Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 15 yıllık geçmişinde, ilk kez kamuoyuna açıklama yaptı. Bu açıklamayı önemli, ilginç ve üzücü kılan husus, kurumun savunması için yapılmasıydı.
Daha vahimi KMÜ yönetimi adına yapıldığı vurgulanan açıklamanın Karaman kamuoyu tarafından kabul ve destek görmemesiydi.
Kişilerin hayatlarında ilkler vardır. Bunlar unutulmaz, anılar galerisinde yerlerini alır. Kurumların da ilkleri vardır. Bunlar da kurumsal hafızanın kaydedildiği arşivlerde istiflenir. KMÜ yönetimi adına yapılan açıklama bir ilk olması açısından önemlidir.
Bir şehir halkı, en değerli hazinesi konumundaki bilim yuvasının, bazı şaibeler nedeniyle açıklama yapmak zorunda kalmasına şahit oldu.
Bu açıklama devletin bir kurumu tarafından, şehrin bir firmasına verilen para cezasına gösterdiği tepkiye ilişkin haber kadar okunmadı. Açıklama, aynı gün Karamandan.com’da “İstenmiyorsun artık, arkanı dön ve çık” başlığıyla yayınlanan makalemin okunma sayısının yanına bile yaklaşamadı.
“Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) hakkında son günlerde bazı yayın organlarında çıkan haberler üzerine üniversite yönetimimiz tarafından bir açıklama yapılması zorunluluğu doğmuştur.” cümlesiyle başlayan yazılı açıklamada şu görüşler yer aldı:
“KMÜ giderek güçlenen altyapısı, yetişmiş akademik kadrosu, birikimi ve her geçen gün çıtası yükselen eğitim-öğretim kalitesiyle dikkatini öğrencilerini geleceğe en iyi şekilde hazırlamak için vermektedir. Üniversitemiz tüm vaktini eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetleri ile idari hizmetlerin kalite düzeylerinin artırılmasına yönelik çalışmalara, ayrıca bilimsel, sosyal ve kültürel faaliyetlerle sürekli daha iyiyi arayan uğraşlara ayırmaktadır.”
KMÜ tarafından yapılan açıklamada iddia edildiği gibi, Karaman’da basın yayın organlarında üniversitenin eğitim ve öğretim kalitesinin yetersizliğine dair tek cümle yer almadı. Benim yazılarımda da üniversitenin eğitim ve öğretimine ilişkin eleştirel tek cümle kullanılmadı.
Üniversitelerin kalitesini ölçme değerlendirme görevi uzmanlık işidir ve bunu yapan hem ulusal hem uluslararası kuruluşlar vardır. Gazeteciler üniversitelerin başarı sıralamasında ciddi kuruluşların verilerini baz alır. Karaman’da ise KMÜ’den yapılan açıklamalar, doğruluğu teyit edilmeden olduğu gibi kullanılmaktadır.
KMÜ yönetimi, bu paragrafı yazmakla abesle iştigal etmiştir. Açıklamalarda bu tür paragraflar israf kabul edilir. İçeriğin daha sonraki bölümleri üniversitenin ve yeni yönetimin övgülerine ayrılmış.
Açıklama, şöyle sonlandırılmış:
“Üniversite yönetimimiz tarafından alınan tüm kararlar, ortaya konulan çalışmalar ve faaliyetler şeffaflıkla yerine getirilmektedir. Dolayısıyla hukuk önünde hesabı verilemeyecek zerre kadar konu bulunmamaktadır. Üniversitemizin ismi kullanılırken gerekli özenin gösterilmesi, tüm kamuoyundan en büyük beklentimizdir. Her şeyden önce Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nin, bağrından doğduğu Karaman’ın çok kıymetli bir değeri olduğu asla unutulmamalıdır.”
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nin adını kullanırken gerekli özeni nasıl göstereceğimiz konusu boşlukta kalmış. Besmele mi çekeceğiz, Karadeniz fıkralarındaki gibi sayın üniversite mi diyeceğiz, abdest mi alacağız? Üniversitenin saygınlığı, o kurumun yöneticilerinin omuzlarındadır. Saygın olunur, saygınlık başkalarından beklenen bir davranış kalıbı değildir.
KMÜ’nün bağrından doğduğu Karaman için değerli olduğu saptaması açıklamanın can damarıdır. KMÜ yönetimine önerim, bu gerçeği göz ardı etmemeleridir. Akademik kadroların görev süreleri vardır, makamlar ve isimler gelip geçicidir. Karaman için kalıcı olması, üzerine titrenmesi gereken kurumdur, üniversitenin bizzat kendisidir. Karaman’ın üniversite ile sorunu olamaz. Orada yüzlerce fedakar insanın parası, emeği, alın teri vardır. Bunca birikim, kimse için feda edilemez.
Karaman’da benim yazılarım başta olmak üzere, bazı haber sitelerinde yer alan eleştiriler Namık Ak ve aile çevresi ile ilgilidir. Açıklamada benim gündeme getirdiğim hiçbir hususa yer verilmemiştir.
Türkiye’de şaibeli her konuda herkesin dağarcığında saklı bir cümle vardır; Hukuk önünde hesabı verilemeyecek hiçbir uygulamamız yoktur. Elinde belge, bilgi olan yargıya başvursun.
Okuduğunu anlamayanlar bile yukarıdaki kalıp cümleleri ezbere bilir. Bu cümlelerin boş söz olduğunu söylemeye gerek var mı?
KMÜ yönetiminin bu açıklaması Karaman’da yankı uyandırdı mı? Üniversite yönetimine destek açıklaması yapan sivil toplum kuruluşu oldu mu? Milletvekilleri, siyasi partilerin il ve ilçe örgütleri “KMÜ’ye söz söyletmeyiz” dediler mi? “KMÜ rektörü ve onun yeni ekibinin arkasındayız” açıklamaları yapıldı da ben mi duymadım?
Boğaziçi Üniversitesi’nde 2 Ocak 2021’de Melih Bulu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından rektör olarak atanmasıyla başlayan protestolar, Bulu’nun görevden alınmasının ardından da sona ermedi. Geçen hafta medyada en çok yer alan haberlerden biri Boğaziçi’ne ilişkindi.
Haberin içeriği özetle şöyle verilmişti:
“Direnişin 415’inci gününde Boğaziçili akademisyenler bir araya gelerek rektörlük binasına sırtlarını döndüler ve Bulu’nun ardından rektörlüğe atanan Naci İnci’yi protesto ettiler.
Direnişin 60’ıncı haftasında yapılan açıklamada, “Bugün 22 Şubat 2022, Pazartesi. Boğaziçi Üniversitesi’nde direnişin 1. yılı doldu ve 60. haftasına girildi. Bugün direnişin 415. günü” ifadelerine yer verildi.
Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri haftanın her iş günü olduğu gibi o gün de “Kabul Etmiyoruz”, “Vazgeçmiyoruz” diyerek arkalarını 281. kez rektörlük binasına döndüler.
Akademisyenler nöbet boyunca ellerinde “Kabul Etmiyoruz”, “Vazgeçmiyoruz” yazan dövizler, üzerlerinde “Kabul Etmiyoruz, Vazgeçmiyoruz” yazan Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Can Candan fotoğrafları ile derslerine son verilen Feyzi Erçin fotoğrafları taşıdılar.
KMÜ, Boğaziçi Üniversitesi değil. Öyle olmasını beklemek de kimsenin hakkı değil. Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri başlattıkları protesto eylemini 60 haftadır sürdürüyor. KMÜ’den sesini yükselten akademisyen çıkmadı. Acaba her şey süt liman da ben mi büyütüyorum?