Karaman’da aslında herkesin duyduğu ve bir ucundan dahil olduğu bir konuyu gündeme taşıdım. Aman Allahım, neler oldu, neler? Meğer Karaman’da bu sorun önüne set çekilmiş bir barajmış. Ben kapağı ucundan kaldırır kaldırmaz, kenti adeta sel bastı. Üstelik kapağı tamamen kaldırmaya benim gücüm asla yetmez. Barajda daha neler var, kim bilir?
Konuyu yeniden ve adım adım sizlere hatırlatmak isterim. 2019 yerel seçimlerinde Karaman’da MHP adayı Savaş Kalaycı belediye başkanlığını kazandı. Ak Parti’nin Ali Kantürk, Kâmil Uğurlu ve Ertuğrul Çalışkan‘la yürüttüğü üç dönem ve 15 yıllık hakimiyeti böylece sona erdi. Ak Parti’ye bir daha başkanlık nasip olur mu derseniz, mevcut duruma göre, imkansız derim. 10 Nisan 2019’da Savaş Kalaycı, çok az oy farkıyla Ak Parti’nin adayı Mahmut Sami Şahin‘i geride bırakarak Karaman’ın yeni belediye başkanı oldu.
Kalaycı, koltuğu oturduktan bir süre sonra Karaman’a geldim. Kiminle görüşsem, “Belediye borç batağındaymış” sözlerini duydum. Daha başka iddialar da gündeme gelmişti. Bu söylentileri Ak Parti çıkarmış değildi. Karaman’da CHP ve İyi Parti sadece isim olarak varlıklarını sürdürdükleri için, bu lafların onlardan kaynaklı olması da söz konusu edilemezdi. Bu söylentiler yeni seçilen yönetimden veya yönetime yakın olan kişilerden çıkıyor olmalıydı. O günlerde yazdığım bir makalede, “Sayın Savaş Kalaycı, çay ocağı devralmadınız. Kaç yıllık Karaman Belediyesi’ne başkan oldunuz. Devlette devamlılık esastır” diyerek, bu konuya değindim. Daha sonra bir etkinlikte Başkan Kalaycı‘nın “Emmioğlu” diye başladığı bir serzenişi oldu.
Akçalı işleri, para pul meselelerini belge ve bilgi, yargı kararı olmadıktan sonra yazmadığımı ve yazmayacağımı daha önceki yazılarımda okurlarımla sık sık paylaştım. Bu konular; ‘netamelidir, bel altı vuruşlar çok olur ve iftiraya, kara çalmaya, itibar zedelemeye açıktır.‘ Karaman Belediyesi’nde siyasi partileri temsil eden seçilmiş meclis üyeleri var, encümen üyeleri var. Bir yolsuzluk, usulsüzlük ve haksızlık varsa, Karaman halkı adına bu kişiler takipçi olmak zorundadır diye düşündüm.
Ağustos ayında bir dostumun acısını paylaşmak için birkaç günlüğüne Karaman’a geldim. Siyaset veya Karaman’ın sorunlarını konuşacak bir ortam olmamasına rağmen, duyduklarıma inanamadım. MHP yönetimi, AK Parti döneminde bazı işlemlerde yolsuzluk ve usülsüzlük yapıldığını iddia ediyor, bazı belgeleri el altından vatandaşlarla paylaşıyormuş.
Siyasetin en belirgin yanı, siyasi rakiplerin çekişme ve hesaplaşmalarıdır. Gelen gideni ve giden geleni yerden yere vurmak için her sebebe sarılır. Siyasetin en alt basamağında bile çekişme yaşanır. Köy muhtarlıkları için yapılan seçimler için kan döküldüğü bir gerçektir. Siyaset, son yıllardaki kutuplaşmanın sonucu bu çekişmeleri daha acımasız hale getirmiştir. Karaman Belediyesi’nde, geçmiş yıllarda böyle bir olay olduğunu duymadım. Yeni gelen yönetim, ‘geçmişi karıştırmak yerine önüne bakmıştı‘ diye hatırlıyorum. Üstelik, imkansızlıktan ya da yetersizlikten hiçbir hizmet üretemeyen başkanlar için bile olumsuz söz edildiğini duymadım.
Karaman’daki hesaplaşma, Cumhur ittifakı adı altında uzun süredir ortak politikayı paylaşan iki siyasi parti arasında yaşanıyordu. Her iki partiden veya bu partiye mensup olanlardan kaynaklı ifadelerde, “İttifaka zarar gelmesin” endişesi vurgulanmasına rağmen söylentiler ‘Sağır Sultan‘ın kulağına kadar ulaşmıştı.
