Karamanlı mı Ermenekli mi

Kim Daha Duyarlı?…

“Ermenekli, Karaman’a göre şehrinde olup bitenlere karşı daha duyarlı. Ermenekli, şehrinin haberlerini okumakta, Karaman’dan daha önde.”

Bu cümleler yargı cümlesi ama gerçekliği tartışılır. Hiçbir bilimsel yanı yok.

“Karamanlı mı yoksa Ermenekli mi daha duyarlı?” diye sorsam. Haklı olarak “hangi konuda?” sorusuna muhatap olurum.

En güzel soru, kısa sorudur. O halde şöyle soruyum:
“Karamanlı mı, Ermenekli mi şehrine, şehrindeki sorunlara ve konulara daha duyarlı?”

Bu soruyu sormaktaki niyetim, Karamanlı ve Ermenekli bireylerin şehirleri ile ilgili olayları takip etmelerindeki özen ve aidiyet duygularının yoğunluğuna ilişkin bir öngörümü sizlerle paylaşmaktır.

Öncelikle, bu yazının bilimsel bir temeli yoktur. Yazıda kent sosyologlarının alan çalışmalarından veriler de yer almamıştır.

Bu nedenle bu yazıda aidiyet duygusu yerine isteyen “gönül bağı” ifadesini kullanabilir.

Bireylerin doğup büyüdükleri veya köklerinin bulunduğu köy, kasaba ve şehirleri sevdikleri bir gerçektir. Ülkemizde bu durum, büyük şehirlerdeki hemşehri derneklerinin sayısal çokluğuyla kendini göstermektedir.

Karaman’da daha önce bir başka yerde yazı yazdım. Yazdığım yerin mülk sahipleri bile ne yazdığımı merak etmedi. Bu yazılarımın okurları hep aynı sayı etrafında gitti geldi. Bir gün Ermenek üzerine yazdım, okur sayısı daha öncekileri katladı.

“Belki o yazı ilgi görmüştür, illa Ermenek yazısını Ermenekli okuyacak değildir ya” dedim. Birkaç kez Ermenek içerikli yazım çıktı, bu yazıların okuyucu sayısı da diğerlerine oranla yüksek oldu.

Yerelde yayın yapan medyanın okuyucusu sadece o bölgenin sakini değildir. Karaman merkezli bir medyada çıkan yazı internet sayesinde dünyanın her yerinden okunabilmektedir.

Dikkatimi çeken bu durumu, Karaman’daki haber sitelerinden izlemeye çalıştım. (Sadece üç siteye bakabiliyorum.) İlk gözlemim, belediye haberlerinde Ermenek’ten kullanılan haberlerin Karaman merkezinin önünde olduğudur.

Ayrıca Ermenek haberleri daha fazla okunmaktadır. Karamandan.com’da çıkan Ermenekli muhtarın hamur yoğurması haberi ile yine Ermenek’te bir bank haberi, Karaman’la ilgili birçok önemli haberden fazla okunmuştur. Karadağ’ı anlattığım bir makalemin okur sayısı, Zeyve’yi anlattığım makalenin okur sayısının çok gerisinde kalmıştır. (Karadağ Karaman’da, Zeyve Ermenek’tedir.)

Geçen yıllarda Karaman’da duyduğum yakınmaların başında “Ermenekli hakimiyeti” vardı. Bu söz herkesin dilinde sakız olmuştu. Karaman sanki Ermenek’in idaresi altına girmiş gibi ifadeler duymuştum. Doğruysa, bundan şikayet etmek yerine Ermenek’i tebrik etmek lazım.

Karaman’a ne zaman gitsem, Karamanlıların şehirlerine aidiyet duygularının, gönül bağlarının zayıf olduğu hissine kapılıyorum. Şehrin gündemindeki konuyu kime sorsam, net cevap alamıyorum, “böyle diyorlar” kolaycılığına kaçılıyor.

