Yeryüzünde her canlı bir vakte kadar ömür sürer. Doğan her canlı ölüme koşar. Rahmetli Abdurrahim Karakoç “Mihriban” şiirinde bunu “Her nesnenin bir bitimi var” ifadesiyle vurgulamış. Her insan ölümlüdür ama bazı insanların isimleri ve eserleri sahibinden asırlar sonra da hayat sürer.
Yunus Emre bu isimlerden biridir. Şiirleriyle gönüllerde yaşayan bir Anadolu dervişidir. Dünyanın birçok kentinde Yunus Emre adını yaşatan kişiler ve eserler vardır. Bir de Piri Reis vardır. Denizciliğinden çok, haritasıyla hafızalarda yaşayan Piri Reis.
Ben bu yazıda Tayland’ın kuzeyinde Chiang Mai şehrinde karşılaştığım Yunus Emre’yi anlatacağım, Piri Reis’i başka vakitte yazmak istedim.
Chiang Mai kenti, tropik ormanlara sahip bir cennet köşesidir. Bu kentte 1 Kasım 2006-31 Ocak 2007 tarihleri arasında “İnsanlık İçin Sevgi İfade Etmek” temalı Uluslararası Bahçe Bitkileri Fuarı açıldı. Türkiye’nin ilk kez bir EXPO fuarına katılım sağladığı bu etkinliğin açılış törenine davetli olarak gittim.
Türkiye, bu fuara 2 bin m2’lik kalıcı bir Türk bahçesi ile katılmıştı. Türk Bahçesi’nde, Türk evi avlusunda mekan kullanımı ve tasarım anlayışından esinlenilerek, eski Türk mimarisi ve bahçesinde kullanılan geleneksel bazı yapı elemanlarına yer verilmişti. Geleneksel Türk çeşmesi ile çardağın da bulunduğu mekanı, Heykeltıraş Burhan Alkar’ın “Sevgi” temalı heykeli, İznik çinilerinden üç pano, (Biri Piri Reis’in haritası) “Tarihi İzmir Kayığı”, “Güneş Saati” ve “Kuş Kafesi” gibi bazı malzemeler süslüyordu. Türk Bahçesi, Prof. Dr. Yüksel Öztan, Prof. Dr. Halim Perçin, Serdar Akçay, Erkal Saran ve Dr. Ömer Gülkal’dan oluşan bir ekibin çalışmasıyla gerçekleştirilmişti.
“Bizim Yunus”la işte orada, Türk Bahçesi’nde karşılaştım. İçim sevinçle doldu. Çok uzaklarda, yıllardır görmediğim bir aile büyüğümle karşılaşmış gibi oldum.
Burhan Alkar’ın “Sevgi Heykeli” adı verilen bronz heykelinin arka fonunda yer alan kavisli mermer blokun iki yanında iki Türk büyüğünün sözleri yazılıydı. Sağda Yunus Emre’nin “Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz” dizeleri altın yaldızlı plakada ışıl ışıl parlıyordu. Solda ise Hz. Mevlana’nın bir deyişi vardı. Anadolu’dan dünyaya yayılan güzel Türkçe dizelerin Tayca ve İngilizce çevirilerine de yer verilmişti.
Türk Bahçesi, henüz açılış yapılmadan fuara katılan diğer ülkelerin temsilcileri, Taylandlı yetkililer ve fuara akın eden halkın, basın mensuplarının ilgi odağı oldu. Belgeselci Fatih Orbay’ın “Türkiye’nin Endemik Çiçekleri” adlı filmini de çok sayıda seyirci izledi.
Chiang Mai kentinin bunaltıcı sıcağı yerini nemli bir serinliğe bırakırken, Dünya Bahçecilik Fuarı’nın açılışını Tayland Prensesi Mahachakri Srinthorn yaptı.
Prenses, açılışın ardından, yanındaki kalabalık heyetle doğruca Türk bahçesine geldi. Prensesi Türkiye’nin o dönemki Tayland Büyükelçisi Mümin Alanat karşıladı. Prensese bahçeyi gezdiren Büyükelçi Alanat, bir de hediye sundu. Hediyenin ne olduğunu hatırlamıyorum. Hafızamda bir çini tabak kalmış ama emin değilim.