Karaman’dan ayrıldıktan sonra kamuoyundaki söylentilere dikkat çektiğim “Hababam Sınıfından Karaman Belediyesi’ne” ve “Belediyede Eski Defterler Nasıl Kapanır?” başlıklı iki makale yazdım. Dedikoduların ayrıntısına girmedim. Bu yazılarıma ilk tepki Ertuğrul Çalışkan‘dan geldi.
Çalışkan‘ın bilgi olarak aktardığı konulardan bir bölümünü “Eski Başkan Çalışkan’dan Kalaycı’ya Hodri Meydan” başlıklı makalemde yazdım. Çalışkan bir devlet memuru ve önemli bir görev ifa ediyor. Tarafıma bir yazılı açıklama göndermedi, buna gerek duymadı. Kendi ifadesiyle güvendiği için bilgilendirmeyi yeterli gördü. Çalışkan, bu açıklamanın akabinde, “Konu benim için kapanmıştır. Gerekli açıklamalarım sizin yazınızda yer alıyor. Verilemeyecek hesabımız yok. Alnımız ak” dedi.
Ertuğrul Çalışkan‘ın beni aradığı günün gecesi Karaman Belediyesi’nden arandım. Konu, ardı ardına yayınlanan iki yazımla ilgiliydi. İlk bilgi, Karaman Belediyesi’nin İçişleri Bakanlığı müfettişi tarafından denetlenmiş olmasıydı. Mülkiye Müfettişi Hamdi Üncü, Karaman Belediyesi’nde 16 Kasım 2020 tarihinde teftişe başlamış. Teftiş 2 Aralık 2020’de bitmiş. (Karaman Belediyesi’nde bir önceki teftiş 8 Haziran 2012’de yapılmış.)
Mülkiye Müfettişi’nin teftişine ilişkin geniş denetim raporu Karaman Belediyesi’nin web sayfasında yer alıyor. Konuyu merak eden veya derinliğine öğrenmek isteyen okuyucu buradan kolayca ulaşabilir.
Müfettişin teftişinden sonra Ertuğrul Çalışkan ve bazı meclis ve encümen üyelerinin savunmaları istenmiş. Bu savunmalar bakanlığa gönderilmiş. Ancak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu imzası ile Karaman Belediyesi’ne gönderilen bir yazıda soruşturma izni verilmemiş. 2021/103 karar sayılı yazı, 6 Nisan 2021 tarihinde Karaman Belediyesi’ne gelmiş. Bir iddiaya göre, soruşturmayı gerektirecek bir husus olmadığı için soruşturma izni verilmeyip dosya kapatılmış. Karşı iddaya göre de, İçişleri Bakanı Soylu soruşturma izni verdirmemiş. Soruşturma konusu, benim açımdan teknik ve okuyucuya izah edemeyeceğim kadar karmaşık. Hata yapmaktan korkarım. Soruşturmada adı geçen kişiler veya onların mensup olduğu parti temsilcileri bu konuyu açıklama hakkına sahiptir.
Karaman Belediyesi’nden beni arayan yetkili, “Biz Sayıştay denetimi istiyoruz” dedi. Sayıştay denetiminin 2022 Ocak ayına kadar gelmemesi durumunda Ertuğrul Çalışkan dönemine ait hesapların denetim dışında kalacağını belirten yetkili, “Sayıştay denetimi 2022’ye kalırsa, 2020-2021 yılları denetlenecektir. Yani Savaş Kalaycı’nın dönemi. Sayıştay denetimi iki yıllık süreyi kapsar. Biz, önceki dönemin hesaplarının incelenmesini istiyoruz” diye vurguladı.
(Benim aldığım bilgiye göre, Sayıştay, Karaman Belediyesi’ni denetim takvimine aldı. Muhtemelen Kasım ayından önce denetim gerçekleştirilecek. Ancak Sayıştay denetimi, ilgili yılla ilgili yapılırmış. Eğer konu denetimi yapılacak ise geçmişe yönelik olabilirmiş. Karaman’da yapılması planlanan denetimin ne şekilde olacağını bilmiyorum. Sayıştay Başkanlığı Karaman Belediyesini 2016 yılında denetlemiş. Denetim Raporu 2017 yılında tamamlanmış ve Sayıştay Başkanlığının resmi sitesine konulmuş.)
Karaman’da dedikoduların bitmeyeceği bir gerçek. Kim hangi siyasi görüşe veya kişiye kendini yakın görüyorsa onun yanında yer alacaktır. Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi, şeffaflık esas olsa, denetim mekanizması tıkır tıkır işlese, liyakatli ve ehliyetli kişiler, görevlerini adaletle ve sorumluluk bilinciyle yerine getirseler, vatandaş dedikodu çukurunda debelenmez.