Kişisel görüşüm, Karaman’da güncel konularla yıllanmış sorunlara doğru cevap aranmıyor. Bunun yerine dedikodu ve söylenti öne çıkıyor. (Ekonomideki kötü para, iyi parayı kovar ilkesi gibi)

Bu durumu izale etmenin yolu siyasi parti teşkilatları ile sivil toplum kuruluşlarının aktif olmaları, kendi alanlarındaki konularla ilgili bilgi eksikliğini gidermeleridir.

Elbette en önemlisi, yerel ve idari yöneticilerin, şeffaflık ilkesi gereği, doyurucu açıklamalarla kamuoyunu bilgilendirmesidir.

CHP, milletvekili İsmail Atakan Ünver’in kişisel gayretiyle, Karalgazi’ye adeta çıkarma yaptı. Mermer ocaklarının, tarım arazilerini kullanılmaz hale getireceği iddiasıyla bölge, tarihinde ilk kez gövde gösterisine tanık oldu, bu kadar politikacıyı ilk kez bir arada gördü.

Çevrecilik adına yapılan her eylem, her toplantı halk tarafından olumlu karşılanır. Bu durum dünyanın her yerinde böyledir. Yeşiller hareketinin Avrupa’da hoşgörülü karşılanması bu yüzdendir.

Karalgazi’de neler oluyor veya neler olacak? Bilgisi olan var mı? Nerede, ne kadar mermer ocağı açılacak? Kaç kişi veya kaç işletme ruhsat almış? Bu ruhsatlar kimlerden alınmış? Bölgenin verimli tarım alanlarında işletme açılacağı iddia ediliyor. Tarlasını satan, tarlasında mermer ocağı açılması için izin veren Karalgazili var mı?

Mermer ocaklarına karşı herhangi bir dava açıldı mı? “Karaman’ın en mümbit arazilerinde tarım yapılamayacak” sözü çok büyük bir iddiadır. Böyle bir iddia varken, dava açmak kimsenin aklına nasıl gelmez?

Geçen yıl, Karadağ’ın altı oyuluyordu. Bu iddia dedikodu çıktı, arkası gelmedi, söndü gitti.

Bu soruların hiçbirinin yanıtı yok. Bilgi eksikliği ile halkın desteğini almak asla mümkün değildir.

Karaman’ın yarım kalan her yatırımının akıbeti konusunda da aynı sorun var. Bilgi eksikliği. Bunu kim giderecek?

Hayvan Pazarı projesi için kopan fırtınadan haberiniz olmuştur. Ortada yapılan bir iş yok. Adı üstünde proje. Ama o proje “filan” partininmiş. Bir başka parti onu sahiplenmesinmiş. Hele bir bitsin, ondan sonra çıkın ortaya. Ne bu aceleniz?

Aktekke Cami çevresi, kent meydanı projesi ne oldu? Unuttunuz mu? Ben hatırlatıyım.

Ortada fol yok yumurta yokken Sulu Park’a gaddarca saldıranları ne çabuk unuttunuz? Ağaca hasret Karaman’ın birkaç ağaca sahip meydanı nasıl talan edilmişti. Kent meydanı yapılacaktı, meydanda ağacın ne işi vardı? Öyle söyleyip yandaş bulmadılar mı? Hani meydan? Hangi meydan?

Kim kıydı o ağaçlara? Ağaç katilleri şimdi neredeler? Ne iş yapıyorlar? Ağaç katili olarak kimleri hatırlıyorsunuz? Belediye Başkanı kimdi, Meclis üyeleri kimdi? Ağaçları kesme talimatını kim verdi? Hangi elemanlar kesti?

Nolacak birkaç ağaç kesildiyse. Aktekke’nin çınarları kesilmedi ya? Böyle mi düşünüyorsunuz? Bir gün birileri gelir, o çınarları da keser, yine kimsenin gıkı çıkmaz.

Yıkılan hastanenin, Anafartalar ve Kale okullarının boş arazisi bakalım kaç belediye başkanı görecek? Biliyorsunuz, Aktekke, üç belediye başkanını uğurladı.

