- YUNUS EMRE DİVANI’NIN VATİKAN NÜSHASINI GÜNDEME TAŞIYAN DOÇ. DR. HİMMET BÜKE, TÜRKÇE YILI İÇİN HANGİ İLGİNÇ ÖNERİDE BULUNDU?
- PROF. DR. ZİYA AVŞAR: YUNUS’UN DİL DEHASI AŞILMIŞ DEĞİLDİR
- PROF. DR. UYSAL’IN HAZIRLADIĞI YUNUS EMRE NAM-İ DİĞER KİRİŞÇİ
- BABA KİTAPÇIĞI, YUNUS EMRE’Yİ ZİYARETE GELENLERE HEDİYE EDİLECEK
- KARAMAN BELEDİYESİ, YUNUS EMRE YILI İÇİN SEVİMLİ OBJELER DAĞITIYOR
- İŞ İNSANI SAMİ ÖZDAĞ: YUNUS EMRE VE KARAMANLILAR ÖRNEK İNSANLARDIR
Yunus Emre Yılı’nın bereketi bitmek bilmiyor… “Yunus Emre ile Erik Ağacı Altında Hasbihal” başlıklı yazımda vurguladığım gibi, Yunus Emre’nin dalından üzüm yediği erik ağacının meyvesi öyle bol ve çeşitli ki, tatmak isteyen herkese hem yetiyor hem artıyor… Gönül dostları, o ağacın altında toplanıp, Yunus Emre’den feyz almaya devam ediyor.
KMÜ‘nün, Yunus Emre ve Türkçe Yılı Sohbetleri programının üçüncüsüne Burdur Mehmet Akif Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Himmet Büke konuk oldu. KMÜ Rektör Yardımcısı ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Muşmal’ın takdimiyle başlayan programda, Doç. Dr. Himmet Büke, “Yunus Emre ve Vatikan Nüshası” nı anlattı. Doç. Dr. Büke, Yunus Emre’nin yaşadığı dönemde Anadolu’da Türkçenin hak ettiği konumda olmadığına dikkati çekti.
12. yüzyılın ikinci yarısından itibaren dini duyguları ve tasavvufu halk arasında yaymak için Türkçe eserler görülmeye başlandığını ifade eden Himmet Büke, “Bu dönem Türkçe yeni yeni yazı dili olmaya başlamaktadır. Burada Selçukluların Türkçeyi yazı dili haline getirememiş olması önemlidir. Bu bakımdan Karamanoğlu Mehmet Bey’in isyanı, Türkçeyi korumak adına dikkate değerdir. Yunus’un farkı da burada görülür” dedi.
Doç. Dr. Himmet Büke, Mehmet Bey’in Türkçe fermanının önemine vurgu yaparak, “Bu fermanın anıtını Türkiye’de her ilin meydanına dikmeliyiz” önerisinde bulundu. Yunus Emre ve çağdaşlarının eserleriyle birlikte Anadolu’da Türkçenin en verimli çağının başladığını bildiren Büke, “Yunus Emre’nin çağdaşları olan Ahmed Fakih, Hoca Dehhani, Şeyyad Hamza gibi isimler de Türkçemiz için son derece önemli olmakla birlikte kabul gören görüş, Yunus Emre’nin dorukta yer aldığı, birincileri bile çok gerilerde bıraktığı ve ikincilere ışık tuttuğu şeklindedir.” diye konuştu.
Doç. Dr. Büke, günümüzde 35 civarında Yunus Emre Divanı nüshası bulunduğunu, bunların 8-10 tanesinin en itibar edilenler arasında olduğunu belirterek, “Karaman nüshası en kıymetli nüshalardan biridir” dedi. Doç. Dr. Büke, Vatikan Kütüphanesinin, arşivini dijital olarak kullanıma açması üzerine kütüphanenin Türkçe elyazmaları bölümünde inceleme yaparken keşfettiği Yunus Emre Divanı hakkında bilgi verirken, bu nüshada 187 adet şiir yer aldığını, burada yer alan iki şiirin diğer hiçbir nüshada bulunmadığını, 180 şiirde ‘Yunus, Yunus Emre, Miskin Yunus’ mahlaslarının kullanıldığını, iki şiirde Said ve Said Emre mahlaslarına yer verildiğini, dört şiirde de hiçbir mahlas bulunmadığını belirtti.
