Karaman: Türbesini Saklayan Şehir

Yunus Emre Camisi ve Yunus Emre Türbesi’ni yerin dibine batırmışlar. Kimler mi? Bunu bana sormayın. Bu ayıp Karaman halkının gözü önünde gerçekleşti. Herkes baktı ama kimse görmedi. “Ne yapıyorsunuz, ne oluyor?” diye soran, feryat edip bağıran bir Allah’ın kulu çıkmadı.

Çok kişi şu soruyu soracaktır: “Yunus Emre Cami ve Türbesi yerli yerinde duruyor, nasıl yerin dibine batırılmış?”

Benim yüreğimin “cızzz” ettiği hallerden biri, bize emanet edilen her ne ise o emanete sahip çıkılmamasıdır. Camiler de bu emanetlerden biridir. “Camilerimizin kliması da var, boya badanası da…Halılar yenilendi. Temizliği düzenli yapılıyor. İmamımızdan Allah razı olsun, çok memnunuz” diyenler olacaktır.

Namazın şartlarını sayarken, “içindeki” ve “dışındaki” diye ikiye ayırırız ya; emanetlere sahip çıkmanın da “içindeki” ve “dışındaki” şartları vardır. Yunus Emre Cami ve Türbesi’nin içindeki şartları tamdır, eksik bırakılmış bir yanı yoktur. Çok güzel ama yeterli mi?

Yunus Emre Cami ve Türbesi için “dışındaki” şartların olmadığından kimin haberi var? Kim üzülüyor? Kim çözüm için girişimde bulunuyor? Önce Yunus Emre Cami ve Türbesi’nin “dışındaki” şartların ne olduğuna açıklık getireyim.

Kat Kat Asfalt

Türkiye’de belediye hizmetlerinin en belirgini ve seçmen nezdinde takdir toplayanı asfalttır. Kullanılmasa bile kaldırımdır. Asfaltın nasıl yapıldığı hiç önemli değildir. Yeter ki yollar deşik deşik gözükmesin. Zemini asfalta hazırlamak hem zaman alıcı hem maliyet artırıcı. Kolay yolu, mevcut zemine bir kat daha asfalt dökmek. Aynı yola birkaç yılda en az bir kez asfalt döküldüğü dikkate alınırsa 25-30 yılda yolun yüksekliği bir metreden fazla artacaktır.

İşte Yunus Emre Cami ve Türbesi’nin başına gelen budur. Yollar yükseldikçe cami ve türbe aşağıda kalmış. Türbenin çatısı neredeyse yolun hizasına inmiş. Yunus Emre Cami ve Türbesi’ne giriş için yol seviyesinden on üç (13) basamakla aşağıya inmek gerekmektedir. Eğer gerekli çalışmalar yapılmazsa, yakın gelecekte cami ve türbe, “Yerebatan Sarnıcı” gibi, yeraltına gömülmüş olacaktır.

Muhtar Pekoğlu’nun Feryadı

Kirişçi Mahallesi Muhtarı ve Yunus Emre Cami Derneği Başkanı Selahattin Pekoğlu’nun feryadı umarım duyulur. Pekoğlu, türbenin yol zemininin çok altında kaldığını belirterek, şunları söyledi:

“Yunus Emre Cami ve türbenin önündeki yol 1,5 metre yükselmiş durumda. Türbeyi yoldan görmek mümkün değil. Adeta kaybolmuş. Yunus Emre Türbesi’nin Karaman’da olduğunu Karaman’ın çocukları bile bilmiyor. Yolun seviyesi düşürülse türbe görünür hale gelecek.”

Sayın Pekoğlu, bir önemli sorunun da cami ve türbenin otoparkının bulunmaması olduğunu söyledi. “Biz Yunus Emre Cami Derneği olarak uzun uğraşlardan sonra türbenin önündeki ankesörlü telefonları kaldırttık. Şadırvanı temizleyip parlattık, demirleri boyattık ve hem caminin hem türbenin giriş kapılarını fotoselli yaptırdık” diyerek, camiyi ve türbeyi sahiplendiklerinin örneğini verdi.