Prenses Mahachakri Srinthorn, Türk bahçesinde bir süre kaldı. Sevgi Heykeli’ne, heykelin tamamlayıcı motifleri olan Yunus Emre ve Mevlana’nın dizelerine yoğunlaştı. Yine İznik çini panolarından birinin üzerinde işlenmiş, bir başka Karamanlı hemşerimiz Piri Reis’in haritası önünde durdu. Prenses’e gerekli açıklamalar yapıldı.
O yıllarda tahtta oturan Kral Bhumibol Adulyadej’in üç kızından biri olan ve fuarı babası adına açan Sirindhorn, boynuna asılı fotoğraf makinesini çıkarıp çok sayıda fotoğraf çekti.
Açılışta ve sonraki günlerde Türk bahçesine ilgiyi görünce, bir sözün, bir heykelin, bir kültürün sunumunun ne kadar önemli olduğunu düşündüm.
Dünyanın neresinde olursa olsun, güzel sanat eserleri zevki gelişmiş insanları buluşturur. Tayland’da Yunus Emre’nin sevgi tema’sı üzerine yapılmış heykel, Piri Reis’in haritası sırlanmış çini pano ve diğer objeler, bir bütünlük içinde Türk kültürünü tanıtmanın aracı oldular.
Sanatın dokunduğu yer güzelleşir. Sanatın olduğu yerde ince ruhlu, naif insanlar bir araya gelir. Sanat, çirkinliğin panzehiridir. Tayland’da çok şey gördüm. Ama aklımda kalan Yunus Emre ile karşılaşmam ve sanatın, estetiğin gücüne tanıklığım olmuştur.
Tayland Kralı Bhumibol Adulyadej’in tahta çıkışının 60. ve doğumunun 79. yıldönümlerini kutlamak amacıyla düzenlenen fuarda 2 bin 200 farklı çeşitte, 2.5 milyon bitki sergilenmişti. Arşivimde, bu fuarda çektiğim çiçek ve katılımcı ülkelerin standlarının fotoğraflarından yüzlerce kare vardır.
Tayland Prensesi’nin Türk Bahçesi’ni ziyareti bir milyonu aşkın tirajlı bir gazetenin sürmanşetiydi. Thairath adlı gazetenin haberinde, prensesin Türk Bahçesi’ni çok beğendiği ifade edilerek, Prenses Sirindhorn’un Türk heyetiyle birlikte heykeltıraş Burhan Alkar’ın “Sevgi Heykeli” adlı eserini incelerken çekilmiş fotoğrafı yer almıştı.
Türkiye, Türk Bahçesi’ni Tayland’a hediye etti. Yunus ve Mevlana’nın dizeleri, Piri Reis’in haritası ve Anadolu’nun sevgisini simgeleyen Türk Bahçesi’nin ziyaretçisinin çok olduğunu duydum. Daha sonraki Tayland gezilerimde Chiang Mai kentine gitmek kısmet olmadı.
Biliniz ki, Uzak Doğu’nun tropik bölgesindeki ormanlarla kaplı bir kentinde bir Türk Bahçesi var. Orkideler diyarına armağan ettiğimiz o bahçede konukları karşılayan Yunus Emre’nin “Sevelim Sevilelim” dizesi, bir tohum gibi, yeşereceği yeni kalplerde kendine yer buluyor. Büyük denizci Piri Reis’in ismi ise, Hint Okyanusu’nun en uzak noktasında haritasıyla yaşıyor.
Not: “Karaman’da Yunus Emre Ağaçları Olduğunu Hiç Duydunuz mu?” başlıklı yazımda Yunus Emre adı verilmesini önerdiğim yerlerden biri de İbrala Barajı olmuştu. Bazı okurlar haklı olarak karşı çıktılar. İbrala Yunus Emre Barajı denilerek çözüm bulunabilir. İbrala adı korunurken Yunus Emre ilavesiyle bölgenin bütününde Yunus Emre ortak isim olarak kayıtlara geçmiş olur. Teklif bizden, değerlendirmek ve DSİ’yi ikna etmek Karaman’ın yöneticilerinden.
Ahmet Tek