Şehrin aydın kesimini, kalem sahiplerini, medyada çalışan gayretli emekçileri unutmadım. Belki asıl görev öncelikle bu kesime aittir. Onlar halka doğruyu, gerçeği ve gelişmeleri aktarmakla yükümlüdür.

Kent Meydanı konusunda yeni başkan (artık yeniliği kalmadı ama herkes öyle söylüyor) Savaş Kalaycı’dan, MHP’den herhangi bir açıklama duydunuz mu?

Borç batağında bir belediye devraldıkları halkın ağzında, ama hesap kitap ellerinde olan yöneticiler sus pus. Ne kadar borç var? Ah bir ortaklık olmasaydı, neler duyardık neler. (Bu konuları da paylaşacağız inşallah. Ama önce Karamanlı merak edecek, neler oluyor, diye)

Geçmişteki yazılarımdan birinde, “Karaman, Ermenek’in dağ başlarına kadar ulaşan hizmetlerine sahip olmak için daha ne yapsın?” demiştim. Bu ifadem, Ermenek’e hizmet ve yatırım yapılmasın anlamında değildi. Karaman, Ermenek’in gerisinde bırakılmasın mesajı taşıyordu.

Gerçekten, çok az nüfusa sahip yerleşim yerlerinin yolları otoban gibiydi. Olsun. Niye yapılıyor, diyerek karşı çıkmak için yazmadım. Ama Karaman merkezinin köyleri de öyle olsun istemiştim.

Karamanlı şehrine gönül bağıyla bağlı olsa, yıllardır şikayet ettiği sorunların büyük bölümünü bugün geride bırakmış olurdu.

Şehre aidiyet duygusu ve şehri sevmek, o şehrin değerlerinin farkında olmaktır. Toprağının, suyunun hakkını gözetmektir. Allah’ın emanet olarak verdiği doğal zenginliklere sahip çıkmaktır. Dünden bugüne kalan her eseri korumaktır. Sorunlarının bilincinde olmaktır. Şehrinin ve şahsının hakkını aramaktır. Doğru bildiğini söylemek, bilmediğinde susmaktır.

Gönül, “Karaman mı, Ermenek mi daha duyarlı?” sorusu yerine “Karamanlı da Ermenekli de çok duyarlı” cümlesinin gerçek olmasını istiyor. Ayrıca ben Ermenek’in Karaman’ın en önemli parçası olduğuna inanıyorum.

Bilinçli vatandaş kendini ve kentini dik tutar. Aidiyetin koşullarından biri katılımcılıktır. Demokratik katılımcılık ilkesi bu yüzden önemlidir.

En temel fizik kanunudur: Doğa boşluk kabul etmez. Bu kanun, sosyal hayatta da metafizik alanda da geçerlidir.

Cami cemaati, önündeki safta boşluk varsa bulunduğu yerden oraya geçer. Safta yer almayan cemaatten sayılmaz.

Şimdi kendimize soralım. Karamanlı mı, Ermenekli mi daha çok okuyor? Şehrin sorunlarına, şehrin haberlerine kim daha duyarlı?

Bir şehri sevmek, o şehirden haberdar olmakla başlar. Karaman’da neler olup bitiyor, haberi olan beni de haberdar etsin.

40 yıl “sözde gazeteci” olarak ekmek parası kazanmış biri olarak Karaman’la ilgili konuları ara ara sizlerle paylaşıyorum.

Acaba “gazeteci olduğumu iddia ederken”, gerçekte Karaman-Mut yolu güzergahında tezgah açıp koyun yoğurdu mu satıyordum? Beni tanımayan, bozuk ve anlaşılmaz cümlelerle güya yazdıklarımı eleştirmek isteyen okuma özürlülere ne desem boş. Kafalarından gelen “tın tın” sesini Ankara’dan bile duyuyorum.

Ahmet Tek