Gel de bu işe Şaşma! Siz, 500 ödül kazanmış birini duydunuz mu? 48 yıllık ömre 500 ödül sığdırmak dile kolay! Bu bir dünya rekoru olmalı… Guinness Rekorlar Kitabı’na girecek çapta büyük bir başarı. Bu ödülün sahibi bir Karamanlı. Gel de bu işe Şaşma…
Siz, 500 ödüllü birini duydunuz mu? Bunca ödül neden, nasıl, ne zaman, nerede ve kimden alınır? 500 ödüllü rekortmenin belge ve plaketlerle çekilmiş fotoğraflarını, haberini ve onunla yapılmış bir röportajı hangi dergide, hangi ulusal gazete ve televizyonlarda gördünüz?
Sorular, sorular, yanıtsız sorular. Göremezsiniz. Çünkü bu rekortmen Karaman’da yaşıyor. Üzerine beton dökülüp gömülmemiş ama kimsenin böyle bir insandan haberi yok. O, kanlı, canlı, sessiz sedasız çalışıyor, üretiyor ve ödül toplamaya devam ediyor. Son ödülünü birkaç hafta önce aldı. Kimse görmese de, tebrik etmese de haberini yapmasa da…
Karaman, dünya rekortmeninden habersiz. Bu rekorun sahibi bir başka şehirde yaşasaydı inanın Türkiye tanırdı. Bizim rekortmenimiz mütevazı, başarılarını paylaşmaktan hicap duyanlardan. Her düğünün kamberi olanlara benzemiyor. Onlar bağırıp çağıran takımı. Kendi alkışlarını kendileri yapan tayfasından. Bizim rekortmenin yolu başka. Onlardan ayrı güzergâhta; tek başına yürüyor, başka telden çalıyor.
O bir şair. Yarışmalara şiirler gönderiyor. Her yarışmadan ödül kazanıyor. Denemeleri ve hikâyeleri de var. Adı İbrahim Şaşma. Bugüne kadar 5 kitabı yayımlanmış. Sadece ödül kazanan şiirlerinden bile en az 3 kitap basılır.
Bir zamanlar Ortadoğu adlı MHP çizgisinde bir gazete çıkardı. O gazetede 1 Eylül 1975 tarihinde Ömer Öztürkmen imzalı “Cumhurbaşkanına Açık Mektup” başlıklı uzun bir yazı yayımlandı. O yıllarda Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’tü.
Rahmetli Öztürkmen’in mektubunun olduğu gazetenin o sayfasını hâlâ saklarım. O gazetenin okuru değildim; o gün gazeteyi mektup için almıştım ve sadece mektubun basılı olduğu sayfayı saklamıştım. Mektup şöyle başlıyordu:
“Bir Sezai Karakoç vardır Sayın Cumhurbaşkanım. Adını, sanını belki de ilk defa benden duyduğunuz 43 yaşındaki bu Mülkiyeli genç, uzun müddet Maliye’de çalıştıktan sonra istifa etmiş, kendi halinde, alçak gönüllü bir insandır. İnsandır Sezai Karakoç ama, alelâde bir insan değil.”
Sezai Karakoç’un edebi yönünün, dehasının, eserlerinin anlatıldığı mektupta şu ifadeler de yer alıyordu:
“İşte böylesine büyük bir değer, bir değil bin Nobel’le hakkını veremeyeceğimiz bu büyük insan, şu anda Cağaloğlu’nda 8 metrekarelik bir odada ve ondan çok daha geniş olmayan bir evde Türk toplumuna yeni sanat eserleri kazandırmanın sancısını çekiyor. Gönlüm el vermedi Sayın Cumhurbaşkanım. Böyle bir dehayı, bizim devrimizde dünyaya gelen böyle bir kafayı, bir şans eseri olarak aramızda yaşayan bu büyük insanı tanımamış olmanıza gönlüm elvermedi. Onu size ve sizin şahsınızda bütün Türk münevverlerine tanıtmak, anlatmak, yalnız Türkiye için değil, dünya medeniyeti ve insanlık tarihi için de bir kazanç ve iftihar vesilesi yapabileceğimiz bu üstün insan etrafında bir ilgi halesi kurmak, bana uzun müddettir ağırlığını duyduğum tarihi bir sorumluluk gibi geldi.”