KMÜ Rektörü Prof. Dr. Namık Ak, Yunus Emre Divanı Vatikan nüshasının, “Yunus Emre’nin tüm cihanı kuşatan sevgi ve hoşgörü ikliminin her an her yerde karşımıza çıkabileceğinin kanıtı olduğunu” söyledi.
ANADOLU’NUN ÇİFTE DEHASI, YUNUS EMRE
2021 UNESCO Yunus Emre Yılı için ilk ayağa kalkan ve herkesi koşuya davet eden gençler KMÜ Eğitim Fakültesi Dil ve Edebiyat Topluluğu olmuştur. Bu hakkı teslim etmek ve bu gençlerin çıkışını unutmamak gerekir. Bu topluluğun sadece hocası değil ağabeyi olan Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İdris Nebi Uysal ise Yunus Emre’nin erik ağacının 7/24 nöbetçisidir. Yunus Emre Okumaları‘nın sekizincisinin konuğu Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ziya Avşar oldu.
Prof. Dr. Ziya Avşar’ın tasavvufun derinliklerine daldığı konuşmasından özet vermek yerine her biri manşetlik olan şu veciz sözlerini paylaşmak isterim.
-Anadolu’nun çifte dehası Yunus Emre’dir.
-Akli deha, kalbi deha, bu ikisi Yunus’ta birleşmiştir.
-Yunus’un dil dehası aşılmış değildir.
-Türkçe, Yunus’u aşan bir başka evlada sahip olmamıştır.
-Söz kalpte demlenir.
-Gönlümüz deniz yatağıdır.
-Nadir inciyi ancak nadir dalgıçlar çıkarır.
-Suret geçici bir formdur ve bozulmaya namzettir.
-Nesnelerin dili vardır ve onların sesi bizimkinden yüksek çıkar.
-Nesnelerin ilmi de bizden yüksektir.
-Nesneler de duyular taşır.
-Her parça bütünde, her bütün parçada gizlidir.
Salgının hayatımıza kazandırdığı nimetlerden biri olan zoom ve meet uygulamaları sayesinde Himmet Büke ve Ziya Avşar hocaları dinleme imkanı buldum. Her iki toplantıya da Türkiye’nin her köşesinden seçkin davetliler katıldı. Emeği geçenlere ve hocalarımıza teşekkürler.
BELEDİYEDEN İKİ GÜZEL KİTAP
Karaman Belediyesi Yunus Emre Yılı için çalışmalarını sürdürüyor. Bana iki güzel eser ulaştı. Prof. Dr. İdris Nebi Uysal‘ın hazırladığı “Yunus Emre Nam-i Diğer Kirişçi Baba” kitapçığı küçük ama içeriği zengin, dolu dolu bir kitap. Karaman Belediyesi Yunus Emre Yılı için hazırlatmış. Yunus Emre Camii’ne ve Yunus Emre Türbesi’ni ziyarete gelenlere dağıtılacakmış. Başta Belediye Başkanı Savaş Kalaycı olmak üzere emeği geçenlere teşekkürler. Karaman’da oturuyorsanız ve bu kitabı edinmezseniz çok şey kaybedersiniz. Ne yapıp edin, evinize bu kitabı kazandırın. Yunus Emre’yi biliyor olsanız da bir de bu kitabı okuyup, bildiklerinizi gözden geçirmenizi öneririm. Keşke, Milli Eğitim Müdürlüğü de, ilköğretim ve lise öğrencileri için benzeri bir kitap yayımlasa… Bana öyle geliyor ki “Bu kitabı da Karaman Belediyesi hazırlatacak.”
