bünyelerde alerjik reaksiyonlara sebep olur. Teşekkür etmeyen, şükür duygusunun güzelliğinden ve insanı güzelleştirdiğinden habersiz olan kişilerden uzak durmanızı öneririm.

Yusuf Baştuğ’a muhabbetlerimizi ifade ederken “CHP’de neler oluyor?” sorusunu da kısaca yanıtlamak isterim. CHP Karaman İl örgütünde en büyük hayal kırıklığı, hattâ şok yaşayan kişi eski il başkanı Mustafa Cem Kağnıcı oldu. CHP’ye onun kadar emek veren başkası olduğunu sanmıyorum. Adaylık için il başkanlığından ayrıldı. Listenin ilk sırasını beklerken, genel merkezde bir şeyler oldu, diskalifiye edildi. Yıllardır siyasette ama hiç karşılaşmadım. Tanışmadık. Galiba bir kez bir dakika kadar telefonla görüştük. Hafızamda, içine kapalı, çekingen, siyasete yakıştıramadığım biri olarak kalacak.

İsmail Atakan Ünver’e gelince… O, bir kez daha seçilme şansını yakaladı. Oysa bir muhalefet milletvekili olarak, kendisinden beklenen performansın yüzde birini gösteremedi. Karaman’da birçok kişinin yaptığını yapmaktan geri kalmadı; basına mesafeli oldu. Karaman’da hiçbir gazeteyi ziyaret etmemiş, basın toplantısı düzenlememiş.

Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. Ünver, kendisinin yapıp ettiklerinin doğru olduğuna inanıyor olmalı. Yoksa muhalif olup bu kadar kenarda, köşede sessizce oturmayı nasıl başarsın! Nasıl bir ruh halidir, kendisine verilen selamı duymazdan gelmek, uzatılan eli boşlukta bırakmak! Siyaset temas sanatıdır. Siyasetçi dokunur, konuşur, yakınlık kurar. Benim aklımın almadığı şey, bir siyasetçi kendini neden kasar, neden kasıntı patron gibi görme gereği duyar?

Ak Parti’nin mevcut iki milletvekilinden söz ettiğim bir yazıda, onların samimi ve Karaman sevdalısı olduklarını ifade etmiştim. İsmail Atakan Ünver de öyle. Karaman sevdalısı, tertemiz bir siyasetçi. Karaman bu yönüyle çok şanslı. TBMM’ye gönderdiği vekillerden yüzlerini karartan, onları mahcup eden biri çıkmadı. Ünver, kimseye iftira atmadı, küfretmedi, hakaret etmedi, akçalı işlerin takipçisi olmadı. Öyle çok meziyetleri var ki…Bununla birlikte halkla ilişkilerde çekingen, donanımı yetersiz, CHP’li seçmen dışında herkese mesafeli gördüğüm İsmail Atakan Ünver’i bir başka gün ayrıca anlatacağım inşallah.

Ahmet Tek