Ankaralı Abdullah ve İstanbullu Bilal, aynı düşüncenin, aynı inancın ve aynı mahallenin çocuklarıdır. Abdullah ve Bilal akrandır. Ancak onlar birbirini hiç tanımaz. Ankaralı Abdullah, Minyeli Abdullah takma adıyla gönüllerde taht kurar. Bilal de, bir kesimin kızlarının beyaz atlı şehzadesidir.
Türkiye’de toplumsal anlamda güzel iş yapana, yaptığı işin kefareti bir biçimde ödetilmiştir. Bedel ödeyenler arasında ilk sırada aydınlar ve yazarlar yer almıştır. Yolu cezaevine düşmeyen yazar sayısı azdır. Geçenlerde kaybettiğimiz bir değerli yazarımızın, bir dönemin en çok satan kitabının ve hapse düşmesinin acıklı öyküsünü anlatmaya çalışacağım.
Okurları onu Hekimoğlu İsmail olarak tanıdı. Gerçek adı Ömer Okçu’dur. Hekimoğlu İsmail dedesinin adıdır. Yazarların mahlas kullanmaları ve müstear isimle yazmaları olağandır. Ömer Okçu’nun müstear isim kullanması ise hem işinden atılma, hep hapse girme korkusundandır.
Ömer Okçu, 1932’de Erzincan’da doğdu. 1952’de Zırhlı Birlikler Okulu’nu bitirdi. Astsubay olarak göreve başladığı Türk Silahlı Kuvvetleri’nden 1972’de emekli oldu. 1965’de yazdığı ve Babıali’de Sabah gazetesinde tefrika edilen eseri Minyeli Abdullah 1967’de kitap olarak yayımlandı. Yazar, bugüne kadar 100 baskıyı geçen Minyeli Abdullah romanı ile tanındı.
Hekimoğlu İsmail, yazarlık serüvenini şöyle anlatmış:
“Ben ‘Minyeli Abdullah’ı yazarken aslında dertlerimizi yazdım. İnançlı insanların dünyasını ve yaşadıklarını… O dönemde o günün şartlarına bağlı sıkıntılar vardı. İnsanlar İslami kitap okudukları için kolluk kuvvetleri tarafından karakola götürülüp nezarete atılıyorlardı mesela. Müslümanların içinde bulunduğu hali bir şekilde anlatmalıydım…
1960’lı yıllarda üç büyük fikir hareketi vardı. Türkçüler, dindarlar ve dine karşı olanlar. Herkes kitap yoluyla davasını anlatıyordu. Dindarların kitapları ise sadece ilmihallerden oluşuyordu. Durmadan ilmihal basılıyordu. İnsanlara, İslam’ı hakikatiyle anlatmak gerekiyordu. Usûl yanlıştı. Sokaktaki adama hitap etmemiz gerekiyordu, bunun bir yolunu bulmalıydık.
Bu ihtiyaçla ‘ben’ dedim ‘roman yazacağım.’ En iyi yolun roman olduğuna karar verdim. Çünkü Avrupa’yı ayağa kaldıran romanlardı. İdeolojiler ancak edebiyatla anlatılabilirdi, bu kesindi.”
Ömer Okçu dediğini yaptı. Roman yazdı. Minyeli Abdullah adlı ilk romanı satış rekorları kırdı. Dört ayda 50 bin adet sattı. 1967’de bu satış rakamı Türkiye’de bir ilkti. Kitap baskı üstüne baskı yaptı. Sinemaya uyarlandı. Filmi gişe rekorları kırdı. Minye, Mısır’ın en güzel şehridir. Nil’in gelini olarak bilinir.
Hekimoğlu İsmail, kitabın asıl adının “Ankaralı Abdullah” olduğunu söyler. Roman yazılma sürecinde yazarın kitabı için düşündüğü isim Ankaralı Abdullah’tır. Ankaralı Abdullah, yazarın işten atılma endişesi ve hapis korkusundan Minyeli Abdullah’a dönüşür. Ankaralı Abdullah, bir roman kahramanı olarak edebiyat tarihine geçeceği yerde, bir cenin olarak can verir.
Hekimoğlu İsmail, Minyeli Abdullah’ın hikayesini şöyle anlatır:
“Aslında kitabın asıl adı `Ankaralı Abdullah’tır. Kitaba Ankaralı Abdullah adını verip, Ömer Okçu ismini kullansaydım, 5 yıl hapis yatacaktım ve ordudan da atılacaktım.”
Ömer Okçu, astsubayken yazdığı romanında Hekimoğlu İsmail adını kullandığı için askeri mahkemede mahkûm olmaktan kurtulur. Kimliğinin ortaya çıkmasının ardından 163’üncü maddeden yargılanır. Minyeli Abdullah romanı 1986’da toplatılıp sonra serbest bırakılır. Bu roman ile devlet düzenine karşı çıkmakla suçlanan yazar, yazıları sebebi ile 11 defa soruşturma geçirir. Devlet Güvenlik Mahkemelerinde yargılanır.
Ömer Okçu, “Demek ki öyle…” başlıklı köşe yazısında, imam hatip lisesine gittiği için harp okulları sınavına alınmayan gençlerin ve ailelerinin durumlarını anlatır. Bu yazısı yüzünden 1 sene mahkûmiyet cezası alır. 1992’de 60 yaşındayken Şile Kapalı Ceza ve Tevkifevi’nde 72 gün hapis yatar.
Ömer Okçu, 15 Ocak 2022’de hayatını kaybetti. Ankaralı Abdullah doğmadan ölen roman kahramanları arasında yer alırken, Minyeli Abdullah ve yazarı Hekimoğlu İsmail, edebiyatın unutulmazları olarak hep yaşayacaklar. Hekimoğlu İsmail çok sevdiği ülkesine anılarını ve 40’dan fazla eseri bırakarak ebedi aleme yürüdü. Allah rahmet eylesin.
Minyeli Abdullah romanı piyasaya çıktığında dünyaya gelmiş biri bugün 55 yaşında. Muhafazakar kesimde birçok kişinin ilk okuduğu roman Minyeli Abdullah olmuştur. Minyeli Abdullah, daha sonra piyasada yaygınlaşacak olan “Hidayet Romanları”nın da öncüsüdür.
Şule Yüksel Şenler’in Huzur Sokağı adlı eseri, Minyeli Abdullah’tan üç yıl sonra yayımlanır. Eserin kahramanları bu kez Feyza ile Bilal’dir. Huzur Sokağı 127 baskı yapar ve 1,5 milyon adetten fazla satılır. Huzur Sokağı da beyaz perdeye uyarlandı, tv dizisi yapıldı, tiyatroda sahnelendi.
Şule Yüksel Şenler de demir parmaklıklar ardında yattı. “Ağlayın Ey Müslüman Kardeşlerim Ağlayın” başlıklı yazısında dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a hakaret ettiği gerekçesiyle 1971 yılında hapse girdi ve 9 ay 10 gün hapis yattı.
Minyeli Abdullah, üniversiteli Bilal ve Huzur Sokağı’nın Feyza’sı kadar tanınan roman karakterleri artık çok gerilerde kaldı. Onların benzerleri piyasada arzı endam etse de, hiçbiri Minyeli Abdullah veya Bilal’in şöhretini yakalayamadı. Abdullah ve Bilal hala yaşıyor, hala tanışmış değiller. Onlar bir dönemin örnek gençleri değil, her dönemin asil insanları olarak hatırlanacak. Bugün hayatta olmayan yazarlarının arkasından dua eden iki güzel ve inançlı karakter. Edebiyat, yazarı ve eserini yaşatan sanattır.
Ahmet Tek