Karaman’da yılkı atları 1,5 veya 2 aydır susuzluk çekiyormuş. İddiaya göre, Karadağ’daki sarnıçlarda su kalmadığı, yalakların boşaldığı bazı duyarlı vatandaşlarca yetkililere bildirilmiş. Buna rağmen harekete geçilmemiş. Daha önceki yıllarda Karaman Belediyesi ve İl Özel İdaresi tankerle su takviyesi yaparken bu yaz yılkı atları kimsenin umurunda olmamış.
Karaman’da sosyal sorumluluk anlayışı yetersiz desem, birçok kişi tepki gösterecek. Çevre ve doğa konusunda duyarlılık yok desem yine itiraz gelecek. Yılkı atlarının susuz kaldığına ilişkin haberi, rahatsız edici olduğunu bilerek “Cibilliyetsizler” başlığı ile verdim. Amacım, okuru irite ederek, yılkı atları konusunda farkındalık yaratmaktı.
Sonuca ulaştı mı? Emin değilim. Her zamanki gibi, bir elin parmağı sayısınca kişi iletişime geçti, mesaj yazdı, üzüntülerini ve öfkelerini dile getirdi. Büyük bir kesim ise olayı merak dahi etmedi. Bunlar, Karadağ canlanıp yürüse, Karaman’ı terk edip başka diyara gidecek olsa bile başını çevirip bakmayacak kitle.
Karaman DKMP Şube Müdürlüğü ekipleri dün olay yerindeydi. Bölgeyi avucunun içi gibi bilen Kılbasanlı çoban Bilal Dilaver gönüllü rehberlik yaptı. Çeşme mevkindeki sarnıç, sarnıca su sağlayan borular, yalaklar kontrol edildi. Bir talihsizlik yaşandı. DKMP’den bir görevlinin gözüne, çalışma sırasında, taş parçası isabet etti. Görevli hastaneye gönderildi. Tehlikeli bir durumu yokmuş.
Bilal Dilaver’den sarnıç ve yalak görüntüleri istedim, gönderdi. Burada kullanılan görsel Bilal Dilaver’e ait. Sizler adına kendisine teşekkür ederim. Şimdi bölgeye bir kepçe gelecek. Kırılan ve su akıtan yalaklar yerinden kaldırılacak. Yollar bozukmuş. Selden bozulmuş. Greyder, yolu tanker geçişine uygun hale getirecek. Yalaklar onarılacak, tankerle getirilecek olan su sarnıça aktarılacak. Su yatağının yer değiştirdiği anlaşılmış. Bu güzergah tespit edilerek suya ulaşılacak ve boru döşenecek. Hiç kolay değil. Ulaşımı zor bölge.
Bu yıl Karaman’ın 6 köyünde su sorunu varmış. Özel İdare bu köylere tankerlerle su götürüyormuş. Belediye kendi derdinde. Şehirdeki abonelerin susuz kalmaması için uğraşıyorlarmış. Şebeke suyu ucuz ama Karadağ’daki yılkı atlarına bu ucuzluğun faydası yok.
Gözüken o ki, atlar bir süre daha sarnıçlardan doya doya su içemeyecek. Kaç hayvanın telef olduğunu da kimse bilmeyecek. Vicdanlarımız sızlamayacak. Bir at bir günde ortalama 50 litre su tüketirmiş. Her gün 500 civarındaki yılkı atının toplam su tüketimi 25 bin litre. Bu miktar su Karadağ’da hangi kaynakta var?
Bilal Dilaver bir de çağrı yaptı, atların kaya tuzuna ve sarnıca aktarılacak su için boruya ihtiyaç varmış. Bunları bir hayırseverin göndermesini istedi.
Yılkı atları yazımı okuyan Karaman’ın kıymetli yazarı Hasan Baran, Midilli Adası karşısında, Ege’nin en uç noktasındaki yaşadığı köyden aradı. İki gözü iki çeşme. Sarnıca zarar verenlere, yılkıları susuz bırakanlara lânetler yağdırdı. Yazımı Uğur Dündar’a göndermiş. Uğur Dündar aradı. Yazımı değerlendirmek istediğini belirterek, konuyla ilgili ek bilgiler istedi. Karadağ’ı, yılkı atlarını anlattım. O da yazıdan etkilenmiş, sesi hüzün yüklüydü.
Doğadaki her canlının hakkını gözetmek, onların yaşam alanlarını daraltan insanoğlunun sorumluluğunda. Yılkı atları başta olmak üzere Karadağ’daki tüm yaban hayatının su sorunu çözüme kavuşursa bundan sadece sevinç duyarız. Amacımız bu. Uğur Dündar’ın Sözcü gazetesindeki köşesinde yer alan “Vicdansızlar” başlıklı yazının ortaya çıkış hikayesi bundan ibaret.
Yılkı atlarının su sorununa kalıcı bir çözüm bulunsun. Vicdansızların hayvan katliamlarına sebep olacak her tür eylemleri cezasız kalmasın. Bir kampanya düzenlenirse sonuç alınacağına inanıyorum. Evimizdeki çiçek bile üç gün susuz bırakılırsa kurur.
-Mısır tarlasına su bulamayan çiftçinin aklına yılkı atları gelmiyorsa,
-Yılkı atlarının susuzluğu,kuruyan çiçek kadar bizi etkilemiyorsa,
-Yılkı atlarının susuzluğu, birkaç domates fidesinden daha önemsizse,
-Kuraklıktan yakınırken, yaban hayatı hiç aklımıza gelmiyorsa,
-Yarım ton mısır fazla olsun diye her çareye başvururken, yılkı atları için kılımızı kıpırdatmamışsak…
İçimize bir bakalım; vicdanımız ne yanda, kalbimiz ne yanda.
Karaman’da susuzluktan kıvranan hayvanlar sadece yılkı atları değil. Bir sonraki yazıda öyle bir şey paylaşacağım ki, okurken tüyleriniz diken diken olacak. Pek çok okur ağlayacak. Karaman’da bir ‘ ölüm çukuru’ var. Gerçek bir ölüm çukuru… Yıllardır kaç hayvana mezar olduğunu asla bilemeyeceğimiz bir dev çukur. Çukura düşenin kurtulma şansı yok. Ölüm çukurunun öyküsünü yazacağım.
Önemli Not: Madenşehri köyü sınırlarında atların su ihtiyacını karşılayan üç ayrı sarnıç varmış. Bu sarnıçlarda da 2 aydır su yokmuş. Köylüler su talebinde bulunmuşlar ama sonuçsuz kalmış.
Not: Karamandan.com’daki yazıya gönderilen bir yorumda şöyle bir iddia var:
“Aramaya gerek yok çeşmenin yukarısındaki sarnıçtan su alan küçük çukur mevkiinde hayvancılık yapan kişidir. Aşağı akan suların aktığı yerleri kapatarak sarnıçtaki suyu kendisi için kullanmaktadır. Ayrıca oradaki tarihi dokuyu tahrip ederek mera alanına kalıcı yapı yapmıştır. DKMP personeli bu konuda kayıtsız kalmaktadır. Tarım İl kayıtsız kalmaktadır. Karadağ’da eşkıyalık düzeni tekrar yaratılmaya mı çalışılıyor. İnsanın aklına başka bir şey gelmiyor.”
Ayrıca bana ulaşan bir vatandaş, bir kişinin bölgede keçi beslediğini, hayvanlarının ihtiyacı için sarnıçtan dinamo ile su çektiğini iddia ederek, bu durumun önlenmesini istedi.
İddiaları soruşturmak ve gereğini yapmak gerekmez mi? Benden hatırlatması.