Selahattin Pekoğlu, “Yunus Emre’ye, Taptuk Emre’ye, İsmail Hacı’ya sahip çıkmamız gerek. Biz Yunus Emre’yi ziyarete gelenlere çay ikram etmek istiyoruz, broşür vermek istiyoruz. Misafirlerin buradan huzurlu ayrılmasını istiyoruz. Öncelikle Yunus Emre Cami ve Türbesi’nin etrafının açılmasını, bu eserlerin ortaya çıkmasını, görünür olmasını istiyoruz.” diye devam etti.Kuru Çınar Yıkılırsa Türbeyi de Yıkar

Selahattin Bey bir başka tehlikeye de işaret etti. Türbenin giriş kapısının karşısındaki kuru çınar ağacının türbe duvarlarına zarar verebileceğini belirterek, “Bu ağaç kurudu. Anıt ağaç değil. Yaşı 100 bile yok. Yıkılma tehlikesi var. Yıkılırsa türbeyi çökertir. Bu ağacın buradan başka yere taşınmasını istiyoruz. Ama vakıflardan izin alınamıyor. Bilirkişi gelip inceleme yapsın. Onlar da hak verecektir” dedi.

Karamandan.com’da 3 Şubat 2021 tarihinde “Karaman’a Yunus Emre Meydanı Yapılabilir mi?” başlıklı yazımda şunlara dikkat çekmiştim:

Karaman, “Miskin, Garip, Âşık, Bîçare, Koca, Derviş” lâkaplı Yunus Emre’nin adıyla meşhur olan camiyi ve türbe civarını bugünkü haliyle bırakamaz.

Bu bölge yeniden düzenlenmek zorundadır. Yunus Emre Camisi ve çevresi Millet Bahçesi projesinden daha önemsiz değildir. Karaman’ın bazı cami ve mescitleri nefes alamaz haldedir, soluk almamaları için adeta boğazlarına ilmek geçirilmiştir.

Yunus Emre Yılı, güzelim eserlerin etrafını çöplükten daha çirkin gösteren, beton kollarıyla onları boğarak öldürmeye yeltenen, adeta gözlerden saklamak amacıyla yapılmış binaların tasallutundan kurtarılmasına da vesile olabilir. İşe Yunus Emre Camisi ile başlanması gerekir.

Camilerin etrafında ne kadar ayıplı bina varsa; göze batan, hakkında dedikodu çıkarılan, sessiz kalınan, göz yumulan, iltimas geçilen vatandaşın tasvip ettiği veya etmediği o binaları el birliğiyle başka yere taşımak gerekir.

Bugünden yarına hemen olmasını beklemek doğru değildir. İsterse 50 yıl sürsün, yeter ki bir adım atılsın. İlk adımın atılacağı yer ise Yunus Emre Camisi civarı olsun.

Önce Karaman halkı bunları canı gönülden istemeli ve çaba göstermelidir. Esnafı, ev kadını, çiftçisi, işçisi, emeklisi, memuru, muhtarı, belediye meclis üyeleri, belediye başkanı, milletvekili Yunus Emre Camisi çevresinin kentsel dönüşüm kapsamına alınması ve burada bir Yunus Emre Meydanı ve Yunus Emre Külliyesi yapılması için el ele vermelidir.

Bu hedefi Karaman için büyük ve yapılamaz görenler çoğunlukta ise, bu hedef Karaman’ın boyunu aşar diye endişe ediliyorsa lütfen kolayından başlansın. Yunus Emre Cami ve Türbesi’nin çevresindeki yollar ele alınsın. Bu çalışma belediye ekipleri için üç-beş günlük iş. Asfaltlar kazınır ve zemin düşürülebilir. Bu çalışmalarda mühendislik bilgisinin yanı sıra mimari ve peyzaj açısından da uzmanlardan yararlanılmalıdır.

Yürüyen Evden Gömülen Camilere

Daha geçenlerde ABD’nin San Francisco kentinde bulunan 1800’lü yıllara ait Victoria tarzı iki katlı ev, 800 metre uzaktaki bir caddeye nakledildi. ABD’li bir vatandaş evine böyle değer verirken, 300 bin nüfuslu Karaman’ın, gözbebeği bir eserin yerin dibine batmasına kayıtsız kalmasına gönlüm razı gelmiyor.

Aslında cami çevresindeki her çalışma için müftülüklerden, vakıflardan veya başka birimlerden izin alma şartının kapsamı daha geniş olsaymış. Dikbasan başta olmak üzere Karaman’ın güzelim camileri çok katlı evlerin arasında kaybolup gitmezdi. Maalesef Karaman’da cami cemaati, güneş almayan, rutubetli zemin katlarda oturmak zorunda kalan kiracılar gibi.

Karaman’daki asırlık cami ve mescitlerin metrolardaki mescitler veya İstanbul’daki Yeraltı Cami gibi gün ışığından mahrum olmasına çözüm bulunmalıdır. İnşallah ilk adım, Yunus Emre Cami ve Türbesi’nden, arşivlerdeki adıyla Kirişçi Camisi’nden atılır.

Ahmet Tek
Fotoğraflar: Selahattin Pekoğlu