Karaman Belediyesi Kültür Yayınları arasında çıkan bir başka kitap, Yusuf Yıldırım‘ın “Yunus Emre’nin Karaman’daki Kültürel Mirası” başlığını taşıyor. İnşallah ayrı bir yazının konusu olacak. Arka kapakta şöyle yazıyor: “Yunus Emre adına mezar, türbe, tekke, cami, çeşme, hazire, imaret, zikirhane, misafirhane, divan bulunan tek şehir Karaman.”
Belki bu yazıya uygun düşmeyecek ama belediyeden söz açmışken, onlarca çeşit hediyelik eşyayı da unutmamak gerekir. Karaman Belediyesi, çeşit çeşit eşantiyonlar hazırlatmış. Karaman’a ait ne varsa hepsi eşantiyonlarda sembolleşmiş. Anahtarlık, magnet, açacak, oto parfüm kartonları ve daha neler neler. Yunus Emre, Bekir Sıtkı Erdoğan şiirleri yazılı olanları da var, Piri Reis haritalı, Fisandon Camii, Çeşmeli Kilise, Karamanoğlu Mehmet Bey, Binbir Kilise görselli onlarca obje, rengarenk. Küçük ama gönül almaya yarayan sevimli şeyler.
Yunus Emre Yılı’na özel önem veren iş insanlarımızın başında kim vardır derseniz, ilk aklıma gelen isim Saray Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sami Özdağ‘dır. Sayın Özdağ, geçtiğimiz günlerde “Karaman’ın Öz Değeri Yunus Emre” başlıklı bir makale yazdı. Bu makale Karaman’da birçok internet sitesinde yer aldı. O makaleden bazı cümleleri bu yazım için emanet alıyorum.
“Yunus Emre’mizi okurken, dinlerken sadece şiir dinlemek için değil, bir felsefeyi, bir dünya görüşünü, insanlığın temel değerlerini öğrenmek için dinlemeliyiz.
Yunus Emre dürüstlüğü ve özeni, hassasiyeti budaksız odunla anlatır.
Tabiatı ve canlılığı sarı çiçekle anlatır.
Gönlün yüceliğini “Dostun evi gönüllerdir.“ diyerek kutsal mekan olarak anlatır.
Yunus Emre “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü” örnekle hoş görüye davet eder. Genç ölümünü gök ekinin biçilmesine benzetir.
Yunus Emre’nin mesajları derin mana içerir ve insanlığı doğruluğa, dürüstlüğe, iyiliğe, hoş görüye, gönül yapmaya davet eder.
Yunus Emre’nin tevazusu toprak kadar engin,
İnsani değerleri dağlar kadar yücedir.
Yunus Emre; kaynağını kutsallarımızdan alan, rehberi ve önderi Kuran ve sünnet, yüksek ahlak ve insanlık olan, Türk kültüründen beslenen bir rehberdir.
O Türkmen Beyinin kültür eğitiminden geçerek olgunlaşan Karamanlı boy beyleri, dünyanın dört bir yanına kültür taşıyan uç beyleri olmuşlardır.
Yunus Emre ve Karamanlılar örnek insanlardır.
Kısaca Yunus Emre Karamanımızın ve ülkemizin ve insanlığın öz değeridir ve Hak’la ve halkla hayatın içindedir, halkın yanındadır. Hak ve halk ozanıdır.”
Anı Bisküvi’nin Yunus Emre’nin 700. Ölüm Yıldönümü ve 744. Türk Dil Bayramı Armağanı olarak yayımladığı “Toprak Damlı Evlerin Çocukları II” kitabını unutmuş değilim. Kitabın Karaman’da dağıtımına başlandıktan sonra Anı Kültür Yayınları‘yla her yıl Karaman’a bir değerli eser kazandıran İbrahim Rıfkı Boynukalın’ın imzasını taşıyan bu kitapla ilgili bir makalem yayımlanacak.
Velhasıl, şu Karaman yazıla yazıla bitmez…