Mektupta en önemli konulardan biri ise bugün de ihtiyaç duyduğumuz bir eksikliği hatırlatmak olmuştur. Mektupta o bölüm şöyle yer alıyor:
“Çankaya köşkünde zaman zaman siyasi şahsiyetlerle veya yakınlarınızla yaptığınız görüşmeler ve akşam sohbetleri gibi ayda yılda bir defa olsun toplumumuzun Sezai Karakoç çapındaki değerli fikir ve sanat adamlarıyla da bir araya gelmenizi gönül ne kadar isterdi. Her Allah’ın günü kavga, itham, iftira ve çekişmelerle geçen bu siyasi atmosferde zamanınızın bir kısmını böyle kültür ve sanat sohbetlerine ayırmanız, hem memleketimizin kültür hayatına bir canlılık getirmiş, hem de zatıalinizin dinlenmesi için güzel bir fırsat yaratmış olmaz mı? Çankaya köşkünde neden bir hukuk müşavirliği, bir basın müşavirliği olsun da bir kültür müşavirliği olmasın. Gönül isterdi ki, cumhurbaşkanlığı gibi güzide bir devlet müessesesinde Türk kültürü ve Türk tarihi alanlarında otorite olan şahsiyetlerden kurulu bir kültür müşavirliği bulunsun, haftada veya on beş günde bir toplanmaları sağlansın. İşte Sayın Cumhurbaşkanım o zaman Sezai Karakoç’u onunla beraber nice ilim, kültür ve sanat adamlarımızı tanımak, onlarla istişarelerde bulunmak gibi hayırlı bir fırsat elde etmiş olurdunuz. Emin olunuz böyle bir teşebbüs, hem zatıaliniz hem de Türk kültürü için büyük bir kazanç olacaktır.”
Biz de bu mektuplar genellikle kale alınmaz. Bu mektubun akıbeti de öyle oldu. Böyle oldu diye Sezai Karakoç’un Sezai Karakoç’luğu sona mı erdi. Tam tersi. Kültür ve edebiyat dünyasında Sezai Karakoç’u tanımayan mı var! Karakoç’la ilgili eser sayısı bini geçmiştir, hakkında yüzlerce akademik çalışma yapılmıştır. Şiirleri üç kuşaktır ezbere okunuyor, kitapları yeni baskılar yapıyor.
Sezai Karakoç, 2007 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen Kültür ve Sanat Büyük Ödülünün sahibi oldu. 2011’de ise
Edebiyat dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü ile onurlandırıldı.
Ömer Öztürkmen’in mektubunun tamamını okumanızı öneririm. Kültür dünyamıza derinden bir bakış ortaya koymuştur. Dünden bugüne önemli değişiklikler olmuştur. Onlardan biri de Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu oluşturulmasıdır.
Rahmetli Sezai Karakoç’u ve Karakoç için dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e mektup yazan rahmetli Ömer Öztürkmen’i hatırlatan olay İbrahim Şaşma’nın şiir sevdasıdır, şiirle çevrili dünyasıdır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mektup yazacak da değilim. Benim çağrım Karaman Valisi Tuncay Akkoyun’adır.
Sayın Valim, Karaman’da ayda bir kez olsun kültür sanat erbabıyla sohbet etseniz, yazarlarla ve şairlerle şehrin bir başka yönünü değerlendirseniz! Size ve Karaman’a çok katkısı olur.
İbrahim Şaşma, 1974 Karaman doğumludur ve Karaman’da memur olarak görev yapmaktadır. Şiire ve edebiyata ilköğretim yıllarında merak sarmıştır. Yaklaşık 38 yıldır edebiyatla iç içedir. İlk şiirleri lise yıllarında yerel gazetelerde yayımlanmaya başlamıştır. Hece ağırlıklı olmak üzere serbest tarzda şiirler yazmıştır. Aynı zamanda öykü ve denemeleri vardır. TRT repertuvarında bestelenmiş eserleri bulunmaktadır. Eserleri Erciyes, Çıngı, Kültür Çağlayanı, Kumru, Başarı, Ortanca, Kardelen, Ozan Ağacı başta olmak üzere birçok edebiyat dergisinde, yerel ve ulusal gazetelerde yayınlanmıştır. Yerel radyo ve televizyonlarda programlar hazırlamış ve sunmuştur.
Şair ve yazar İbrahim Şaşma, Türk şiirinin en çok ödül alan şairi olarak bir rekora imza atmış olup ülke çapında ve birçok ülkede düzenlenen öykü, şiir, kompozisyon gibi edebi alandaki yarışmalarda sayısı beş yüzü bulan başarı ödüllerinin sahibidir. Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) İl Denetleme Kurulu üyesidir.