“Eski Başkan Çalışkan’dan Kalaycı’ya Hodri Meydan” başlıklı makaleme görüş bildiren bazı kişilerin iddia ve iftiraları kendilerine aittir. Kamuda belli görevleri üstlenenlerin 6 ayda bir mal beyanında bulunma zorunluğu vardır. Ertuğrul Çalışkan bu kapsamdadır. Ayrıca, Karaman’da birkaç kişi bir araya geldiğinde masanın üzerine dökülen “Karaman Belediyesi’nde kimlere neler neler verilmiş” benzeri imalı ve kinayeli lafları çekirdek gibi çitleyip, bunun ölçülü bir üslupla yazıldığını görünce, “Bu konu da nereden çıktı?” diye tepki gösteren iki yüzlülere verilecek yanıtım yoktur.
Bu konuları Karaman’da bir başka kişiden okuma şansı bulamayacağınızı üzülerek belirtmek isterim. Bu konuları onlarca kez dinleyip yazmakla yükümlü olduğunu bilmeyenler, yazmaktan kaçınanlar üç maymunu oynamayı sürdürüyor. Yazımı Savaş Kalaycı’ya karşıtlık zanneden ve her zaman olduğu gibi yine okuduğunu anlamayan fanatikleri Allah bildiği gibi yapsın. O zavallılara ne söylense boş. Zeka konusunda insanlar eşit yaratılmamış.
Ne ilginçtir ki, Karaman’ın siyasi temsilcileri bu konudaki sessizliklerini sürdürüyor. Acaba, vatandaşlardan bunlara, “Neler oluyor? Sizin bu konuda söyleyecek sözünüz yok mu?” sorusunu yönelten birileri de mi çıkmıyor?
“İyi, ehil, adil ve doğru bir yönetim, iyi, ehil, adil ve doğru insanların çoğunlukta olduğu bir toplumdan doğar.”
Karaman Belediyesi’nde hatta Karaman’da bazı konularda hesaplaşma bitecek gibi gözükmüyor. Bu konuda benden bu kadar.
Karaman’ın duayen iş insanlarından ve benim fikirlerine önem verdiğim bir dostumdan aldığım mesajı da paylaşmak isterim.
“Emeğinden, katkısından ve hakkından fazlasına tenezzül etmeyen; tek derdi insanlığa ve tüm canlıların yararına adanmışlık zihniyeti ile fikir, sanat, teknoloji, mal ve hizmet üretmek olan insanı Kâmil çocuklar ve nesiller yetiştirdiğimizde defterlerin açılmasına ve kapanmasına gerek kalmaz İnşaAllah.“
Yaz dostum, bir dünya ki haklı haksız karışmış.
Yaz dostum, boşa koysan dolmaz dolusu alır mı?
Yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı.
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa bir gün öder hesabı.
(Barış Manço böyle yazmış. Bir de internet ortamında dolaşan bir öykü var. Buna göre, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa Karamanlı imiş.)
“Bir ülkede dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün sağladığı çıkardan daha verimli olursa o ülke batar.”
(Fransız düşünür Montesquieu, bu sözü 1700’lü yıllarda söylemiş.)
Not: “Bizim Yunus, Bizim Yunus” diye yola çıkıp, Yunus Emre ve Türkçe Yılı için seferberlik ilan ettik diyenleri utandıracak bir yazıyı önümüzdeki günlerde paylaşacağım. Sizi tozlu, dumanlı, kazıklı kısa bir yolculuğa çıkaracağım. Anlatacaklarımdan üç kişinin bile vicdanı sızlasa yazımı amacına ulaşmış sayacağım. Yunus Emre‘yi Karaman’la özdeşleştiren birileri çıkacak mı, hep birlikte göreceğiz. Ah Karaman, vah Karaman…
Bir kenara çekilip, her işi iki vekile havale etme kolaycılığı… Derdini, sorununu dile getirmeyip, siyasetçiye laf sokmaya çalışma hoyratlığı… Yüze gülüp, arkadan çekiştirme edepsizliği… Başım derde girmesin korkaklığı… Neme lazımcılık… Tarafgirlik, fanatiklik, yandaşlık, eblehlik… Menfaat umudu, hatır gönül (!) ilişkileri… Umutsuzluk, karamsarlık… Armut piş, ağzıma düş bekleyişi… Sigara içmeyip dumanaltı olma durumu… Bir dönemin klişe sözüyle noktalayalım:
“Çaresizsiniz, çare sizsiniz.”
AHMET TEK