Yayımlanmış kitapları şunlar:
Şiir: Aç Gözlerini Anne (2006), Hicran Yağar Karaman’a (2009) Nâr-ı Muhabbet (2015) Tuz (2019) Beni Kalbimden Tanı (2022)
Öykü: Asmalar Üzüm Vermeyecek (2008)
İbrahim Şaşma’nın ödül kazandığı yarışmalardan ve jüri üyelerinden bazıları şunlar:
1- Ümraniye Belediyesi’nin düzenlediği 15’inci Geleneksel Şiir Yarışmasında “Aşiyan” isimli şiiri ile yaklaşık 4900 eser arasından birinci oldu. Türkiye’nin en prestijli şiir yarışması olarak kabul edilen yarışmanın seçici kurulunda Prof. Dr. Nurullah Genç (Şair), Prof. Dr. Mustafa Uzun (Edebiyatçı), Prof. Dr. Hasan Aksoy (Edebiyatçı), Doç. Dr. Mehmet Güneş (Edebiyatçı), Yrd. Doç. Dr. Bahtiyar Aslan (Edebiyatçı) yer aldı.
Ümraniye Belediyesi tarafından bastırılan kitaba ise İbrahim Şaşma’nın şiirinin adı olan Aşiyan ismi verildi.
Aşiyan’dan bir bölüm:
“Ya kurusun çeşmeler, ya su içir elinden
Kör kuyudan çıkarım tutunsam saç telinden
Yandığımı bilirsin, bilirsin ya gül anam
Dokunsam alev alır, yüreğimde kül anam
Mahşer günü yazılı, bu ilahi celbimde.
Hadi sen öldün gittin, ne gezersin kalbimde.
Yüreğim yangın yeri ve tutuşur aşiyan.
Anlamadım be anne, kim ölü-kim yaşayan.”
2- Kayseri Büyükşehir Belediyesi 3. Kadı Burhaneddin Şiir Yarışması’nda dördüncülük. Türkiye genelinde 3 bin kişinin katıldığı yarışmaya gönderilen şiirler, Prof. Dr. Nurullah Genç, Yavuz Bülent Bâkiler, Hayati İnanç, Prof. Dr. Alaattin Karaca, Dr. Celâl Fedai, başta olmak üzere alanlarında söz sahibi seçkin akademisyen ve kalemler tarafından titizlikle değerlendirildi. Şaşma bu yarışmaya “Cümle cihan gezdiren, nerede tahta atım? / Bir nefes kadar imiş, çocuksu saltanatım. dizeleriyle beğenerek okuduğum “Nerde Benim Beş Yaşım” isimli şiiri ile katılmıştı.
3- Rize Belediyesi ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi işbirliği ile Doğu Karadeniz Bölgesi’nin geçim kaynağı çayın tanıtımına yönelik ilki düzenlenen ‘Çay’a Güfte Yarışması’nda “Dem” adlı eseriyle birincilik ödülü.
206 şiirin değerlendirildiği yarışmanın jürisinde “Kırşehir Üniversitesi’nden Öğr. Gör. İsmail Kasap, Gazi Üniversitesi’nden Öğr. Üyesi Dr. Mustafa Tatcı, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nden Öğr. Üyesi Dr. Ümit Hunutlu ve Prof. Dr. İhsan Safi ile Yazar Leyla İpekçi yer almıştı.
Dem’den bir dize:
“Çay dergâhında can, kini bırakır.
Kaşık cama değse, tını bırakır.
Her yudum bir kalpte, anı bırakır.
Kara gözlerinin demine yârim.”
4- Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörlüğü ve Kahramankazan Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen “Mehmet Âkif Ersoy ve İstiklâl” konulu şiir yarışmasında “Göğe Bakmaya Çağır” isimli şiiri ile birincilik ödülü. Seçici Kurul şöyle:
Prof. Dr. Nâzım H. Polat (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi), Dr. Öğr. Üyesi Necmettin Turinay, (TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi), Yağmur Tunalı (Şair-Yazar)
Bu şiirden de tadımlık bırakıyorum:
“Akif’çe bir dokunuş, Asım’ca bir bakışsın.
Sen benim yüreğime, işlenmiş bir nakışsın.
Sûra üfler İsrafil, sana kem göz değerse;
Ağlarsa al bayrağım ve boynunu eğerse.
Aslımı unutursam tükür yüzüme ve bağır.
Sen her şafakta beni, göğe bakmaya çağır.”
Necip Fazıl şairleri, sıradan insanlardan üstün bir kavrayış sahibi olarak “ilahi emanetin temsilcisi” olarak görür. Ona göre şair, “büyü, sır, tılsım ustası”dır. Karaman’ın “büyü, sır, tılsım ustaları”na selam durmak boynumuzun borcudur. İbrahim Şaşma, kendini şiire adamış bir güzel insandır. Keşke Karaman’da ayda bir kültür sanat toplantıları yapılsa, İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz başarılı ozan ve şairlerimizi okullara davet ederek öğrencilerle tanıştırsa. Keşke, keşke, keşke!
(Devam Edecek)
AHMET TEK